Bugün yüzlerce milyon lira borca batırılan Cizre belediyesi, 31 Mart’ta kayyumdan alınmaya hazırlanıyor. HDP Cizre belediye eşbaşkan adayları Berivan Kutlu ve Mehmet Zırığ, belediyenin işgal altında olduğunu belirterek, “Cizre halkı kayyuma sandıkta en büyük cevap verecek. 31 Mart seçimlerinde halkımıza şu sözü veriyoruz: ‘Vezir gibi gelen, rezil gidecektir!’” diye konuştular.
YA ME YE - Cizre 31 Mart’a hazır -V-
HABER MERKEZİ
Cizre. 2016 yılında yüzlerce insanın diri diri bodrumlarda yakıldığı, evlerin, mahallelerin yıkıldığı yer. Özyönetim sürecinde en büyük direnişlerin yaşandığı yerde, direnmek, tarihsel bir kökene dayanıyor. Bu tarihsel köklerin sağlamlığı bugün tüm bu katliamlara ve zulüm politikalarına karşı Cizre’yi, hep direnen bir yerde tutuyor. Yaşanan onca katliam politikasına rağmen Cizre’nin her daim ayakta olması, Botan’a ve Kürdistan’ın geneline büyük de bir moral oluşturuyor. Yüzlerce yıldır baskının aman vermediği, direnişin de of demediği Cizre 31 Mart’ta kayyum politikalarına ders vermeye hazırlanıyor.
Kayyum atanan Cizre belediyesinden yüzlerce kişi işten çıkarıldı. Açılan birçok kurum, kadın kurumu kapatıldı. Halka ulaştırılan anadilinde hizmetlere son verildi ve daha fazlası. Bugün yüzlerce milyon lira borca batırılan Cizre belediyesi, 31 Mart’ta kayyumdan alınmaya hazırlanıyor. HDP Cizre belediye eşbaşkan adayları Berivan Kutlu ve Mehmet Zırığ ile seçim sürecinde yaşadıkları baskıları ve halkın kayyuma tepkisini konuştuk.
Cizre belediyesi de haksız yere kayyum atanan yerlerden birisidir. Halkın kayyuma tepkisi nasıl?
Berivan Kutlu: Gözlemlediğimiz kadarıyla halkımız kayyumu irade gaspı olarak nitelendiriyor. Yaptığımız ev ziyaretlerinde, halk kayyumdan hizmet beklemediklerini ve bir an önce kayyumların gitmesini istediklerini belirtiyor. Halk kayyuma çok tepkili. Kayyumun belediyeyi karakol haline getirdiğinden dolayı, Cizre halkının kayyumdan bir hizmet beklentisi yok. Tek istedikleri şey kayyumların bir an önce belediyelerden çıkarılmasıdır. Kayyum psikolojik anlamda halkı kötü etkiledi. Belediye binası önündeki polislerden dolayı halk belediye binasını, bir belediye binası olarak görmüyor. Kayyumun yapacağını söylediği projeler de bizim diğer arkadaşlarımızın yaptığı projelerdir. Bizim projelerimizi, kendi projeleri olarak gösteriyorlar. DBP’nin elindeyken belediyede borç yoktu. Aksine kasada yüklü bir miktarda bütçe vardı. Ancak kayyumdan sonra bütçe borca dönüştü. Şu anda 280 milyon belediye borcu bulunmaktadır. Kayyumun yaptığı bir hizmet de yok. Ne alt yapı ne üst yapı ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmadı. Belediyeye bağlı kültür-sanat merkezlerini, kadın danışma merkezlerini kaymakamlığa ve kendi özel kurumlarına devrettiler. Bbelediye binasının da kaymakamlığa devredileceği belirtiliyor. Buna ilişkin işlemler de yapılıyor. Yeni yapılacak olan belediye binasının ise valiliğe ait olacağı söyleniyor. Halk, kayyumların belediyeyi borçlu bırakıp, HDP adaylarına ağır bir yük bırakmak istediklerini duyuyor ve bunların farkında. Bu söylemlerin resmi toplantılarda da belirtildiği ifade ediliyor. Halk en çok bunlara tepki gösteriyor.
Mehmet Zırığ: Öncelikli kayyum politikasının ne anlama geldiğini açıklamada fayda var. Gittiğimiz her yerde, karşılaştığımız insanlar bize şunu ifade ediyorlar: 15 Temmuz Erdoğan açısından ne ifade ediyorsa, kayyum da bizim için aynı şeyi ifade ediyor. Bir kere özgür iradesi ile yüzde seksenin üzerinde oy vererek seçtikleri belediye eşbaşkanlarının halkın iradesi dışında görevlerinden alınması, kendi iradelerine bir darbe olduğunu, halk tarafından kesinlikle kabul edilmediğini bize söylüyorlar. Halk belediyelerinin işgal altında olduğunu ve kendilerinden koparıldığını ifade ediyor. Demokratik yöntemlerle kayyuma sandıkta en büyük cevap verileceğini, tepkilerini ortaya koyacaklarını beyan ediyorlar. Biz de 31 Mart seçimlerinde halkımıza şu sözü veriyoruz: “Vezir gibi gelen, rezil gidecektir!”
Cizre’de ağır bir baskı ortamında seçime gidiyorsunuz. Çalışmalarınıza yönelik ne tür engellemeler yaşanıyor?
Berivan Kutlu: Henüz çalışmalarımızın başındayken gözaltına alındık. İki gün bir gece gözaltında kaldık. Belediye eşbaşkan adaylarının tanıtım gününde gözaltına alınmamız tesadüfi değildi, bilinçli olarak yapılmış bir gözaltıydı. Gözaltındayken de bize bugün tanıtım günü olduğunu ve gidemediğimi söylüyorlardı. Birçok kez gözaltına alındım. Ancak ilk defa bu kadar baskıya maruz kaldım. Psikolojik baskı altındaydım. 3 buçuk saat boyunca sorgu odasında tutuldum. İfadem 6 buçuk saatte alındı. Gözaltına alınma gerekçelerimin hepsi 8 Mart, 25 Kasım’daki konuşmalarım, barışa çağrı eylemlerimiz ve daha önce ifade verdiğim açıklamalarımdı. 2014, 2015 yılına ait açıklamalardı. Son 8 Mart’ta yaptığım açıklama nedeniyle adıma soruşturma açıldı. Çalışmalara başladığımız günden bu yana onlarca arkadaşımız gözaltına alındı. Seçim pankartlarımız kaldırıldı. Özellikle bürolarımızın önünde yurttaşlara kimlik sorgusu yapılıyor. Parti binası önünde bizi sürekli sorguya tutuyorlar. Her açıklama öncesinde gelip açıklamanın neye dair olacağını, kimin açıklamayı okuyacağını soruyorlar. Çalışmalarımız esnasında yaptığımız halk ziyaretlerinde, yanımızdan sürekli zırhlı araçlar geçiyor. Fiziki tacize maruz kalıyoruz. Eşbaşkan adaylarının içinde bulunduğu araçlara sert anonslar yapılıyor. Anons aracımız takip ediliyor ve anons aracında olan arkadaşlarımıza, “Burada horozunuz çok ötüyor” diye baskı uygulanıyor. Zor bir süreçten geçiyoruz. Bütün engellemelere rağmen çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Moralimiz coşkumuz yerinde, baskılar moralimizi düşürmüyor bizi daha güçlendiriyor.
Mehmet Zırığ: Seçim çalışmalarına başladığımızdan beri, diğer partilerle eşit şartlarda çalışmıyoruz daha çok halkın imkânları ile çalışıyoruz. Örneğin iktidar partisi istediği yerde seçim bürosu açarken bizler ise istediğimiz yerde seçim bürosu açamıyoruz ve biz 5 seçim bürosu açmak için emniyete ve seçim kuruluna başvuru yaptık; ama 3 seçim bürosu açma izni çıktı. Bunlar da merkezde değil, mahallelerde açma izni oldu. Buna benzer birçok uygulama ile karşılaştık. Ayrıca şu ana kadar birçok arkadaşlarımız gözaltına alındı ve bunlardan çoğu tutuklandı. HDP ve DBP eş başkanlarımız gözaltına alındı, hatta şu anda bunları konuşurken bile yedi arkadaşımız kaç gündür gözaltında. Hemen her gün parti binamız ve seçim çalışmalarımız kolluk kuvvetleri tarafından gözetleniyor ve takip ediliyor. Yani psikolojik ve fiziki baskılar altında seçim çalışması yürütüyoruz. Tabi bu baskılar bizleri, arkadaşlarımızı ve halkımızı yıldırmıyor; aksine daha da sahiplenmeye ve başarmaya sevk ediyor.
Siz sahada her gün halkla iç içe olan biri olarak halkın iktidar ve uygulamalarına olan tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Berivan Kutlu: Yaptığımız ev ziyaretlerinde ve sokak çalışmalarımızda halk, iktidara inançlarının olmadığını belirtiyor. Halkın evini yakan, evlerini talan eden, çocuklarını katleden, bu iktidar… Annelerimiz çocuklarını bodrumda yakanların iktidar olduğunu söylüyor ve iktidara olan tepki çok büyük. Halkın bu iktidardan hiçbir beklentisi ve umudu yok. Halk iktidardan beklentisi olmadığı için, kayyumların ve mevcut iktidarın artık gitmesini istiyor. Halk umut olarak HDP’yi görüyor. Bütün bunlara rağmen halk barış istiyor.
Mehmet Zırığ: Yaklaşık 17 yıldır iktidarda olan AKP hükümetinin hangi politikalarla (politikasızlıkla) hareket ettiğini, sorunları derinleştirici, toplumu kutuplaştırıcı ve kendisinden olmayana karşı saldırgan bir karakterde olduğu zaten bilinmektedir. Tek adam rejimi, orta çağ krallıklarında bile olmayan, anti demokratik, hukuksuz ve yasasız, bir dediği ötekini tutmayan yasalarla ülke yönetiliyor. Hele ki söz konusu Kürt ve bölge halkı olunca, adeta düşman politikası uygulandığını insanlar görüyor, en derinden hissediyor ve yaşıyor. Bunun en somut örneğini; partimize yönelik iktidar ve çevresi tarafından yapılan karalama, illegalize etme, bastırıp sindirme uygulamalarına karşı halkın partimiz etrafında nasıl kenetlendiğini, partiyi sahiplenmeye yönelik göstermiş oldukları coşku ve heyecanı rahatlıkla görebiliyoruz. Erdoğan’ın açıklamaları Kürt halkına yönelik terör söylemleri, yönetici ve çalışanlara yönelik baskı ve tutuklamalar, halkta büyük bir öfke yaratıyor.
Seçilirseniz yerinize kayyum atanacağı söylemi kullanılıyor mu? Başka ne tür söylemlerle kampanyanız engellenmeye çalışılıyor?
Berivan Kutlu: Kayyum atanacağı tehditleri var. Erdoğan her gün kayyum atayacağını söylüyor. HDP’ye oy verenleri terörist ilan ediyor. Gözaltılarla, baskılarla bize engel olmaya çalışıyorlar. Yaptığımız açıklamalarda bir açığımızı bulup dava açmak için hazırda bekliyorlar. Ama biz bu provokasyonlara gelmeyeceğiz. Halkımızla iç içe olmaya devam edeceğiz.
Mehmet Zırığ: İktidarın başını çeken AKP genel başkanı, her gün meydanlarda partimizi ve aday arkadaşlarımızı açık bir şekilde hedef göstererek, “Seçilirlerse yerlerine kayyum atarız” tehdidini kullanmaktadır. Bu söylemlerini kendi medyasıyla yayarak bizlere mesaj vermek istiyor. Birçok yandaş medya ve basın organlarını kullanarak birçok belediye eşbaşkan adaylarımızın isimleri ve benim adımın da bulunduğu şemalar, listeler kamuoyuna servis edildi. Daha şimdiden bu tür yöntemlerle suç işledikleri ortadadır. Zaten bir suç makinesi aygıtına dönüşen iktidar kendi yasalarını bile çiğneyerek hukuksuz, yargısız infazlar niteliğinde olan bu tarz yaklaşımlarını en güzel cevabı halkımız 31 Mart’ta rekor sonuçlarla cevap verecektir. Bu politikaların halkımızda hiçbir etkisi ve karşılığı yoktur. Şu ana kadar Cizre Belediyesinde bizim arkadaşlarımız döneminde tek bir uygunsuz ve usulsüz bir çalışma görülmüş değil ve bunu kendi müfettişleri de gayet iyi biliyor. Ama şu anda Cizre belediyesinde görev yapan kayyuma yönelik ciddi usulsüzlük iddiaları var.
Kayyumun ne tür uygulamaları oldu?
Berivan Kutlu: Kayyum ilk geldiğinde bütün kadın çalışmalarına el koydu. Sitya Zin Kadın Danışma Merkezimizi Kuran kursuna dönüştürdü. Kadın atölyesini kapattı. Kadın parklarını kapattı. Bütün kadın müdürlüklerini kapattılar. Belediyedeki kadın meclisini dağıttılar. DBP’li belediyeler tarafından yapılan parkları bozup, öylece bıraktılar. Cizre sokaklarının hepsini bozarak, bozuk bir halde bıraktılar. Cudi, Nur, Sur ve Yafes mahallelerinde yollar bozuk. Çamur ve toz halkın yaşamını kötü etkiliyor. Halk maddi ve manevi olumsuz etkileniyor. Araçları bozuluyor. Gidiş gelişleri zorlaşıyor. İktidarın politikaları kayyum aracılığıyla halk üzerinde uygulanıyor.
Mehmet Zırığ: Cizre Belediyesine kayyum atandığında yaptığı ilk iş belediyeyi halka kapatarak etrafına bariyer örmesi olmuştur. Ardından yüzlerce çalışan KHK’lerle sebepsiz yere işten atıldı ve şu ana kadar birçok usulsüz, iş yapıldığını yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. Bu iddialar arasında Belediye Taşınmaz Mallarının başka kurumlara (Kaymakamlık, AKP kadın kollarına, Ak Ocaklarına, çeşitli yandaş vakıf ve derneklerine) devir edildiği ve yapılan çalışmaların pazarlık yoluyla kendi yandaşlarına verildiği bilgisi mevcut. Şu anki Belediye Hizmet Binasının dahi devredildiği söylenmektedir. Yani 31 Mart’ta seçimleri kazandığımızda halka hizmet sunabileceğimiz bir bina dahi bırakılmamış olacak. Kayyum tarafından herhangi bir çalışma yapılmamış, yaptığı tek uygulama belediyenin bizim dönemden kalma bütün hizmetlerini ortadan kaldırma, peşkeş çekme ve belediyeyi işlevsiz hale getirme olmuştur. Kayyum belediyeyi gasp ettiğinde belediyenin herhangi bir borcu bulunmamaktaydı. Düşünün böyle bir belediyede herhangi bir çalışma yapılmadan şu an kayyum belediyeyi 280 milyon borç altında bırakmış olduğunu duyuyoruz.
Seçim gününe ilişkin başka illerde bulunan Cizreliler nasıl gelip oy kullanabilirler?
Berivan Kutlu: Bu konu hakkına hareketli seçmen komisyonu kurduk. Komisyonumuz bütün illerle koordineli çalışmalar yürütüyor. Özellikle öğrenciler ve işçiler için otobüsler tuttuk. İnsanlarımızı sandık başına taşıyacağız. Bizim için bir oyun bile çok değeri vardır. O yüzden herkesin 31 Mart’ta sandık başına gelip güçlü katılım göstermesi gerekmektir.
Seçim gününe ilişkin bir çağrınız var mıdır?
Berivan Kutlu: Cizre halkına çağrımız, 31 Mart’ta seferberlik ruhuyla iradesine sahip çıkarak oyunu kullanmalarıdır. Oylarını kullanan halkımız okulların etrafında oy işlemi sona erinceye kadar sandıklarına sahip çıkmalıdır. Çünkü AKP ve MHP iktidarı halktan alamadığı oyu hileler yaparak elde etmek isteyecektir. Halkımıza olan inancımız sonsuzdur.
Mehmet Zırığ: Halkımıza çağrımız seçim günü iradelerine sahip çıkmalı, seçim sonuçları açıklanana kadar sandıkları ve oylarını korumalıdırlar. Bu konuda duyarlı davranmaları gereken sandık görevlileri ve gençlerimiz olmalıdır. Tek adam rejimine karşı demokrasi kazanacaktır, haklı olan halkımız kazanacaktır. Bizim olanı almaya geliyor “Cizir Ya Me Ye” diyoruz.