Evdal’ın ozanlığı Gulê ile başlar Xaltîya Hubrê ile sitem halesine bürünür. Gulê Evdal’ın aşk, evlilik ve sanat yıllarının yükseliş realitesini oluştururken, Xaltîya Hubrê de yoksulluk ve düşüş yıllarının rivayetlerini sembolize etmektedir.

 

Behice F. DEMİR

 

Sanat rivayetle realitenin birbirini sürüklediği durumla beslenir. Bu durum yaratıma dönüştüğü gibi pek çok deneyimi de tasarlar. Olay dizisi, kişi, neden, mekan, nesne bu tasarımı sabitlediği gibi anılar da bu sabitin derinliğini sağlar. Düşünsel kaynaklarla tepeden tırnağa donan dünyamızın üçte biri hala keşfedilmeyi bekleyen, hakkı gaspedilen ulusların kültürel mirasıyla doludur. Kürt toplumu ulusal sorunu kadar kültürel birikimi ve tarihsel kabiliyetiyle de çevre kültürlerle yarışmış, onları bloke etmiş hem de tersi bir göçle beslemiştir.

Kültür, yaşı gereği politik olgulardan üstün ve eski bir yaşam etkinliği olarak toplumların esamesini tuttuğu gibi, büyük başlangıçlara vesile olmakla da mahiyetini yükseltir. Kültürel mahiyetiyle birkaç coğrafyayı besleyen Kürtler bugün tarihlerini gün yüzüne çıkarmanın sorumluluğuyla mücadelelerini vermektedir. Zira Kürtler için kültürel idrakle politik irade arasındaki kesintisiz bağlantı her zamankinden fazla zorunluluk arz etmektedir.

Bu arzın rivayet kısmı bir yana bize kalan realitenin aktifleştirmektir. Bize düşen, zamanında öldürülmek istenen kültürel dokularımızı kurtarmak ve onların geleceğe ulaştırılmasını doğrudan doğruya üstlenmektir. Kürt tarihinde kişilerin etkinliği birer kültürel, politik miras olarak belirleyicidir. İster politik mücadelede isterse kültürel mahirliklerinde olsun bahtını aşmış kişilerin yapıp etmeleri bugün Kürt kültüründe birer köşe taşıdır.

 

Evdalê Zeynê

Kültürümüzün en büyük köşe taşı Evdalê Zeynê, her bakımdan anlaşılmaya, anılmaya, izi sürülmeye ve onunla Kürt sanatına dahil olan her şey bir miras tarihi olarak kavranmalıdır. Kuşkusuz Evdalê Zeynê, sözlü Kürt sanatının kurucularından. Ancak bu kurucu yaratıcılığın devrin Kürdistan’ı ve sosyo kültürel dinamizmine dair ki atıfları onu mekansal bir mirasçı olarak da göstermektedir. Zira biz Evdal’ın köyler, kişiler, olaylar ve mekanlı yorumlarında nerde, ne zaman nasıl bir hayat hikayesinin hüküm sürdürdüğünü de anı anına duyuyoruz.

Evdal’ın hayatında Serhat köylerini ziyareti bir dönüm noktasıdır. Bu köy ziyaretlerinde yaşadıklarını kilamlara çevirmesi Evdal’ın biyografisi kadar dönemin ilişkileri, yaşam seyri ve toplumun ruh hali açısından da önemlidir. Bu ruh ve mekan söylevi Evdal’ın dengbêjliğini derinleştirdiği kadar dengbêjliği kült bir sezinleme olarakta yönlendirmiştir. Bu kült sezinleme de güzellikleri, ahlakları, tutumları, acıları, kahramanlıklarıyla sahnenin can alıcı noktalarında bulunan Kürt kadınlarının kendine has havası da her zaman farklı etkilere sahne olmuştur.

   

Xaltiya Hubrê

Bu sebeple rivayetle realitenin arasını açan ve duygusal aksiyonu taçlandıran birazda kadınlar olmuştur. Üstelik Evdal gibi kadınla yarışarak ve onun yeteneğini kabullenerek ozanlığa başlayan birisi için kadınların etkisi daha da gözardı edilmezdir. Keza Evdal’ın ozanlığı Gulê ile başlar Xaltiya Hubrê ile sitem halesine bürünür. Gulê Evdal’ın aşk, evlilik ve sanat yıllarının yükseliş realitesini oluştururken, Xaltiya Hubrê de yoksulluk ve düşüş yıllarının rivayetlerini sembolize etmektedir.

Gulê ile başlayan zirvemsi yıllar Erez kenarında Buhurê Solmezê dediğimiz yerde yün yıkayan bir gurup kûllî’li kadının şaşkın, genç ve toy şakalaşmaları arasında apayrı bir hayat kesiti olarak karşımıza çıkmaktadır. Buhurê Solmezê elbette ne bir Waterloo, ne Bastile ne de Viyana’dır. Serhat Kürdistanı’nda küçük bir nehir kıyısıdır. Solmeza Jêr’le Kûllî arasında sınır hattını oluşturan Erez nehrinin Erzurum’a doğru akan tarafıdır. Kavisli nehir akışı, ufak ağaçlığı ve kıyısının sığlığı ile sevilir. Pekçok civar köyden gelen köylü kadınlar bu kıyıda buğday kaynatır, çamaşır yıkar ve Evdal’a denk geldiği üzere de yün yıkarmış. Belki de Kurdistan'da sanatın tarihine sahne olan birkaç talihli bihur dan biride Bihûrê Solmezê dir.

Zira o Kürdistan’ın büyük ozanı ile Kûllî ve civar köylerinin akıllı kadını olan Xaltiya Hubrê’nin serzenişine sahne olmuştur. Buhûrê Solmezê kuşkusuz mimari bir niteliğe vakıf değildir. Ama o gün orda Xaltiya Hubrê bilmeden Kürt sanatının büyük ozanına şaka ve merak karşımı “eva ki ye" diye seslenirken, aynı ozan talihinin ve tarihinin en sitemli kilamına imza atacak, gönül kırgınlığına düşecekti.

Buhûrê Solmezê

Xaltiya Hubrê Kûllî ve çevre köylerde akıllılığı, cesareti, pisporluğu, ebeliği ile nice meclisinin divanında yer bulan saygınlığı ile nam salmış köylü bir Kürt kadınıdır. Biri sitemli dizeleriyle kilamlarının en güzelini, diğeri devre dair tüm kadın profillerini geçen bir biyografi miras bırakmıştır. Xaltiya Hubrê’nin hayat hikayesi uzun, karekteri seçkindir. Lakin köy içinde, dışında yarattığı biyografik intiba onun devrinin çok ötesinde bir Kürt kadını olduğudur. Civarın "Aqil bendî", pisporu, deyimciliği, danışman edası, hakkını yedirmeme inadı, akıldan hesap yapışı ve zamanı yorumlayışı kendi aurasını oluşturan farklı bir kadın kimliği olarak anılarda hala yaşamaktadır. Buhûrê Solmezê sanatın sessiz kıyısı olarak akıyor Evdal'dan bu yana.