PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, son Xakurkê saldırısının; Efrîn’den Xakurkê’ye kadar işgali, soykırım ve tehcirle işgali kalıcılaştırmayı, İstanbul seçimlerini almayı, Irak ile anlaştığı gibi Kürtleri çatıştırmayı amaçladığını söyledi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber TV’de yayınlanan Ülkeden programının konuğu oldu ve gündemdeki konularla ilgili soruları yanıtladı. Kalkan’ın, Xakurkê’ye başlayan son saldırıyla ilgili değerlendirmelerinden bazı bölümleri paylaşıyoruz:
DAİŞ’in Reqa yenilgisi ardından
DAİŞ’in Reqa’da Ekim 2017’de yenilgisi ardından bir taraftan Kerkük’e, arkasından Aralık 2017’de Xakurkê’ye, Ocak 2018’de de Efrîn’e dönük saldırılar başladı. Nisan 2018’de Lêlikan Tepesi’ne kadar ulaştı. Şimdi 25-26 Mayıs tarihlerinde ise o çevrede bir askeri hareketlilik, saldırı var.
Efrîn’den Xakurkê’ye kadar işgal
Bu durumu birkaç boyutta ele almak lazım;
- Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin, Efrîn’den Xakurkê’ye kadar alanı ele geçirme işgal etme kararı, planı, projesi var. Bu nettir. Kürdistan’ın Rojava ve Başûr parçalarını işgal etmek, demektir. Bu alanın batı ucu Efrîn’dir, doğu ucu Xakurkê-Bradost alanıdır. Ondan ötesi Rojhilatê Kurdistan’dır, o da İran egemenliği altındadır. Osmanlı-İran anlaşmasıyla 17. yüzyılda söz konusu sınır çizildi. TC, Osmanlı dönemindeki Kürdistan’ı ele geçirmek istiyor. Yani buna zaten “Misak-ı Milli” demişlerdi. Mevcut Üçüncü Dünya Savaşı ortamından yararlanarak kendilerini güçlü görerek, bu hedeflerini gerçekleştirmek istiyorlar. Bu netleşmiştir. Yoksa bir uç Efrîn, bir uç Xakurkê boşu boşuna değildir. Sınır çiziyor. Ortada yapılan kesinlikle bir işgal hareketidir. DAİŞ’in yenilgisi temelinde bunu pratiğe geçirmeye başladılar. O zaman ortaya çıkmadı, bu plan önceden de vardı. Mesela Hatay’dan başlamıştı, sonra Kıbrıs’ın kuzeyine gitme oldu. Efrîn, Xakurkê’ye kadar işgal girişimi var. İdeolojik boyutu, Kürt soykırımcılığıdır. Kürt halkını tarihten silmek istiyor. Türkleştiriyor, her yöntemle soykırım uyguluyor. Diğer yandan ise stratejiktir, Kürdistan’ın iki parçasını işgal etmeyi hedefliyor. Stratejik hedef koyuyor. Türkiye’nin sınırlarını böyle çiziyorlar.
Özellikle Rojava ve Başûr Kürtleri gerçeği görüp anlamalılar. Mevcut bütün Güney sınırında 3-5 km ilerlenmiş. Uludere hattında, Çukurca hattında var. Mevcut olan Şemdinli hattından ilerleyiştir. Aynı biçimde Çukurca hattından da var, Gever hattından da 5-10 km ilerlenen yerler var. Uludere hattından Kanîmasî’ye kadar 8-10 km girmiş bulunuyor.
Güncel siyasi boyutu
- İkinci boyut ise güncel siyasi boyuttur. Özellikle bu son saldırı hemen bayram öncesi, bayram günü alelacele yaptılar. Hepsi İstanbul seçimine bağlıdır. Nasıl açlık grevleri dayattı, diretti, faşizme geri adım attırdı, demokrasi hareketi irade kazandı, demokratik bilinç yayıldı, bunun korkusuyla ve bunun etkisini kesebilmek için açlık grevlerinin yarattığı sonucu amaçlarının tartışılmasını gündemden düşürmek için hemen Xakurkê saldırısını yaptılar. Bu bir gündem saptırmasıdır, psikolojik savaş amaçlıdır, güncel siyasi boyutu var, bu boyut ise İstanbul’da seçimi kazanmak içindir. Bunu herkes görmelidir. Bunun İstanbul seçimlerinde oy almak, seçimi kazanmak için yürütülen bir saldırı olduğu açıktır.
Askeri boyutu da var
- Üçüncü boyutu da askeri boyuttur. Askeri boyutta AKP basınının söylediği gibi değildir. Askeri boyut şu kadardır: Geçen yıl Nisan 2018’de Lêlikan Tepesi’ni tuttular. Gerilla her gün eylem yaptı. Öyle oldu ki, Lêlikan Tepesi kum torbasına döndü. Öyle bir noktaya geldi ki, artık Lêlikan Tepesi’nde kalamıyorlar. Böyle olunca ya bırakıp gideceklerdi ya da bir askeri güvenlik oluşturacaklar. Şimdi yaptıkları; aslında Lêlikan Tepesi’ni korumak için çevresinde bir askeri güvenlik hattı oluşturmaktır. Bütün kuzeyindeki, doğusundaki, güneydoğusundaki tepelere indirme yapmışlar, tutmuşlar; güneyindeki köyleri de boşaltmaya çalışıyorlar, özellikle Bradost köylerine uçaklar vuruyor, katlediyorlar. KDP güçlerininin, Irak güçlerinin yaralandığı söyleniyor. Somut olarak bizim bilgimiz var. O köyleri de boşaltarak böylece çevreyi tutup Lêlikan Tepesi’ndeki askerleri korumak istiyorlar. Yoksa kimseyi o tepede tutamaz hale geldiler.
Şunu sormak lazım: Bir tepeyi korumak için şimdi 7 tane tepeyi tutmuşlar, peki bu 7 tepeyi kim koruyacak?
Aslında Lêlikan’da kalamıyordu, kaçması gerekiyordu; yapılan orayı korumaya almaktır. Koruyamayacaklar. Koruyamayacaklarını bildikleri için çevre köyleri boşaltmak istiyorlar. Efrîn’de nasıl ki bütün Kürtleri sürdüler, yüzde 5 bile kalmadı. Şimdi Bradost alanında da Bradost köylerini boşaltarak o tepeyi ve oradaki askerlerini korumak istiyorlar. Bu gerçekten de bir soykırım hareketidir. Orada 100-150’den fazla köy var. Sadece Xakurkê vadisi denen alanda 15’ten daha fazla eski köy var. Eskiden savaş içerisinde boşaltılmış. Şimdi Lêlikan Tepesi’nin güneyinde Rubarok-Şemzînan sınırından itibaren Sîdekan’a kadar yüzlerce köy var. Burada bir aşiret yaşıyor, tarihsel olarak kalıyorlar. Bütün bu alanları boşaltmak, bu köyleri kaçırtmak istiyorlar. Kaçmaları için köyleri vuruyor. Kuzeyden tepeleri tutarak, güneyden köyleri kaçırtarak güya o tepeyi koruyacaklar, o tepede asker tutacaklar. İşgal ve soykırım pahasına oluyor. Bradost aşiretini binlerce yıllık ana yurdundan kovma telinde oluyor, bu bir soykırım hareketidir. Sadece bir işgal hareketi değil, soykırım ve sürgün hareketidir. Etnik temizlik yapıyor. Askeri boyutu böyledir.
Irak devleti ile anlaşmalı
- Son olarak; bir de Kürtler açısından da boyutu var. Bu temelde saldırılar karşısında gerçekten de özellikle Irak devleti anlaşmalıdır. Çünkü vurulan köyler Irak’ın devleti adına görevli askerlerin bulunduğu köyleridir.
Bu noktada KDP-YNK yönetimlerini hem uyarmak hem de çağrı yapmak istiyoruz. Uyarımız; bir işgal ve saldırı var. Bu da bütün Kürtleredir. Çağrımız, buna karşı birlikte direnmeye hazırız. Birlik olmak gerekiyor. Bunlar temelinde özellikle KDP’ye dönük söylemek istediğimiz bazı hususlar var. Duyuyoruz ki, KDP ilişki ve ittifak içindedir. TC devleti kuzeyden o tepeleri tutarken onların karşısındaki güneydeki tepeleri de KDP tutmak istiyormuş. Goşine hattını, Berbizinî Boğazını, Kani Kirêj denen yeri, Bradost aşiretinin yaşadığı alanın üst tepelerini KDP pêşmergeleriyle tutmak istiyor.
Böylece aslında Türk ordusuyla KDP güçleri ortak bir operasyonu PKK güçlerine karşı yürütüyor oldukları açığa çıkıyor. Eğer durum böyleyse, doğruysa çok tehlikelidir. Şimdi eğer KDP yönetimi 1997’de yaptığı gibi bir plan içerisindeyse; bu alanları tutmaya kalkar gerillanın Türk işgaline karşı halkla birlikte direnişini engellemek için güneyden sınırlandırmaya kalkarsa bu savaşa girmek demektir. Bunun sonucu savaş olur, bunu herkes bilsin.
Açıkça uyarıyoruz, açıkça söyleyebilirim. Birlikte mücadele etmeye varız. İç çatışmaya, kardeş kavgasına kesinlikle karşıyız fakat TC gibi faşist-soykırımcı, katliamcı, Kuzey kentlerini yakan, Efrîn’i yakan gelip Sîdekan’ı da yakmak isteyen bir güce eğer Kuzey’deki korucular gibi öncülük edilecekse o güç artık ne duruma düştüğünü kendisi görsün, ona karşı savaş olur. Öyle bir durum savaş getirir. Hiç kimse böyle bir şeye girmemelidir. Dikkatli olmalılar, duyarlı olunmalı, onlar için bunları söyleyebilirim. Çağrımız işgale karşı birlikte direnmektir.
ANF/BEHDİNAN
BRADOST BÖLGESİ
Irak, İran ve Türkiye üçgeninde yer alan Bradost bölgesi, tarih boyunca oldukça stratejik bir konum ve öneme sahip oldu.
Bradost, aslında bir aşiret adı olmakla birlikte iki ayrı bölgenin de ismi. Bu bölgelerden biri Hewlêr’in Sîdekan ilçesine bağlı, diğeri İran’ın Urmiye kentine bağlı olarak Somaya Bradost olarak biliniyor. Bradost bölgesi, tarih boyunca maruz kaldıkları saldırılar karşısında Kürtler için daimi bir sığınak ve direniş mekanı oldu.
Dim Dim Kalesi direnişi bunlardan en önemlisi. 1609’da Şah Abbas bölgeye saldırır. Kürt beyi, saldırıya karşı Dimdim Kalesi’nde kahramanca direnir. Dimdim Kalesi’ndeki direnişin ardından Bradost aşiretine bağlı Kürtler saldırılar nedeniyle Osmanlıların egemenliği altındaki Bradost bölgesine göç etmek zorunda kalır. Son Bradost Mîrî olan Ebdullah Begê Bênarî, sınır bölgesindeki Bênarî Kalesi’nde hüküm sürüyordu. Mîr Bênarî, 1916’daki savaşta Ruslara karşı büyük rol üstlendi.
Simkoyê Şikakî direnişinin lideri katledildikten sonra Bradost bölgesinde yaşayan çok sayıda Kürt, sınırın diğer tarafına Sîdekan’a göç eder. Göçün yaşandığı yıllarda bölge İngilizlerin egemenliği altındaydı. Aradan yüz yıl geçmesine rağmen hala o dönemde göç eden Kürtlere “muhacir” deniliyor. Kürtlerin göç ettiği Sîdekan, bugün Federe Kürdistan’ın Soran bölgesine bağlı bir ilçe. Lolan, o dönemde Şêx Reşîdê Bradostî’nin (Lolanî) en güçlü merkezlerinden biriydi. Aynı zamanda siyasi ve dini bir merkez olarak da biliniyordu. Şêx Reşîdê Lolanî’nin ölümü ardından dini merkez Hewlêr’ê taşınır.
Bradost bölgesi, yine Osmanlılar ve Safeviler; Persler ve Araplar; Rus ve İngilizler arasındaki savaşlara da sahne olur. 1915-16’da Ruslar ve İngilizler, Osmanlıların hakimiyetinde olan bölgeye saldırarak burada üs kurmak istedi. 1916’da Rusların Rewanduz’da gerçekleştirdiği katliam ise hala Kürtlerin hafızasında. Rewanduz ve tüm Bradost’ta bu katliamla birlikte sonrasında verilen direniş bugün anlatılmaya devam ediliyor. Bradost, bu coğrafi ve tarihi geçmişi ile Kürtler için daima önemli bir bölge oldu.
Hewlêr’in 144 km kuzeydoğusunda, Soran’a (Diyana) bağlı bir ilçe olan Sîdekan ise 1996’da resmi olarak Bradost bölgesine bağlandı. 1996’dan önce Bradostan olarak tanınan bölge, önemli ticaret yollarının da geçtiği bir merkez.
Türk ordusu, Kürtler açısından bu kadar stratejik öneme sahip olan Xakurkê’nin de içinde bulunduğu Bradost bölgesine yerleşmek istiyor. Bu da yaklaşık bin 500 köy ve mezranın boşaltılması demek. Xakurkê’ye yönelik ilk saldırılarla birlikte zaten birçok köy zorla boşaltıldı.
Türkiye ve diğer güçlerin plan ve hesaplarını bozmaya çalışan HPG ise savaşı yayarak yanıt veriyor. Bradost’un dışında kalan Zaxo’daki Türk askeri üssüne yapılan saldırı da bu kapsamda değerlendiriliyor.