• DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, 'çerçeve yasa'nın pratikte karşılığı olması ve kağıt üzerinde kalmaması için içeriği ve kapsamının bir mutabakatla çıkması gerektiğini söyledi.

 

Eşbaşkan Hatimoğulları, partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda konuştu. 'Çerçeve yasa' için artık son düzlüğe girildiğini; polemikçi ve birbirini yıpratan sürece dönüşmemesi için herkesin büyük bir sorumlulukla davranması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Bir asırdır şiddetle ve inkarla çözülmeyen, çözülemediği de apaçık ortada olanKürt meselesi söz konusu. Bütün siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla hareket ederek barışın kapısını açacak bir yasanın çıkması için elini taşın altına koyması son derece önemlidir" dedi.  

Hukukla tanımlansın, yasayla somutlaşsın

Rêber Apo'nun son yapılan görüşmede 27 Şubat Çağrısı'nın ruhuna bağlı kalma iradesini ve kardeşlik hukukunu gözeten yasal bir zeminin gerekliliğini bir kez daha vurguladığını; yasanın, yeni bir sayfanın başlangıcı olması istediğini hatırlatan Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan'ın bu yaklaşımı, çatışmaların bitirilmesi, hukuki ve yasal adımların atılması bakımından muazzam bir zemin sunuyor. Bu yaklaşımın özü açık net; ortak ve eşit yaşam, hukukla tanımlanınca ve yasayla somutlaşınca hakiki olur. Kürt meselesinin demokratik çözümü, devletin sürekli ertelediği bir dosya olmaktan çıkarılmalıdır. Kürtlerin bugüne kadar dilleri, varlıkları ve isimleri yok sayıldı. Bugünse Kürtler ve dostları, toplumsal barışı inşa etmek için çaba harcayan, müzakere eden güçlü bir seviyeye gelmiş durumda. Bu mücadeleye omuz vermek siyasi, toplumsal ve insani bir görevdir. Gelin hep birlikte bu çabada ortaklaşalım. Gelin yola hep birlikte revan olalım.

Bugünü düzenlerken yarını güvenceye almak

Dönüş meselesi, dar yorumlanmamalı. Dönüş, sınır kapılarından geçmekten ibaret değildir. Dönüş, sürgündekinin ülkesine; cezaevindekinin ailesine; KHK’linin ihraç edildiği mesleğine; kayyumla iradesi alınan halkın ve seçilmişlerin belediyelerine; yargılananların siyasal hayata dönmesine imkan demektir. Topluma dönüş, işe dönüş, söze dönüş, memlekete/toprağa dönüşle gerçek barışın coğrafyası da başlar. Bu bağlamda 'çerçeve yasa'dan beklenti nettir. Bugünün geçişini düzenlerken yarının da demokratik düzenini güvenceye almak; barışın yönünü günlük siyasetin rüzgarına bırakmamak. Şunu da belirtmeliyim; bu süreç, Sayın Öcalan tarafından yürütülüyor. 'Çerçeve yasa' bunu yok saymadan ortaklaşılmış bir formülü içermelidir. Özgür yaşar ve özgür çalışır koşulların artık acilen hayata geçmesi lazım. Herkes artık İmralı'ya gidebilmeli ve görüşebilmeli.

Varılan mutabakat, olduğu gibi yansımalı

Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat, olduğu gibi yasaya yansımalı. Bakın bunun altını bir kez daha çiziyorum: Üzerinde konuşulan, ortaklaşılmış her şeyin bu yasaya yansıması lazım. 'Çerçeve yasa'nın kapsamı, içeriği bir mutabakatla çıkmalı ki pratikte karşılığı olsun, kağıt üzerinde kalmasın. Hiçbir şey oldubittiye de getirilmemeli. Yeni sürprizlerle de bu süreç uzatılmamalı. 

Devasa bir süreçtir, yasa bir basamağıdır

Şu hakikatler bir an bile aklımızdan çıkmaz:

* Halkların iradesi tanınmadan demokrasi kurulamaz.

* Adalet ertelenerek barış inşa edilemez.

* Hukuk herkese işlemeden cumhuriyet tamamlanamaz.

Bu, devasa bir süreçtir. Bu süreci örmek siyasal ve toplumsal bir mücadeleyi adım adım büyütmekten geçer. 'Çerçeve yasa'nın çıkması, bu tedrici gelişmenin bir basamağıdır; yeni bir aşamanın başlangıcıdır. Buradan barış, demokrasi, özgürlük, hak, adalet, hukuk mücadelesini yürüten bütün öznelere sesleniyorum; savunduğumuz bütün bu değerlerin bir yönetim biçimine dönüşmesi için ortak mücadelemizi daha güçlü bir şekilde yürütmeliyiz. Ülkenin içinde bulunduğu ağır baskı koşullarından kurtulmanın yolu en geniş yelpazedeki demokrasi cephesini örgütlemek ve mücadele yürütmektir. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin ve doğanın kurtuluşu da buradan geçer. Alevilerin, Kürtlerin, inkar edilen bütün farklı halkların ve inançların kurtuluşu buradan geçer.” ANKARA