SELMA AKKAYA
Koronavirüs nedeniyle en fazla can kaybının görüldüğü 4'üncü ülke konumuna geçti Fransa. Bilanço ağırlaşırken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 11 Mayıs’a kadar sokağa çıkma yasağının devam edeceğini birkaç gün önce duyurdu. "Biliyorum bazılarınız eşitsiz koşullardasınız ama sağlığınız için evinizde kalın" diyen Macron, 15 metrekarede üç çocuklu ailelerin yaşadığı bir Fransa’da halkın hangi para ve koşullar içerisinde yaşamını sürdüreceğini ifade etmiyordu!
Günlük televizyon ekranlarında 19.30’dan itibaren Fransa Genel Sağlık Müdürü Jerome Salamon, iyileşip evlerine dönen hasta rakamlarını, hastanelerde ne tür ilerlemeler sağladığında bahsederken, ölüm sayısı 20 bine merdiven dayadı. Aklı olan herkesin bu hastalık için temas kurmaması gerektiği yöndeki bilgiyi anladığı kesin ama başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Sağlık Bakanı ve devamında tüm devlet erkanı "evinizde kalın" diyor. "Evet o zaman neden insanlar durumu kavradı ise neden çıkıyor dışarı!" İlk sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, televizyon ekranlarında ulusa seslenirken, kaç milyon euro ayrıldığından, çalışanların maaşlarının yüzde 80’nin devlet tarafından garantiye alındığından, gelir durumu düşük olanlara devlet yardımından, elektrik, kira, kredi borçlarının ve daha nicesinin durdurulduğunu ifade etmişti ama hayat öyle olmadı!
Neden mi insanlar dışarı çıkıyor: Ayın başında işyerleri, ev elektrik, su ve gaz faturaları otomatik olarak hesaplardan çıktı. Ev sahipleri kira için sayısız mektubu çoktan kiracılara ulaştırırken, banka kesintileri, sigorta primleri hesaplardan çıkmaya devam ediyor. Macron, işsizliğe gönderilen işçilerin maaşların şirketlere devlet tarafından ödeneceğini bu nedenle bu paranın şirketler tarafından işçiye ödenmesini istemişti. Ay başı geldiğinde ödeme yapan şirketler, halen bu primleri göremedi. Büyük firmalar dışında muhtemelen orta-ölçekli ve küçük işletmeler Nisan başında da bu ödemeye yapamayacak durumda. Marketlerde, her şey iki katına fırladı. Fransız market zincirlerinde iki biberin 5 Euroya satıldığı düşünüldüğünde Lidl mağaza zinciri önünde kuyruklar oluşuyor, çünkü Alman markası olduğu için fiyatları değiştirmedi. Özellikle yoksul göçmen emekçilerin yaşadığı banliyö denilen semtlerde Lidl kuyruklarında sokağa çıkma koşullarında mesafe oluşturma kuralına uyulmadığı ısrarla televizyon ekranlarına yansıtanlar, online alışveriş yapıp 2 saat kuyruk yapmanın ne anlama geldiğini bilmeyenler. Çünkü kendi devletlerinin ne kadar titizlikle bu süreci götürdükleri yalanını dizmekle meşguller! Aynı devletin polis şefi çıkıp, "işte sizin gibiler yoğun-bakım ünitelerini dolduruyor" diyecek kadar alçalabiliyor! Bütün bunlar yaşanırken, insanca yaşama koşullarından yoksun evlerden insanlar en ufak boşlukta kendini dışarı atma ihtiyacı duyuyor!
Sokağa çıkma yasağının ikinci ayına girmiş Fransa’da bu kez de Fransa Başbakanı Edouard Philippe, salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarına gelecek ay 500 ile bin 500 Euro arası prim verileceğini ve dar gelirli 4 milyon aileye de 150 Euro ve çocuk başı 100 Euro yardım yapılacağını belirtiyor. Daha önce söz verilen paraların henüz verilmediği düşünüldüğünde söz konusu yardımların ne zaman insanlara ulaşacağı ise bu nedenle inandırıcı gelmiyor.
Ücretli çalışan milyonlara ve küçük esnafa şimdi "siz içerde kalın" deseniz de kaç gün daha tutabileceksiniz? Ölüm sayılarının günlük bin 400’lere dayandığı Fransa’da 11 Mayıs’ta sokağa çıkma yasağının biteceğini söylemek yalan olur. "Faturaları boş verin, ödemeyin. Düzenli beslenin ve sağlığınızı koruyun" diyen devlet, ay sonunu daha önce dahi zor getiren ve bugün hesaplarında olmayan bir parayla "düzenli beslenin" demekten utanmıyor musunuz!