Özgökçe kadınların deprem sonrası yalnızlaştığına dikkat çekerek, devlet kurumlarının kadınlara ayrımcılılk yaptığını belirtti. Özgökçe şöyle ifade etti: ‘’Beklenen aile odaklı ve ailedeki ‘sadık uslu’ kadınlar değillerdi. Bu durum, deprem sonrası kamu hizmetlerinden yararlanırken yaşandı. İşte herhangi bir taleple valiliğe giden kadınlara ‘Git Kürt belediyen yardım etsin sana’ dendi. Bu ayrımcılığı yaşadı kadınlar. Deprem sonrası kadınları konteynır kentlere kapattılar. Özellikle dini sohbetler aracılığıyla zaten kaderci yapıya sahip kadınlar, deprem sonrasında tamamen gelenekçi, başkalarının algısıyla bakan, başına gelene razı olan, devlete, valiliğe daha sadık kadınlar haline getirildi” diye konuştu.
Ötekileştirme politikası
Devletin bir kez daha kadın politikaları karşısında beceriksizliğinin ortaya çıktığını Özökçe şunları dile getirdi: “İnsanlar yok sayılıyor, dili, kültürü, politik duruşu ötekileştirilmek isteniyor. Çadır kentler kurulduğunda koruyanlar jandarmalardı. Erkek görevliler tarafından kadınlara tacizler oluyordu. Ama kadın özel güvenlik yoktu.”
Destek verilmeli
Erkeklerin bilinçlenen kadınlardan intikam alırcasına saldırı içine girdiğine dikkat çeken Özgökçe, kadınlar için bu zorlu dönemin geçiş dönemi olarak adlandırdıklarını ifade etti. Özgökçe, Van’da kadınların daha fazla desteğe ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, kadın örgütlülüğüyle bu ayrımcılıkların üstesinden geleceklerini dile getirdi. Özgökçe kadınların yaşadığı zorlukları şöyle ifade etti: “Kadınlar askerin ve polisin psikolojik ve fiziki travmasını yaşıyor. Aile içi şiddet ve yoksullukla boğuşuyor. Aile hekimliği dedikleri uygulamadan sonra da kadın ve çocuk ölümlerinde yaşanan artışla sağlık alanında ayrı bir travma yaşıyor. Kürtçe konuşan kadın Türkçe kamusal hizmetle karşılaşınca da sağır ve dilsiz topluluğa dönüşüyor.’’
İBRAHİM AÇIKYER/ANF/ANKARA