DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014'te Şengal'e yönelik saldırıları ardından binlerce Êzîdî, Arap ve Türkmen kadın esir düştü. İşkencelere maruz kalan Êzîdî kadınlar Til Afer, Baac, Aseyba, Rabia, Şengal, Koço, Til Azêr, Suudi Arabistan, Suriye'nin Rakka kenti başta olmak üzere birçok noktalarda kurulan köle pazarlarında satıldı, halen satılmaya devam ediyor. Êzîdî kadınların kurtarılmasına yönelik uluslar arası düzeyde herhangi bir müdahale sözkonusu olmazken, kendi imkanlarıyla kurtulan kadınların rehabilite edilmesi için de ciddi bir çalışma başlatılmadı. Tecavüz kültürüne karşı geçtiğimiz Şubat ayında kuruluşunu ilan eden Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, DAİŞ tarafından kaçırılan kadınlar için çalışma başlattı. Platform üyelerinden Avukat Reyhan Yalçındağ, tüm savaş suçlularının Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanması ve cezalandırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Yalçındağ ayrıca Êzîdî kadınların yaşadıklarını kayıt altına aldıklarını ve dünya kadın örgütleriyle ortaklaşmak için de çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti. 


Bölge ülkeleri de savaş suçlusu

DAİŞ'in egemenler tarafından beslendiğine işaret eden Yalçındağ, bölge ülkelerinin savaş suçu işlediğine dikkat çekti. Yalçındağ, "Ülkedeki tırlara yüklü silah meselesi gibi ve yine DAİŞ mensuplarının ifadelerinde işaret ettiği tüm kişi ve ülkelerin cezalandırılması için geniş kapsamlı bir çalışma başlattık" dedi. 

Avukat Yalçındağ, Süryani, Ermeni, Şii, Türkmenlere, Êzîdî Kürtlerin koruma altına alınması ve bu halklara yönelik yapılan katliamların soykırım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, Nijer, Katar, Suudi Arabistan gibi kadın pazarı haline gelen ülkelerin derhal cezalandırılması gerektiğini kaydetti. 


Yaşananlar kayda geçiriliyor

Cinsel suçlar hakkında henüz net rakamlara sahip olamadıklarını aktaran Yalçındağ, "Platformumuzun bir amacı da bu sayıyı ortaya çıkarmak, kadınların kimlik bilgilerini ve yaşadıklarını kayıt altına alarak imzalatmak. Çünkü tüm yaşananların resmi bir şekilde tarihe geçmesi ve suçluların yargılanması gerekiyor" diye konuştu. 

Kayıt sonuçlarıyla birlikte Lahey'e başvuracakları bilgisini veren Yalçındağ, olumlu sonuç almayı umduklarını söyledi. 


Acilen rehabilite merkezleri açılmalı

Êzîdî kadınların Afganistan, Pakistan, Bosna, Ruanda, Kongo örneklerinde olduğu gibi özelde kadın bedenine sahip olmaktan kaynaklı ikinci bir trajediye maruz kaldığını belirten Yalçındağ, çok sayıda rehabilite merkezlerinin açılmasının aciliyet arzettiğini söyledi. Yalçındağ, "Çünkü post-travmatik stres bozukluğu erkenden tedaviyi zorunlu kılan bir rahatsızlıktır. Bu anlamda kadınların geçmişleriyle yüzleşmesi, gelecekleriyle barışmasını sağlamak, bunun için de bir an önce harekete geçmek gerekir. Vahşete uğrayan kadınlarla aynı yerde durup, tüm bunları yaşayan bir toplum olarak birbirimizi iyileştirmek, tüm yapılanları açığa çıkarmak gibi bir hedefimiz var" diye devam etti.  


Daha fazla kadın platforma katılmalı

Uzun vadeli bir çalışma içinde olduklarını aktaran Yalçındağ, "Bu topraklarda yapılan tüm hak ihlallerini açığa çıkarmak adına çeteler ve devletler tarafından tecavüze uğrayan, katledilen, hakları gasp edilen tüm kadınların hesabını sormak adına yola çıktık. Tüm hak ihlallerin açığa çıkması, kayıt altına alınması ve hukuki sürecin başlatılması için daha fazla kadının platforma dahil olması gerekiyor" diye kadınlara çağrı yaptı. 


 JINHA/AMED