Şırnak’ın Cizre ilçesinde 80 gün devam eden sokağa çıkma yasağı, kuşatma ve saldırılar boyunca aralarında bebek ve yaşlıların da bulunduğu 300’e yakın can kaybı yaşandı. Sadece vahşet bodrumlarında 176 kişinin yanmış, parçalanmış, tanınmayacak durumdaki cenazeleri çıktı. Devletin tank, top ve ağır silahlarla gerçekleştirdiği saldırılarda bin 200’ü ağır 10 bin ev hasar gördü. Saldırılar nedeniyle 50 binden fazla insan yerinden oldu. Sokağa çıkma yasağı ilan edilen diğer merkezlerde olduğu gibi Cizre’de de hiçbir hukuk normunu tanımayıp gerçekleştirdiği katliamlarla insanlık suçu işleyen Türk devleti, suçunu örtbas etmenin yollarını arıyor. 

ANF’nin haberine göre Cizre Kaymakamlığı, ilçe halkına 5233 sayılı “Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması” dilekçeklerinin imzalanmasını dayatıyor. Cizre’de imamlar, muhtarlar ve okul müdürlerince “Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’na” diye başlayan bir dilekçe formu dağıtılarak kentte yaşanan bütün yıkım ve tahribatın sebebinin ‘terör örgütü ile mücadele’ sonucunda olduğunun kabul edilmesi isteniyor. ‘Devletin, bütün zararları karşılayacağı’ iddiası ile dağıtılan belgeyle, kentteki yıkımın ‘terörle mücadele esnasında’ ya da ‘terör unsurları’ tarafından gerçekleştirildiği de kabul edilmiş olunuyor. Halka imzalatılan formda ‘bölücü terör örgütü’ yerine kısaca BTÖ yazması da dikkat çekiyor.


Cizreli hukukçular seferber

Bu şekilde 90’lardaki köy yakmalarda olduğu gibi devletin katliam ve yıkımdaki sorumluluğu gizlenmeye çalışılırken, ilçedeki avukatlar ise Şırnak Barosu bünyesinde halkın zararlarının karşılanması, suçların tespiti ve suçluların yargılanmasının sağlanması için seferber olmuş durumda. Komisyon içerisinde yer alan Av. Filiz Ölmez, “Bütün maddi ve manevi zararlar için suç duyurusu yapmak, ileride mahkemelerde dava açabilmek çin Cizrelilerin başvurularını bekliyoruz” dedi. 


Yargılama yolu kapatılıyor

Gazetemize konuşan Av. Ölmez, “Kaymakamlığın çalışması bir takım maddi zararların kısmen giderilmesine yönelik” değerlendirmesinde bulunurken, “Ancak cezai boyut es geçiliyor. Cizre’de zarar sadece yıkımdan ibaret değil. Hem cezai boyutu var hem de manevi olarak görülen zarar söz konusu forumdakinden ibaret değil” dedi. “İmzalanan dilekçelerle devletin katliamdaki sorumluluğu gizleniyor” endişesi için ise Ölmez, şöyle konuştu: “Cizre’de taraflardan birisi devlet. Bir an önce kaba deyimle sıcak para alan vatandaşı cezai suç duyurusu yapmaktan alıkoymakta. Suçların bu şekilde örtbas edilme riski, tehlikesi var. Bu bir hukuki süreçtir, bir yargılama sürecidir. İdari başvurular yapılacaksa da bu da hukuki şekilde yürütülmeli. Kaymakamlık vatandaş için komisyon oluşturabilir doğrudan. Ancak bunun sadece bir dilekçeye indirgenmesi hak kaybına yol açmakta. Burada meydana gelen yıkımın, cinayetlerin asıl sorumluların yargılanmasına engel olur.”


Dilekçeler imzalanmalı mı?

Av. Ölmez, “Bahsettiğimiz bu riskler ve sebeplerden ötürü vatandaşların doğrudan bizim başlattığımız komisyon üzerinden başvurmaları daha sağlıklı olur” diyerek ekledi: “Vatandaşın, bir hukukçunun bilgisi dışında başvuru yapması telafisi mümkün olmayacak zararlar yaratabilir. Kaymakamlığa gidilecekse bile bir hukukçunun, Cizre’deki avukatların eşliğinde başvuru yapılması en azından hak kaybı olmasını engeller.”


Başvuru için son 30 gün

Önceki köy yakma dosyalarından yola çıkarak zararının 10’da birinin karşılanabileceğini düşündüklerini kaydeden Av. Ölmez, şu hatırlatmada da bulundu: “İdari başvurularda 60 günlük bir süre var. 30 günü geçmiş durumda. Geri kalan 30 gün içerisinde de muhtemelen bize ulaşan başvuruları yapmış oluruz. 60 günün sonunda idari başvurular biter ama cezai olarak uzun süre devam edecek.”


Avukatların ortak kararı

Şırnak Barosu’na üye olan Cizre’deki tüm avukatların kentteki yıkım ve katliamlara ilişkin bireysel vekaletname almaması için ortak karar aldıklarının altını çizen Av. Ölmez, “Amacımız burada işlenen suçların ortaya çıkarılmasını sağlamak hem de vatandaşın mağduriyetini gider- mek. Onun için baro bünyesinde bir merkez oluşturuldu. Başvurularımızı buradan alıyoruz. Hem hukuki hem de cezai başvuru yapılıyor” dedi. 


Devlet suç işledi

Hukuki başvurunun yapılan yıkıma ilişkin delillendirme ve zararların tespiti, bu tespitlerle yapılacak başvurulardan oluştuğunu kaydeden Av. Ölmez, “Aynı zamanda cezai başvuruda da bu tespitler, buradaki zararlar önemli” diyerek şöyle devam etti: “Mesela evine top isabet eden kişi, kasten adam öldürmeye teşebbüs, kişi hürriyetinden, haberleşme hakkından yoksun bırakılmıştır. Aynı zamanda yaşamını yitirenler ve yaralananlar var. Evi zarar gören binlerce kişi var. Her zarar gören ev aynı zamanda TCK’daki birçok suç maddesinin de vuku bulması anlamına geliyor.”

Suç duyurularının devam ettiği, cenazelerin tespiti, uzman hukukçuların inanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili desteklerinin alınmaya devam ettiğini ifade eden Ölmez, kent dışından gelen avukatların ise mahallelerde raporlaştırma çalışmasını sürdürdüklerini sözlerine ekledi. 


 HABER MERKEZİ