Uygarlığın Temsilcisi Kapitalist Modernite mi?

Forum Haberleri —

.

.

  • Bu yayınlarda bazen doğrudan bazen de dolaylı Kürt Özgürlük Hareketi hedeflenir ve Türk devlet terörü gizlenir, sanki Kürdistan’da halkımızı katleden, köyleri boşaltan, ormanları yakan, tarihi eserleri yıkan, yıkamadığını tahrip eden ve suların altında bırakan Türk devleti ve onun himayesindeki çeteler değilmiş gibi verilir.

İMAM CANPOLAT

ZDF’in ana haber bültenine bakıyorum, dil problemim olsa da görüntülerden ve bildiğim bazı kelimelerden anlıyorum verilen haberlerin bir kısmını. Ancak benim işaret edeceğim konuyu anlamak için dil bilmeye bile gerek yoktur. Örneğin Covid-19’a yönelik verilen güncel haberler gibi.
ZDF’te, Avrupa’nın hangi ülkesinden haber veriliyorsa o ülkenin görkemli tarihi eserleri ya da tarihi hükümet konakları (merkezleri) görüntüleniyor, eski uygarlıklara ait olan çeşitli tarihi eserler adeta o ülkelerin logoları olarak gösteriliyor, tıpkı kapitalist modernist dev şirket ve holdinglerin kullandığı logolar gibi….
ZDF, Alman devletinin resmi TV kanalıdır. Başkent Berlin’den haber programına katılan konuk ya da muhabir, Berlin’deki tarihi eserleri arkasına alarak demeç veriyor, haber yapıyor.
İngiltere’den, Fransa’dan, İspanya’dan haberler verildiğinde de bu ülkelerdeki tarihi eserler/abideler gösteriliyor. Bazı istisnaları hariç tutarsak bu durum neredeyse bir kurala dönüşmüştür. Böylece her gün bu ve benzeri devletlerin tarihi uygarlıkları, tarihi eserleri, tam olmasa da tarihsel geçmişi yansıtılmaktadır. Buraya kadar anlaşılmayan bir yan yok, bu durum eleştiri konusu da değildir.
Ancak ZDF vb TV haber kanalları diğer halklarla ilgili yaptığı haberlerde aynı duyarlılığı göstermiyor. Örneğin; Kürtlerle, Kürdistan’la ve Ortadoğu’yla ilgili haberler verilince, Kürdistan ve Ortadoğu’daki tarihi eserler gösterilmiyor.
Neden?
Böyle bir yayın politikasıyla ne yapılmak, hangi algı yaratılmak isteniyor?
Bu yayın tarzıyla kapitalist modernist sistemin tarihsel uygarlıkların “öncüsü” olduğu algısı yaratılmak ve yansıtılmak istendiği apaçıktır.
Oysa Kürdistan (Yukarı Mezopotamya) ilk uygarlık merkezidir. Bu coğrafyada yaşayan halklar insanlığa çok şey kazandırmışlar.
Neyi kazandırmış, hangi devrimleri geliştirmiş Kürdistanlı halklar? Hemen birkaç örnek sıralayalım:
1- Hayvanların evcilleştirilmesi, ilk tarımın, ilk toplumsal yaşamın ve ilk zanaatın geliştirilmesi bu devrimlerin başında gelir.
2- İlk yazının, ilk takvimin ve mevsimlerin geliştirilmesi.
3- İlk hesabın yapılması, yani matematiğin geliştirilmesi gibi ilk tıbbın da geliştirildiği
Coğrafyadır Kürdistan.
İlk devrimlerin gerçekleşmesinde kadının belirleyici rolü olduğunu da belirtmek gerekiyor. Bu üç başlık altında ifade ettiğimiz devrimlerin yarattığı değerler bugün de bütün dünya için temel taşlar görevi görmektedir.
Bütün bilim ve teknoloji bu devrimlerin yarattığı temellere dayanarak gelişimini sürdürmektedir.
Tekrar başa dönerek devam edelim, böyle bir yayın politikasıyla ZDF, vd TV kanalların yayınlarında, “saman altında su yürütmek” misali kapitalist modernitenin tarihteki uygarlıkla kendi çirkin yüzünü maskelemek istemektedir. Oysa o gösterilen tarihi eserler kapitalist modernitenin yarattığı eserler değildir. O eserler, Kapitalist moderniteden çok önce inşa edilmiş, her birinin binlerce yıllık geçmişi vardır.
İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere, ilk uygarlığın mirasından aldıklarını bilimsel bir yöntemle sentezleyerek (tez-antitez-sentez) yeni bir uygarlık geliştirirler.
Kapitalist modernitenin en büyük “devrim” diye geliştirdiği ve övündüğü Sanayi Devrimi, (endüstriyalizm) insanlığın en büyük kazanımı olan Tarım Devrimini (Neolitik Devrim) ve onun etrafında gelişen toplumsallığa karşıdır.
Sanayi devriminin yarattığı sonuçların acı tablosunu günümüzde en çarpıcı şekilde ne kadar öldürücü olduğunu yaşayarak görüyoruz. İnsanların nefes alamadığı ve kanser üreten devasa kentleri (Mega Kentleri) geliştirdi. Bugün bütün dünyayı saran Covid-19 gibi insan yaşamını tehdit eden, yok eden hastalıkları üretti. Bunların üzerine daha derin düşünmek gerekir.
Augusto Comte’un geliştirdiği pozitif felsefe kâr için, sömürü için doğadaki her şeyi tahrip etme, yok etmeyi bir “hak” olarak görür. İşte kapitalist modernite Augusto Comte’un geliştirdiği pozitif felsefe anlayışına dayanmakta ve ondan güç almaktadır.
ZDF vd TV kanalları, Kürdistan’a (Yukarı Mezopotamya) ilişkin haberler verirken o coğrafyada insanlığa miras kalan tarihi eserleri göstermezler.
Neden böyle bir yayın politikası izleniyor? Bu yayın politikası paradigmasal bir zihniyete dayanmaktadır.
Kapitalist modernitenin eskimiş, çürümüş, tek tipleştirme ve sömürü sistemine alternatif paradigma, tez-antitez-sentez yöntemiyle, tarihte ilk uygarlığı geliştiren kavimin torunları geliştirmektedirler.
Kürdistan ile ilgili haberler verilirken hangi görüntüler veriliyor?
Bu yayınlarda bazen doğrudan bazen de dolaylı Kürt Özgürlük Hareketi hedeflenir ve Türk devlet terörü gizlenir, sanki Kürdistan’da halkımızı katleden, köyleri boşaltan, ormanları yakan, tarihi eserleri yıkan, yıkamadığını tahrip eden ve suların altında bırakan Türk devleti ve onun himayesindeki çeteler değilmiş gibi verilir.
Bu bir çarpıtmadır, bir özel savaş yöntemidir.
ZDF elbette Türk medyası kadar özel savaş aracı değildir, ama ZDF, Türk devletinin Alman silahlarını kullanarak Kürt halkını katlettiğini görmez, duymaz, bu konuda yapılan bunca protesto eylemlerini haber yapmaz.
Bütün dünya, ilk uygarlığın merkezinin Kürdistan (Yukarı Mezopotamya) olduğunu bilmekte ve söylemektedir. Şunu sormak gerekir: peki, burada kimler, hangi halk/halklar yaşıyordu? Dayandığımız bu uygarlığı ne zaman, kimler geliştirdi?
Bütün istila ve talan savaşlarına rağmen dimdik ayakta kalan ve şimdilerde bütün uygarlık düşmanların desteğiyle baraj suları altında bırakılmaya başlanan Hasankeyf’te, Çayönü’nünde, Zeogma’da, Hattuşa’da, (Hititlerin başkenti,) Göbekli Tepe ve diğer tarihi yerleşkelerde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan uygarlığın sahiplerinin başta Kürtler olmak üzere bu coğrafyanın kadim halkları olduğu tartışmasızdır.
Bu gerçekliğin kabul edilmesinin zamanı gelmiştir.
Neden bu halk/halklar görülmek, yansıtılmak, anımsatılmak, kabul edilmek istenilmiyor?
Bu sorunun cevabı da aslında çok açıktır. Eğer bu tarihi gerçeklikleri kabul ederlerse Kürtlere, Asuri-Süryanilere ve Ermenilere tarihi haksızlık yaptıkları açığa çıkacaktır. Çünkü insanlık için en güzel ve en verimli devrimleri bu halkların ataları olan kavimler yapmıştır.
Bizim atalarımızın yarattığı uygarlık bütün boyutlarıyla henüz tam açığa çıkmış değildir, büyük kısmı daha tarihin derinliklerinde saklıdır. Arkeologların toprağa vurduğu her kazmada karşılarına bu gerçeklik çıkıyor ve kapitalist modernistler bunun karşısında da şaşa kalıyorlar.
Sonuçta açığa çıkan şudur: Tarihimize sahip çıkarsak geleceğimizin ipotek altına girmesini önlemiş olacağız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.