Fatih Yaşlı’nın „Kinimiz Dinimizdir (Türkçü Faşizm Üzerine Bir Deneme)“ adıyla Tan Yayınevi tarafından iki yıl önce yayınlanan kitabı, bugünlerde yeniden okunmayı hak ediyor. Kitap, Anadolu topraklarına İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafında ithal edilen Türkçülüğün kronolojisini ortaya koyuyor. Ermeni Soykırımı ile başlayan Türkçülüğün yükseliş hikayesi, Cumhuriyet tarihi boyunca diğer halkların asimile edilme çabaları ile doruğa ulaştı. Türkiye Cumhuriyeti devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntıları üzerinde kurulduğunda devlete egemen olan hakim ideoloji ırka dayalı Türkçülük olmuştu. Bu ideoloji her şeyde olduğu gibi Osmanlı’nın İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden miras alınmıştı. Daha doğrusu İttihat ve Terakki’nin Türkçülük ideolojisi olduğu gibi kabul edilmiş, Cumhuriyet rejimi boyunca uygulanmıştı. Bir imparatorluğu batıran Türkçülük sevdası Kemalist Cumhuriyet’in temeli oldu. İsmail Beşikçi’nin dediği gibi İttihat ve Terakki iktidarının Türkleştirme programında Ermeniler fiziki olarak yok edilecekti; Rumlar göçertilecek ve Kürtler asimile edilecekti. 


Kemalistler Kürtlere çarpıyor
Yazar, İttihat ve Terakki insanlık tarihinin en utanç verici Ermeni soykırımını gerçekleştirdikten sonra ağır bir yenilgiyle Osmanlı İmparatorluğu’nu dağılmayla yüz yüze bıraktığına değiniyor. Onların uzantıları olan Kemalistlerin ise İttihat ve Terakki’nin programını olduğu gibi devraldığını ifade ediyor. Bu politikaları uygulayan Cumhuriyet rejiminin ise bu coğrafyada yaşayan azınlıkları asimilasyona tabii tuttuğunu belirten Yaşlı, Kürtlerin asimilasyonunda ise kafalarının çelik gibi sert bir iradeye çarparak dağıldığını kaydediyor.
Yaşlı, Kemalist Cumhuriyet’in Türkçülük ideolojisini kurumsal olarak  yaygınlaştırmak ve toplumu milliyetçi bir zihniyetle şekillendirmek üzere bir takım uydurma mitler yarattığına dikkat çekiyor. Bu amaca bianen 1932’te Türk Tarih Kurultayı toplayarak Türklere anlı şanlı bir tarih yazdırdığını, Türk mitolojisinde olmayan Ergenekon, Asena gibi çeşitli mitler yarattığını söylüyor. Kemalist devlet uydurma bir mitoloji yaratırken ırkçılığa teşne birçok aydın da hemen buna uygun romanlar, tezler hazırlama yoluna gidildiğini ifade eden yazar, Nihal Atsız’ın „Bozkurtların Ölümü“, „Bozkurtların Dirilişi“ gibi romanları bu ideolojiye kan sağladığı görüşünde.

AKP geleneğin devamcısı
Yazar, genel olarak bütün faaliyetlerin sadece milliyetçiliği ön plana çıkarmak için yapılan çalışmalar olduğu kanatinde değil. Aslında bütün düşmanlığın sol ve komünizme yönelik olduğunu tezliyor. Yaşlı, Hitler’in Almanya’da iktidara gelmesi, Kemalist devletin de Hitler’i desteklemesi ırkçı milliyetçiliğin belli bir tabana yerleşmesine önemli katkı sağladığını da sözlerine ekliyor. Yaşlı’nın „Türkçü Faşizm Üzerine Bir İnceleme“ alt başlıklı incelemesi, Türk Başbakan’ın „kinine sahip çıkan dindar bir gençlik yetiştirme ve tek din“ vurgusunu yaptığı bu günlerde okunması gerekli bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Irkçı, Türkçü ve İslamcı bir parti olarak tüm toplumu yeniden şekillendirmeye çalışan AKP’yi çözümleyebilmek için bu ideolojinin gelişim evrelerini çok iyi bilmek gerekiyor.

MUSTAFA YELKENLİ