'Yaşamıma anlam vermek istiyorum. Elleri havada kalmış çocuklara, boğulmuş hayallere bir umut olmak istiyorum...’
Bunları söylemeden önce huzurlu ve mutlu bir sessizlik içindeydi. Sessizlik, büyük ayrılıkların, büyük uzaklıkların diliydi. Bu sözlerin altında başka bir şey vardı. En eski işleviyle bir büyü aracı olan söz bir örtüydü, onun altında ise büyük eylem duruyordu.
Onun için 'eylem sözün yeniden anlam bulmasıydı. Söz en büyük eylemdi. Özgürlük umudunu yaratmak için…’ İşte Viyan, özünde bu sözün açılımıdır, eyleme yükselişin en görkemli kadın halidir. Düşünce, eylem ile özdeşleşmiştir artık. Anı anına bir hareket biçiminde gerçekleşmiştir.
Eylemden kopuk söz, ne kadar doğruları içerirse içersin gösterişli giysiler içinde bir ölü düşünceler yığını olmaktan kurtulamaz. Söze anlam kazandırarak yaşamasını bilenler ise büyük ölümleriyle yeni değerler yaratırlar.
Hep süren bir ulusun sessizliğini parçalamak isteyen bir duygu hali gibiydi. Dağa sevgisiyle bakınca, dağ oldu. Ve insana sevgiyle bakınca, insan oldu.
Ateşe bakışı da böyle oldu.
'Onun yüzü, gülümseyen bir ülkeydi’ diyor arkadaşları…
Daha 15’indeyken Güney Kürdistan’ın en feodal aşiretine başkaldırarak gelmişti gerillaya. Aşiret yaşamının kendi içerisindeki karmaşası ve yalnızlığı içinde hayata anlam biçmek o kadar zor olmadı. Aşiret yapısını aşmak, hele bir Kürt kadını için görkemli bir meydan okumaydı. Zaten dağdaki bütün zamanları, sözleri, bakışları, hep bir meydan okumadan ibaretti.
'Onun müthiş güzelliğine, sadeliğine, aklına hayran kalmamak mümkün müydü?’ diyor arkadaşları…
Viyan Caf, sözü ile dokunduğu her gerillaya umut veren bir komutandı.
'Ölümle her zaman alay eden kadın, erkek tüm arkadaşları çok sevdim. Bu benim 7 yıllık bir planım. İnsan gerektiği kadar yaşamalıdır’ derken, ölüm karşısında bir ifade oluyor. Her şeyini yitirmiş bir neslin, ona kaybettirenlerle birlikte öldürülmesi oluyor.
Ve derin sessizlik içinde, ’Ölmek bir şey değil. Benim aşkım, eylemimdir...’
Bu onun son sözleriydi.
Bunları söylemeden önceki sessizliğinin altında hangi derinlik gizliydi?
İnsan ne kadar çok çelişkiyle tamamlanırsa o kadar özgür olur. Her menzilde yeniden doğmak, özgürlüğe, aşka tamamlanmak ister. Özgürlüğün süreklileşmiş, gerçek biçimi işte böyle gerçekleşiyordu.
Bu güzelliğin altında, anlamakta güçlük çektiğimiz başka bir şey daha vardı. Kürt halkına ulaşmaya çalışan bir derinlik, Kürdistan’daki bütün cinayetlerin hesabını soran bir kadın duygusu var.
Güncel toplumun kitle ruhu, büyük şehirlerin insanlarının kolay algılayabileceği bir ölüm değil bu. Öyle düşünenler bu ölümler için ancak hüzünlenebilirler.
Özgürlüğün amaçlarına göre yaşadı. Özgürlük için yüreğini yaktı Viyan. Özgürlüğün en güçlü düzeyini oluşturdu.
Bu güzel bir oluşumdu.
O Şubat beyazlığının son gecesinde sakinleşme sırası bedene, fırtınalaşma sırası ruha gelmişti. Viyan, sırtını buz gibi kayaya dayadı, bilekleri dizkapaklarında, elleri orada asılı, ateşe baktı. Bunun için gözlerini kapadı.