H. Mem’ın „Xanî ve Memzaları“ adlı kitabı İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından yayınlandı. Kitap, yazarın filozof Ehmedê Xanî ile ilgili kaleme aldığı sekizinci eseri. Xanî ile ilgili geleneksel yaklaşımın dışına çıkan kitap, onu yeni bir bakış açısıyla ele alıyor. Yazar, kendine özgü bir üslubuyla Xanî’nin bilinmeyen birçok yönünü açığa çıkardı. Xanî’nin felsefi, siyasi, sosyal, edebi-sanatsal ve kültürel kimlik özelliklerini ortaya çıkardığını kaydeden Mem, „İddialarımın özü, Xanî’nin söyledikleridir, yani Xanî’yi Xanî’ye şahit kılmak ve birçok karmaşıklığı da ortadan kaldırmaktadır“ diyor.


Memzalar halkın çocukları

„Tüm çalışmalarımın özeti filozof Xanî’yi tanımak ve tanıtmaktır“ diyen Mem, neredeyse hayatının yarısını bu konuya hasretmesine rağmen, her defasında Xanî ile ilgili yeni bir şey keşfediyor ve bizi şaşırtmayı başarıyor. Yazar bu çalışmasını Xanî ve Memzaları diye adlandırıyor. Çünkü Xanî, Mem kavramını halkı simgelemek için kullanıyor. Burada kullanılan Memzalar ifadesi de halk çocukları anlamında gelecek nesillerdir. Yazar, çalışmasında Xanî ile ilgili tespit ettiği yeni şeyler için şunları söylüyor: „Xanî’yi derinden yaralayan mürüvvetsiz bir aşk evliliğini tespit ettim. Bu tespit, süregelen bilinenlerin bir nevi iptalidir. Xanî’nin evliliği çok mu önemli diyebilirsiniz? Evet, çok önemlidir“ diyor.

Musa ile Xanî ortak paydada

Yazar, eserinde çok detaylı bir biçimde Platon’u, Musa Peygamberi ve Xanî’yi ortak paydalarda buluşturuyor. Üçünün de belli siyasal-sosyal tasarımlara sahip ve ışıkçılık felsefesine bağlı olduklarını söylüyor. Musa Peygamberin siyasi tasarımında ‘ilahi emrin devleti’, Platon ile Xanî’nin siyasi kurgusunda ise ‘beşeri devlet kurgusu var’ diyor H. Mem. Musa Peygamber, İbrani halkını kölelikten kurtarıp onu devletleştirdi. Musa Peygamber ile filozof Xanî’nin ortak paydalarından biri de ortak iradesi olmayan dağılmış bir halkı tekrar ortak bir kimlikte birleştirmektir. Kitapta bu konu etraflıca işleniyor.

Herkes kendi evinin mimarı

Kitap, Filozof Xanî’nin ışıkçılık tutkusunu Mem û Zîn’deki  ‘Neqaşê Ezel’ şiiri üzerinden çok çarpıcı bir biçimde işliyor. Burada, üç asır önce yaşamış olan bir İslam filozofunun bilim-evren-insan-inanç konusunda şaşırtıcı düşüncelere sahip olduğunu görüyoruz. Yazar, ayrıca bu çalışmasında İnsan-mekan-zaman boyutlarıyla da Xanî’yi irdeliyor. Xanî’yi referans göstererek, „İnsan, mekan ve zaman üçgeninde, mekandaki cennet yaşam zamanını insan kurabilir ve geleceği kuracak olan gelecek kuşaklardır“ diyor. Nedenini de şöyle ifade ediyor: Bu zamanda herkes kendi evinin mimarıdır

Mirza Beylerle birlik kurulamaz

Yazar, Xanî’yi referans göstererek diyor ki, „onlarca asır kültürü, serveti talan edilen, un haline getirilip danesine bile tahammül edilemeyen bu halkın hastalığı ortak özgür bir üst iradeye sahip olamayışıdır.“ Xanî’nin reçetesine göre kurtarılması gereken Memo’dur (halk). Memo’yu kurtaracak olan da yine Memo’nun kendisidir. ‘İradesi, birliği olmayan bir halkın dirliği olur mu?’ diye soran Xanî’nin aynı zamanda şu cümlesinin altının çizilmesi gerektiğini belirtiyor yazar: „Mirza Beylerle bir halkın ortak birliği ve dirliği kurulamaz, kurtuluş ancak memza’larla olacaktır.“ Yazar, Xanî’nin arzuladığı özgür iradeli yaşam ve kolektif iradeli devlet tasarımını, gelecek nesil memzalar için tasarladığı siyasal-sosyal senaryoyu, Memo’nun olgunlaşma ve yerini memzalara devretme sürecinde ele alıyor.


ŞEFİK BEYAZ