Van Valiliğinin sürekli uzattığı eylem ve etkinlik yasağı 922. gününe girdi.
Devlet içi çatışmanın ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) gerekçe gösterilerek 21 Kasım 2016’da Van’da ilk eylem ve etkinlik yasağı kararı alındı. Dönemin Van Valisi İbrahim Taşyapan’ın aldığı karar, sonrasında göreve gelen Murat Zorluoğlu ve son kararname ile kente atanan Mehmet Emin Bilmez tarafından da ara verilmeden uygulanıyor. Üç valinin değiştiği kentte tam 922 gündür bazen bir aylık bazen de 15 günlük yasaklama kararı alınıyor. Bu süre içerisinde Sivil Toplum Örgütlerine (STÖ) eylem ve etkinlik engellenirken, iktidara yakın derneklerin yaptığı “Bayrak yürüyüşü”, “15 Temmuz darbesini kınama yürüyüşü”, “İsrail’i kınama açıklaması” gibi birçok etkinliğe ise izin verildi.
Her etkinliğe saldırı
Yasak, 2018-2019 yılları arasında biraz esnetilse de tüm miting ve Newroz gibi etkinlikler Valiliğin iznine bağlı olarak gerçekleşti. Özellikle kamuda yaşanan ihraçlarla ilgili KESK, DİSK, TTB, TMMOB gibi kurumların hiçbir eylemine izin verilmezken, basın açıklaması yapmak için sokağa çıkan birçok kişi darp ve gözaltıyla karşı karşıya kaldı. Yine açlık grevleri için anneler başta olmak üzere STÖ ve partilerin yapmak istedikleri tüm basın açıklamaları, yürüyüşler de engelleme ya da saldırıyla sonlandı.
Valilere sınırsız yetki
HDP Van İl Eşbaşkanı Ümit Dede, valilerin 10’ar günlük, birer haftalık tüm eylem, etkinlikleri yasaklamaya devam ettiğini söyleyerek, “OHAL koşulları ve başkanlık sistemi içerisinde valilere çeşitli yetkiler verilmiş olabilir. Fakat valilerin bu yetkilerini sınırsızca kullanmaları gibi bir durum söz konusu olamaz. Toplanma hürriyeti, düşünce ve ifade hürriyeti, hem uluslararası sözleşmelerle hem anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bir vali genelgesiyle anayasal hakların askıya alınması kabul edilebilir bir durum değil” dedi.
Kendince yönettiğini düşünüyor
Van Valisi’nin bir kenti yönetebilecek birikime, tecrübeye sahip olmadığını söyleyen Dede, şöyle devam etti: “Eylem, etkinlik, düşünce ifade hürriyeti boyutuyla yasaklamalara tabi tutarak adeta kenti hareket edemez hale getirdi. Kendince kenti yönettiğini düşünüyor. Bu durum kenti yönetebilme değil, yönetememe durumudur.”
KESK: Korkuyorlar
Valiliğin yasağına tepki gösteren Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Van Şube Başkanı Bedri Yamaç da OHAL ve KHK’nin valilere verilen yetkilerle süreklileştirildiğine dikkat çekti. Yamaç, “Asıl neden, korkudur. Gerçekten toplumda çok ciddi bir birikim var. Bu birikimin bir patlamaya varmaması için yasaklamalara başvurduklarını düşünüyorum. Defalarca dışarıya çıkmaya yeltendiğimizde ciddi bir saldırıyla karşılaştık. 10 Ekim 2018’de de darp edilerek gözaltına alındık. Valileri anayasal suç işliyor” diye konuştu.
İHD: OHAL’den farkı yok
İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Murat Melet de OHAL’in kaldırıldığının bilinmesine rağmen bugünkü uygulamanın OHAL döneminden hiçbir farkının olmadığını belirtti. İnsanların kendi özgür düşüncelerini paylaşmasına, eylem ve etkinlik yapmasına izin verilmediğini söyleyen Melet, Van Valiliğinin bir an önce bu kararından vazgeçmesi gerektiğini kaydetti.
CHP: Son verilsin
CHP İl Başkanı Mehmet Kurukçu ise barışçıl ve demokratik gösteri yapma hakkının asla kısıtlanmaması, insanların özgürce fikirlerini ifade etme hakkına ipotek konmaması gerektiğini ifade etti. Kurukçu, “Artık yasaklamalara son verilmelidir” dedi.
MA/VAN