Ülkenin her yanı açık hapishane haline gelmiş durumda. Kapalı hapishaneler yetmiyor artık. Boynuna poşu bağladı diye, Kürtçe müzik dinledi diye, zalimlere karşı durdu diye, diye, diye sivil insanları içerlere doldurdular. Yetmedi, öldürüyorlar şimdi. Suçları, kendi seçimleri olmayan Kürt coğrafyasında doğmuş olmaları ve kimliklerini onurla taşımaları. Onları yok saymaya çalışanlara direnmeleri…
Ne utanıyorlar, ne de arlanıyorlar. Sivillere saldırıyorlar. Üstelik bu ilk de değil. Bahaneleri hazır: "Terör". AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik arlanmadan anlatıyor, eğer "terör" olmasaymış bu insanlar ölmezmiş, kazaymış. Sanki trafik kazasından söz ediyor. Sanki devletin alışkanlığı değilmiş gibi. Unuttular mı faili belli 17-18 bin sivil insanı, okul çağındaki çocukları öldürdüklerini? Doksanlarda devlet eliyle öldürülen Yoncalı köylülerini, Yoncalı köylüleri ilk değildi elbet ama ilk açığa çıkandı, hani öldürdükten sonra yamaca ölülerini sıralayıp çatışmada ölen PKK’liler diye kamuoyunu yanıltmaya çalıştıklarını. Eski alışkanlıkları, utanmıyorlar. "Terörist" sandık diyorlar.
Neleri nasıl yaptıklarını özel timci adamları anlatıyor bir bir şimdi. Devlet utanmıyor, halk utanmıyor da toprak utanıyor parçalanan cesetlerden. Ama ısrarla tek din, tek dil, tek millet diyorlar. Öldürmekten bıkmadılar, kanla besleniyorlar. Kürtlerin onca ölüme zulüme karşın kimliklerinde, dillerinde ısrarlı olması, onca ölüme-zulüme karşın direnmesi, herkesi çıldırtıyor/ çıldırttı. Yoksa bu vahşetin, çoğu çocuk yaştaki 35 canı sorgusuz sualsiz katletmelerinin başka bir anlamı olabilir mi? Çıldırdılar, asimile edemedikleri halkı yok etmeye yemin etmişler, ülke toptan cinnet geçiriyor. “Mustafa Kemal'in neferleriyiz“ diyerek bile bile yapılan katliamı onaylayanlar çıldırmışlar toptan. Kürt sorununu çözememenin, halkı sindirememenin, bu işin içinden nasıl çıkacaklarını bilememenin çılgınlığı bu. Çıldırmasalar, en yetkili ağızdan "Terör sadece pusu kurmak değildir, şiir yazarak da resim yaparak da olur" der mi? Sanatı ve sanatçıları "terörist" ilan eder mi?
Her yolu denediler, deniyorlar. Önce yoksulluğa, işsizliğe, açlığa mahkum, ediyor, sonra üstlerine bombalar yağdırıyorlar. Üstelik hiçbir savaşta kullanılmayan kimyasallarla saldırıyorlar. Öteden bu yana saldırı biçim değiştirse bile niteliği aynı, yıllardır aynı… Kandan, besleniyorlar. Korkuyorlar, özgürlüğün ayak seslerini duydukça korkuyorlar ve bu korku onları çıldırtıyor. Bu korku olmasa, ihtarsız, sorgusuz, sualsiz sivil insanlar katledilir miydi? "Terörist" diye gerillayı kötüleye kötüleye, bebek katilleri diye, diye korkularını yeneceklerini sanıyorlar. Aslında kimin katil, kimin insan olduğu parçalanan bedenlere bakınca anlaşılıyor. Yine çok açık anlaşılıyor ki, öldürdükleri canların bedenlerine bakınca kimin katliamı daha iyi bildiği, kimin insani, vicdani hiç kuralı tanımadığı anlaşılıyor. Ceberrut devlet, tekçilik adına işbirliği ile kendi yurttaşlarını yok ediyor. Türkçüler de buna eşlik ediyor.
Kimi kime şikayet edeceğiz ki! Yapılan bu vahşet insan olanın yüreğini yakıyor. Ama "Yüreklerin kulakları sağır" öyle olmasa tepki gösterilmez mi, hukuk işletilmez mi? Batıda iki keçi öldürülse kamuoyu ayağa kalmaz mıydı? Tv’ler “Flaş.. flaşşş!“ diyerek gündemde tutmaz mıydı? Hayvan hakları savunucuları sokaklara dökülmez miydi? Peki nerde o kamuoyu şimdi. Hayır söz konusu Kürt olunca, Kürt’ün yaşamı da hakları da askıya alınıyor. „Hak ettiler“ deniyor, en hafifinden görmezden geliniyor. Yaptıkları katliamı yetkili yetkisiz kılıf bulmak için çırpınıyor.
Uludere’deki katliam, vicdanı olan herkesi öldürdü… Dünyanın gözünde satılmış Türk basını da öldü. Yaptıkları katliama hemen kılıf bulamadıkları için, on iki saat sonra ekranlarda çarpıtılarak verdiler. Oysa, uluslararası haber kanalları olayı anında dünyaya duyurmuştu bile.
Çok yüzlü, Kürtleri öldürmeye yeminli iktidar, Kürtleri tüketerek meseleyi çözeceğini sanıyor. "Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir" talimatını yerine getirerek. Ama başaramayacaklar. Ne kanlı hediyeler gördü bu halk, çocuklarıyla terbiye edildi, ama bu sefer başaramayacaklar…