
Cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların süresiz dönüşümsüz açlık grevi 40'ıncı güne dayandı. İnsan hakları savunucuları ve hekimlerin "40 günden sonra B1 vitamini alınmazsa hafıza kaybı olan Wernicke Korsakof hastalığı meydana gelir" uyarısına rağmen Adalet Bakanlığı açlık grevini görmezden gelmeye devam ediyor. Cezaevlerinde kritik günlere girildiği uyarısında bulunan BDP ise açlık grevleriyle ilgili ikinci kez Meclis araştırması açılmasını istedi.
Cezaevlerinde 12 Eylül'de başlayan açlık grevi 39'uncu gününde. Açlık grevine katılan tutsakların sayısı her geçen gün artıyor. Şu ana kadar 58 cezaevinde isimleri öğrenilen 490 tutsağın açlık grevinde olduğu belirlenirken, sayının bine yaklaştığı tahmin ediliyor. Cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına dün yazılı açıklama yapan Deniz Kaya, 15 Ekim'den itibaren birçok cezaevinden tutsakların gruplar halinde açlık grevi eylemine katıldığını belirterek, "taleplerinde ve eylemlerinde kararlılık" mesajı verdi. En son BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ardından Van F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulan Van Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın da 15 Ekim'den itibaren açlık grevine başladığı açıklandı.
Rahatsızlıklar artıyor
Cezaevlerinde 12 Eylül'de açlık grevine başlayan yaklaşık 70 tutsak başta olmak üzere birçok cezaevinden tutsakların sağlık sorunlarının arttığı yönünde haberler geliyor. Aşırı kilo kaybı, konuşmada zorluk, boşaltım sisteminde kanama, baş ağrısı ve dönmesi, halsizlik ve hareket edememe sıkça görülen rahatsızların başında. Kendi işlerini yapamaz hale gelen tutsakların tutukluluk koşulları da açlık grevi eylemini zora sokuyor. Tutsakların temiz su, şeker, tuz ve B1 vitamini ihtiyacı keyfi biçimde engelleniyor, açlık grevine katılan tutsaklar Adalet Bakanlığının talimatıyla tek kişilik hücrelere konuluyor. En son Burdur E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 36 gündür açlık grevinde oldukları belirtilen Nihat Ekmez ve Sadık Aslan isimli tutsakların tek kişilik hücreye alındığı belirtildi. Hücrede havalandırma penceresi olmadığı ve kısıtlı içecek verildiği, durumları hakkında TUHAD-DER iletmek istedikleri faksa da Cezaevi Müdürlüğü tarafından el konulduğu öğrenildi.
Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde açlık grevine başlayan ilk grup içinde yeralan Mazlum Tekdağ'ın annesi oğluyla en son Perşembe günü telefonla görüştüğünü belirterek, "Çok zor konuşuyordu, burnundan kan geldiğini, çok halsiz ve kötü durumda olduğunu. Diğer arkadaşlarının da durumunun ağır olduğunu söyledi" dedi.
BDP Meclis'i göreve çağırdı
Tehlikeli bir sürece doğru gidildiği uyarısında bulunan BDP ise Meclis'i göreve çağırdı. Meclis'teki siyasi partilerle ve Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüşen, açlık grevlerine dikkat çekmek için girişimlerini arttıran BDP bir kez daha Meclis'i harekete geçmeye çağırdı. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, açlık grevinin 38. gününe girdiğine dikkat çekerek, "yaşanacak ölümlerin ve kalıcı sağlık problemlerin önüne geçebilmek" için açlık grevine katılan tutsakların sağlık sorunlarının tespiti için Meclis'te araştırma açılmasını istedi.
Buldan, anadilde eğitim ve savunma hakkının yasal güvenceye alınarak tanınmasını ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla hukuki başvuruların kabul edilmemesinden dolayı yüzlerce tutsağın bedenlerini ölüme yatırdıklarının altını çizdi. 20 Ekim 2000 tarihinde birçok cezaevlerinde aynı anda başlatılan açlık grevlerinde 816 mahkumun bir ay sonra grevleri ölüm orucuna dönüştürdüğünü hatırlatan Buldan, 1996 ve 2000 yılları arasında açlık grevlerine giren mahkumların Wernicke Korsakoff Sendromu'na yakalandıklarını hatırlattı.
Kritik günler kapıda
Cezaevlerindeki tutsakları şimdi de benzer bir tehlikenin beklediğinin altını çizen Buldan, şunları belirtti: "40'ıncı günden sonra B1 vitamini eksikliği sonucunda Wernicke Korsakoff Sendromu görülebilir. 72 saatten sonra glikojen depoları tükenmiştir. Yeterli sıvı alımı yoksa dehidratasyon nedeniyle kişi birkaç günde hayatını kaybeder. Açlık süresi ilk 24 saat, 24-72 saat ve sonrası olarak dönemlere ayrılabilir. Konrüzyon ve komaya kadar giden ağır nörolojik sorunlar görülebilir. İlk hafta genellikle 5-10 kilo kaybı görülür, sonraki dönemlerde 35-50'lere kadar varabilir. Bu nedenle ölümler yaşanmadan açlık grevlerinin tutsaklarda yol açtığı sağlık problemlerinin araştırılması gerekmektedir."
Hekimler uyardı
İstanbul Tabip Odası(İTO) üyesi hekimler de dün yaptıkları basın toplantısıyla, açlık grevlerinde geri dönüşümsüz noktaya gelindiği uyarısında bulundu. İTO Başkanı Taner Gören, açlık grevinin demokratik bir hak olduğunu belirterek, "Açlık grevine girmiş insanlar için bizim yapabilecek şeylerimiz olduğunu ve bize bu konuda kolaylık sağlanmasını söylemek toplandık" dedi. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Emel Atik ise, "Her açlık grevi sonrasında ölümler ve kalıcı sakatlıklar görmek istemiyoruz" dedi. Hükümetin, BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Malta Bildirgesi gibi uluslararası anlaşma ve belgelere uygun davranmasını isteyen Atik, açlık grevindeki tutsakların su, şeker, B1 vitamini ihtiyaçlarının yeterince karşılanmasını, tecrit koşullarına son verilmesini ve hekimlerin mesleki etkinliklerini bağımsızca yerine getirmesi için azami özen gösterilmesini istediklerini ifade etti. "Açlık grevlerinin yoğun tıbbi etik bilgi ve tutumu gerektirdiğini biliyoruz. Bu nedenle açlık grevcilerinin iradesi dışında tıbbi uygulama yapılmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz" diyen Atik, açlık grevleri yapılan cezaevlerine ziyaret taleplerinin de Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilmesini istedi.
Wernicke-Korsakoff Sendromu nedir?
Açlık grevine giden mahkumlarda görülmesiyle Türkiye'de günde gelen hastalık. Sendrom 30-70 yaş arası tüm insanlarda görülmekle birlikte özellikle 50 yaşından sonra görülme sıklığı artıyor. Uzun süre açlık ve yetersiz beslenme, esansiyel besin maddeleri ve vitaminlerin eksikliği hastalığa yol açan etkenlerdendir. Bu hastalıkta, denge bozukluğu, yürümeye ve hatta ayakta durmaya engel olacak düzeyde olabiliyor. Ayrıca göz bozuklukları, kaslarda istemsiz kasılmalar, hafıza kaybı, öğrenme ve belleğe kayıt bozukluğu, el ve ayaklarda uyuşma ve yanmalar, yanan ayak sendromu gibi yakınmalar ortaya çıkıyor. İleri derecelerde beyinde hücre ölümüne bağlı olarak kalıcı hafıza kaybı ve kayıt bozukluğuna yol açıyor. Unutkanlık, yürüme bozukluğu, kendi başına hareket edememe ve hatırlayamama en büyük göstergeleri. Hastalığın şuan için bir tedavisi bulunmamaktadır.
HABER MERKEZİ