İsviçre Gündemi


İsviçre'nin Türkiye ile yasadışı yollarla gelen göçmenlerin iadesi için görüşmeler yaptığı ve anlaşmaya yakın olduğu belirtiliyor. İsviçre Federal Göçmenler Dairesi AB ile Türkiye arasındaki benzer anlaşmayı, iki ülke arasında da geçerli olması için gündeme getirdiğini öğreniyoruz. Bu, AB'nin Türkiye'ye aktardığı milyonlarca euroya, İsviçre'nin de kaynak aktardığı anlamına geliyor. 

Sağ ve göçmen karşıtı partilerin hükümet çoğunluğu oluşturduğu İsviçre, bu anlaşma ile hem göçü Türkiye ile sınırlama, hem de olası yasadışı geçişleri bu ülkeye iade etme hakkını elde ediyor. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, İsviçre'de de hükümet çevrelerinin Kürdistan'daki devlet terörüne bu denli sessiz kalmaları, kulaklarını tıkamalarının altında çıkar ilişkileri dışında en önemli gerekçelerden biri de göçün durdurulmasına ilişkin anlaşmalar oluyor. 

İsviçre Hükümeti ülke basınında çıkan haberler karşısında bile üç maymunları oynuyor. NZZ hafta sonu Selahattin Demirtaş'ın açıklamalarına, Özyönetimlerin HDP ve Kürt halkınca sahiplenilmesine, Kürdistan'daki çatışmalara geniş yer ayırdı. Gazete yeni çatışmanın 90 yıllardan farklı olduğunu, herşeyini kaybeden yeni gençliğin kent savaşlarını başlattığına dikkat çekerek, ateşkesi bozan AKP iktidarının, ya yeniden görüşmelere başlama ya da Kürtlerle çatışmayı derinleştirme seçenekleriyle karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

Facebook kahramanları 

sokaklarda yok

Gelelim tepkilere. İsviçre basını belki sıkça değil ama niteliksel olarak Kürdistan'daki gelişmelere önemli yer veriyor. Erdoğan ve AKP Hükümetinin DAİŞ'e destek verirken, Kürdistan halkına savaş açtığının altı çiziliyor. Hükümet, siyaset çevreleri beklenen düzeyde tepki göstermiş değil. Bu Kobanê direnişinin yarattığı olumlu hava ve ilişkilerinin kalıcı diplomatik ilişkilere dönüştürülemediği anlamına geliyor. 

Elbette kitlelerin yürüyüş, miting vb eylemleri dikkatleri Kürtlere çekiyor, ama geniş çevreleri harekete geçirmek için kitlelere diplomasinin de eşlik etmesi gerekiyor.  Eylemlere fedakar bir kesimin ilgi göstermesi, diğerlerinin Facebook vb sosyal paylaşım sitelerinde ahkam keserken, kitleleri direnişte yalnız bırakması, halkın direnişine katkı sunacak hiç bir çabaya girmemiş olması gittikçe sabrı zorlayan bir gerçeklik haline gelmiş durumda.

Özyönetim uygulamasının en iyi örneklerini veren İsviçre'de yaşarken, kendi halkının özyönetimini sahiplenmemek, her düzeyde ve en imkansız denilen koşullarda, korkunç devlet terörünü bile hiçe sayıp direnişini her gün büyüten bir halka ait olanlar bugün konuşmaz ve harekete geçmezlerse, ömürleri boyunca susmaya mahkum olacaklarını bilerek hareket etmek durumundadırlar.