Ehmedê Xanî'yi ve yapıtlarını Kürt edebiyatının zirvesi olarak tanımlayan araştırmacı Bahar Gültekin, biyografisine dair kayıtları az sayıda bulunan Xanî'yi eserleri üzerinden tanımaya ve tanıtmaya çalışıyor. Xanî'nin Mem u Zîn eserinin Kürtler için bir başyapıt olduğunu vurgulayan Gültekin, bu eserinde toplumsal sorunlardan birinin de kadının özgürlük sorunu olduğuna dikkat çekerek, 'Xanî, Zîn'in şahsında kadının yüceliğe ve kutsal aşka ve bu temelde yeni bir yaşama nasıl erişeceğinin yolunu da gösteriyor' diyor.


Ehmedê Xanî Kürt edebiyatının zirvesidir
Ehmedê Xanî ve yapıtları üzerine araştırmalar yapan Bahar Gültekin, yaptığı bu araştırmalar sonucunda Ehmedê Xanî Salnama'sının çıkartılmasına destek sunuyor. 'Ehmedê Xanî ve yapıtları Kürt edebiyatının zirvesidir' diyen Gültekin, Xanî'nin engin bilgisi, edebiyata olan sonsuz sevgisi, Kürt diline karşı var olan tutkusu ve dört dörtlük bilinciyle şaşılacak oranda yüksek kaliteli yapıtlara sahip olduğunu belirtiyor. Ehmedê Xanî'nin biyografisini yazan araştırmacıların birçoğunun Xanî'nin evlenip evlenmediği, nereli olduğu, nerelerde yaşadığı, hangi şehirlerde eğitim gördüğü ve hatta ölüm tarihi gibi konularda halen bir belirsizlik yaşadığını ifade eden Gültekin, 'Xanî isminin daha çok bir aşiret ismi olduğu ve Xanî'nin de bu aşirete mensup olduğu anlaşılıyor. Xanî aşireti hakkında kaynaklardaki bilgiler son derece sınırlı. Anlaşılan aşiret eskiden ağırlıkta Mahmudî hükümetinin başkenti olan Hoşap ve Saray yöresinde yerleşikti. Ferhad Şekali, Ehmedê Xanî hakkında yazdığı çalışmasında, 20. yüzyıl başlarında bölgede araştırmalar yapan Mark Sykesin 'Osmanlı İmparatorluğunda Kürt Aşiretleri' adlı eserinde Xanîler 180 aileden oluşmaktadır ve Hoşab'ın yakınlarında yerleşiktirler tespitini aktarıyor' diye belirtiyor.
Ehmedê Xanî'nin eğitim ve benzeri amaçlı Cizîr , Wan, Bedlîs, Ahlât, Riha, Bağdat, Şam, Halep, İran, Mısır ve İstanbul gibi ülke ve şehirlere gittiğinin söylendiğini dile getiren Gültekin, 'Sıralanan şehirlerarasında Cizîr, Mem û Zîn'deki tüm olayların geçtiği mekân olduğundan, Xanî'nin eserini yazarken gidip orayı bizzat görmek istemiş olması ihtimal dâhilindedir' diyor.

Mem û Zîn ulusal bir destandır

Mem û Zîn eserinin ulusal bir destan olduğuna vurgu yapan Gültekin, bu tespitin ilk kez 1858 yılında Prof. Peter Lerch, Xanî ve Mem û Zîn hakkındaki yazılan ilk geniş araştırmasında yaptığını ve bugün dünyanın en önemli ansiklopedilerinden Wikipedia'da Ortadoğu için sadece üç ulusal destan seçildiğini ve bunların 'Firdevsi'nin Şahnamesi, bir Arap halk destanı olan Taghribat Beni Hilal ve Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn' olduğunu söyledi.

Zîn yeni bir kadın tipidir

Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn de eğilip ele aldığı toplumsal sorunlardan birinin de kadının özgürlük sorunu olduğuna dikkat çeken Gültekin, Xanî'nin geleneksel kadın- erkek kültürünün, toplumun gelişimine, birey özgürlüğüne ve en önemlisi de özgür toplum gelişiminin önünde en büyük engel olduğunun farkında olduğunu söyledi. Gültekin, 'Bu aşma, yeni bir yol bulma çabasında olduğu görülüyor. Yarattığı kadın tiplerine yüklediği toplumsal roller, vermek istediği mesajlardan bu anlaşılıyor. Zîn, yeni bir kadın tipidir, doğrusu olmasını istediği bir kadın tipi ve karakteridir. Buna karşın Sitî var olanla yetinip yaşayan bir kadın tipidir. Heyzebun, kendini yeniden yaratma sürecine girmiş Zîne yardımcı olmaya çalışan yaşlı bilgin kadın karakteridir. Yani kadının durumu Mem û Zîn de her açıdan irdeleme, yeni bir yol bulma ihtiyacı duymuş. Mem û Zîni okuyunca bunu görmek mümkün' şeklinde ifade etti.

Eril zihniyete eleştiri
Şehir ekonomisi gibi bir çarkın içinde yapılan köle kadın ticareti ve buna bağlı olarak fuhuşun yaygın olduğunu, Xanî'nin ince ve edebi üslupla yaptığı eleştirilerden anlıyoruz' diyen Gültekin, ayrıca sıradan halk arasında kadınların nispeten daha özgür ve özerk olduğu, buna karşılık politik elite mensup kadınların daha bağımlı ve İslam Arap gelenek ve göreneklerinden daha fazla etkilenmiş olduklarını Mem'in yas törenindeki kadınların giyiminden anlaşıldığını belirtti. Mem û Zîn'in bazı dizelerinin okuyunca her beyin ve mirin bir haremi ve haremi dolduran bir sürü cariyelerinin olduğunun gözlendiğini belirten Gültekin, Xanî'nin o durumu bu dizelerle anlattığını dile getiriyor: 'Haremin sahanlığı nazeninlerden/ Hurilerle dolu olan bu cennetti/ Cennetinde hurileri çokta onun' İki eşliliğin toplum ahlak ve temelini sarsan, huzurunu kaçıran temel bir yanlış olduğunu aşağıdaki dizelerde dile getiriyor; Bu iki cihan birbirine kumadır/ Kumalar birbirinin karşısındadır / Boşayarak vazgeçmedikçe birinden/ Asla tat alamasın diğerinden.'


İki eşlilik yasaktır
Zerdüşt dinine inanan Kürt toplumunda iki eşlilik yasak olduğuna ve daha doğrusu o kültürde böyle bir gelenek olmadığını belirterek şöyle anlattı: 'Zerdüşt inanç ve geleneğinde kadın kutsal, kadim, saygı duyulan ve erkekle aynı haklara sahip olması gerektiğine inanılan ana kadın konumundaydı. Eqideya İmane adlı eserinde Xanî, 'peygamberler azledilmekten ve günahtan masumdur, kadın kısmı için peygamber olmak zordur' der. Demek istediği egemen erkek ideolojisi- bu peygamberde olsa- kadını daha doğmadan kendi günah taşıyıcısı, keçisi yapmış ve yaptığı tüm yetmezlerini kadına mal etmiştir. Kadın istese de toplumsal alanda hiçbir mevkide yer alamayacağı gibi, bu yönlü hak - hukuk talebinde dahi bulunamaz. Buna karşın erkek Allaha en yakın, kolayca af edilen sevgili oğul ve kul seviyesine getirmeyi bilmiştir. Kadını hor gören, güvensiz ve cinsiyetçi yaklaşımlar olduğunu, Xanî gibi bir alimin dikkatinden kaçması mümkün değil, aksine bu zihniyet sahiplerini ve buna dayalı toplumsal düzeni eleştiriyor. Buna karşın kadına büyük aşk arayışçılığını yapma rol ve sorumluluğunu veriyor. Mem û Zîn'i okuduğumuzda Xanî'nin kadına bakış açısının döneminin çok ilerisinde olduğunu görüyoruz. Şöyle diyor Xanî; 'O perdeli örtülü masum kızı / O töhmetten uzak Memo'yu, o günahsızı/ Öyle bir tarz ve üslupla meşhur edeyim ki/ Seçilsin birbirinden sevilenler, sevenler.'

Zîn, beyle eşit haklara sahiptir

Xanî'nin gözünde Zîn'in beyle eşit haklara sahip olduğu kadar, beyi tamamlayan manevi dünyanın temsilcisi olduğunu belirten Gültekin, 'Ehmedê Xanî Mem û Zîn'in arasında gelişen duygusal bağı yani aşkı, geleneksel değer yargılarının üstünde tutuyor, asıl değer verilmesi gereken en doğru değer aşkın etrafında gelişen insani ve toplumsal değişimin doğru olduğunu demeye getiriyor. Bu acın aşkı anlamlandırmaya çalışırken toplumda ve dinlerde kutsal kabul edilen sembol ve simgelerin tümünü aşkı ve aşkı yaşayan Mem û Zîne yakıştırıp kullanıyor. Asıl doğru ve kutsal olan budur diyor. Xanî, Zîn'in şahsında kadının yüceliğe ve kutsal aşka ve bu temelde yeni bir yaşama nasıl erişeceğinin yolunu da gösteriyor' diye ifade ediyor.

Xanî'de kadın aşağılanmaz
Xanî'nin hiçbir eserinde kadını aşağılayan, küçük gören yada ikinci sınıf muamelesi gören, bir şiirine ve ya sözüne rastlanılmadığının altını çizen Gültekin, Xanî'nin kadına ve aşka bakış açısını şu şekilde yorumluyor: 'Aksine kadını son derece yücelten, kutsal gören, toplumda kadına çok büyük bir rol ve misyon vermektedir. Mem û Zîn eseri zaten bunun ispatıdır. Xanî aşka dayalı yüce yaşamın, mutlak yalnızlığa dayanabilmek, anlam gücünü göstermek ve maddi alemin ötesine taşıyacak zihin ve ruh yüceliğini genelde insan özelde ise kadın gelişimi için ön gördüğü anlaşılıyor. Sıradan bir kadın değil, Zîn'in şahsında birey ve toplum üstü bir kadın karakterini yaratmak istiyor. Ve bunun yolunu gösteriyor.'



DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED