
Yıllardır özerklik modelinin önerdiklerini hatırlatan HDP Eşbaşkanı Demirtaş, DTK’nin son deklarasyonunun da Türklerin ve Kürtlerin korku ve kaygılarının giderecek bir birlikte yaşama önerisi olduğunu söyledi. Demirtaş, “Hitler modelini önermek serbeste ama İsviçre modelini önermek suç. Biz Türk kardeşlerimizin vicdanına sesleniyoruz. Bunun görülmesi gerekiyor”dedi.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel’in de katıldığı toplantıda konuşan Demirtaş, bugün kadın grup toplantısı planladıklarını belirterek, hava muhalefeti nedeniyle Yüksekdağ’ın Ankara’ya ulaşamadığını ve bu yüzden toplantının iptal edildiğini söyledi.
Bu kadar ağır savaş, ölümler, acılar yaşanırken, siyasetin ve toplumun önemli bir kesiminin tepkisiz kalmasının beklenemeyeceğini kaydeden Demirtaş, bütün bunlarının müsebibinin iyi anlaşılması gerektiğini belirtti. Failin ‘Çözüm süreci buzdolabındadır’ cümlesinin sahibi olduğunu ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti:
AKP’nin ödeyeceği fatura ağır olacak
“Herkesin HDP’ye inanmasını yüzde yüz beklemiyoruz. Ama her insanın göğüs kafesinde bir kalp ve vicdanı vardır. Vicdan kırıntısı olan herkes olup biteni anlayabilir… Hesap vermek yerine bizden hesap sormaya kalkıyorlar. Bir an toplum gerçekleri görmeye başlasa AKP’nin ödeyeceği siyasi fatura ağır olacak. Tank ve topla ben bu sorunu çözerim demek, kan ve gözyaşı demektir. Bu tercihte de bulunan biz değiliz. Diyalog müzakere kanalları kapalı değil AKP kapattı, HDP ve Kürtler kapatmadı. Kürtler hala bir arada yaşabilmenin kapılarını zorluyor bütün bu ölümlere ve zulümlere rağmen.
‘Taybet Anne 70 yaşındaki kadının günlerce cenazesinin yol üzerinde bekletilmesini soracağız’ demiştik. Başbakan çıkmış ‘Ben hesap vermem’ diyor. Sormak istediğimizde randevu iptal ediliyormuş.
Tarafımızı çoktan belirledik
Başbakan alınıyor diye bunu sormayacak mıyız? Çocuk, bebek öldürüyorsun bunların hesabını sormayalım mı? Kızacaksın, küseceksin, oynamıyorum diyeceksin diye bunları sineye mi çekeceğiz? Diyalog kanallarını açmaya çalışıyoruz. Ama bunları yaparken halkımızı sahipsiz mi bırakacağız? ‘Ev ev temizleyeceğiz’ diyen AKP’nin yanında olmayacağız. Halkın yanındayız. Biz tarafımızı çoktan belirledik, bize tarafınızı seçin diyorlar. Halkın yanındayız. Halkımız neredeyse ne önünde ne arkasında oluruz, omuz omuza yanında olmayı onur sayarız.
Dokunulmazlık bir gecede kaldırılsın
IŞİD’e ‘öfkeli gençler topluluğu’ diyen bir anlayış hendek ve barikatlardaki insanları kendi insanlarını bir kez olsun bile anlamıyor. IŞİD’in bu siyasi uzantısı bizi dokunulmazlıklarla tehdit ediyor. Çok ilginç, 550 vekil değil miyiz? Hepimizin dokunulmazlıkları bir gecede kaldırılsın. Teklifimiz orada evet oyu vereceğiz. Getirin dokunulmazlıkları kaldırın. Biz kıvırmayacağız. Peki, siz çaldıklarınızı çaldık, diyecek misiniz? Bunlara dokunulmayacak, Demirtaş ve Yüksekdağ özerklik dedi diye mahkemenin önüne atacaksanız buna da demokrasi diyeceksiniz. Biz dokunulmazlıklardan çekinmiyoruz. Adaletsizlikten yakınıyoruz. Yargınızdan korkmuyoruz. Fakat dokunulmazlıkları şantaj ve tehdit haline getirmenin kimseye bir faydası yok. Cumhurbaşkanı’nın yargıya talimat verme yetkisi yok, suçtur. Anayasa askıda, yasalar uygulanmıyor. Hükümetin kendisi yasaları askıya almış bizi kanun dışı davranmakla suçluyorlar.
Masadan kaçanlar kendileri
Cumhurbaşkanı, Başbakan de facto anayasayı askıya almış. Böyle bir ortamda bu kadar kanın ölümünün yaşandığı bir ortamda siyasi gerilimin olduğu bir ortamda anayasayı tartışmak da başka bir tuhaflıktır. Toplumun sivil demokratik bir anayasaya ihtiyacı var, HDP de anayasanın tümden değiştirilmesinden yanadır. Ama böyle bir ortamda anayasanın değiştirilme imkanı var mı? Hükümet bunun olmayacağını bizden daha iyi biliyor. En son masaya oturduğumuzda 2013 yılında bizler anayasa uzlaşma masasından kalkamadık. Masadan kaçan kendileriydi.
Niye özerkliği tartışmıyoruz?
Anayasa yapmak istiyorlarmış gibi görünüyorlar ama hayır, tek bir maddeye ihtiyaçları var; başkanlık. Başkanlığı tartışalım ama niye özerkliği tartışmıyoruz? Siz ülkeyi tek bir adama teslim etmek istiyorsunuz, biz halka teslim etmek istiyoruz. Aramızdaki fark bu. Niye seninki değil de bizimki vatan hainliği. Burada diktatörlüğün ve tek adam yönetiminin panzeri var. O yüzden bizi suçluyorlar. Artık Türkiye iki tercihle karşı karşıyadır. Ya diktatörlük ya demokratik halk yönetimi. Eğer halk özerklik olmasın biz diktatörlüğe razıyız diyorsa bizim diyeceğimiz bir şey yok. Adem-i yönetim, özyönetim hayata geçirilirse hepimiz rahat nefes alacağız. Kürdün ve Türkün kaygı ve korkularını aynı anda giderecek bir öneridir.
Hitler modeli serbest, İsveç modeli suç
Hitler modelini önermek serbeste ama İsviçre modelini önermek suç. İlginç. Bu, birlikte yaşama teklifi ve önerisidir. Biz Türk kardeşlerimizin vicdanına sesleniyoruz. Bunun görülmesi gerekiyor. Bugün buna abuk subuk yaklaşımlar gösterilirse bu işin içinden çıkamayız. Orada bölge halkı yok, Kürt halkı var. Bir saat grup toplantısı yapıyor Kürt diyemiyor bölge halkı da bölge halkı. Kimdir bölge halkı… Kardeşsek ismimizi söyleyecek miyiz? Türkiye de bir Kürt halkı bir de bölge halkı mı yaşıyor? Böyle nasıl sorun çözeceğiz? Bu şekilde Türkiye nasıl kardeşleşecek? Bunlar hep AKP’nin saçmalıkları. Bu ülkede çoğulcu olan tek parti biziz. Gerisi ırkçıdır, gericidir. HDP gibi bu kadar çoğulculuğu bağrında taşımaya hiç birinin cesareti yok. Bir bize bakın bir de diğerlerine bakın, vicdanınıza göre hareket edin. Bedel ödemekten çekinmeyiz. Ama artık ülkenin bedel ödemesini istemiyoruz. Biz bunu durdurmaya çalışıyoruz. Kişisel hiçbir kaygı ve korkumuz yoktur, olmayacaktır.
Aleviler ‘İbadethanedir’ diyorsa, nokta
Ortadoğu’da Arap coğrafyasında mezhep gerilimlerinin yaşandığı bir coğrafyada Türkiye, mezhep konusuna dikkat etmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘Cemevleri kırmızı çizgimizdir’ demesi kabul edilemez. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklama mezhepçi olduğunu gösteriyor. Kendisine bunu yapsın diye bütçe verilmiyor. Cemevinin ibadethane olup olmadığının tanımı ne ahlaki ne yasal ne de vicdani olarak ona aittir. İnsanlar bunu ibadethane olarak ilan edebilirler, devlet buna karar veremez. Cemevlerinin ne olduğunu belirlemek sadece Alevilere aittir. Tek bir devlet görevlisi veya Alevi olmayan herhangi birinin cemevinin ne olduğuna karar verme yetkisi yoktur. Bu açıklamanın düzeltilmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çıkıp bunu düzeltmesi lazım. Aleviler ibadethanedir diyorsa öyledir. Nokta.”
ANKARA
CHP’nin savaşa ‘akıllı’ destek!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, savaşa karşı çıkmak yerine yöntem önerdi: “Prefabrik konut yaparsın, vatandaşları oraya alırsın, terörle mücadele edersin. Bunlarda akıl da yok.”
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kuzey Kürdistan’da devam eden savaş ve katliamlara ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “7 Haziran’dan sonra pim çekildi. 7 ile bağlı 17 ilçede sokağa çıkma yasağı var. 1.3 milyon kişi sokağa çıkma yasağından etkileniyor. 200 bin kişi mülteci durumuna düştü. 151 sivil hayatını kaybetti” dedi.
Tüm bunların sorumlusunun ise hükümet olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Prefabrik konut yaparsın, vatandaşları oraya alırsın, terörle mücadele edersin. Bunlarda akıl da yok. Bu sorunun çözümü için bize hangi görev düşüyorsa biz bunu yapmaya hazırız. Bize CHP engel oluyor diyorlardı, ne zaman engel olduk. Size akıl verdik, yol gösterdik onu bile yapmadınız.”
Kılıçdaroğlu, yeni Anayasa yapımına ilişkin Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşmelerine ilişkin de konuştu. Kılıçdaroğlu, “Anayasa konusunu görüştük. Başkanlıkla ilgili hiçbir ayrıntı vermedi. Neyi öneriyorlar şu ana kadar anlayabilmiş değilim” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık tartışmalarına ilişkin ise CHP’nin çok net olduğu ve kürsü dokunulmazlığı hariç tüm dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini söyledi.
MHP’den AKP’ye tam destek
MHP Genel Başkanı Devleti Bahçeli, HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve öz yönetim talebinin cezalandırılması için AKP’ye tam destek verdi.
Partisinin grup toplantısından konuşan Devlet Bahçeli, öz yönetim teklifinin cezasız ve yaptırımsız bırakılmamasını isteyerek, şunları söyledi: “HDP’li sözde siyasetçilerin dokunulmazlıkları kaldırılacaksa, Davutoğlu ve AKP’nin önünde engel yoktur, buyursunlar TBMM’de bu sorunu kökten çözelim, hepten bitirelim, hukukun işini kolaylaştıralım. Türkiye milli ve üniter bir devlettir. Öz yönetim ise bölünmedir, ayrılmadır ve yılanın başı küçükken ezilmelidir. Türk milleti bin yıllık kaynaşma ve kardeşlik anıtıdır. Aramıza fitne sokuşturmaya çalışanlara göz açtırılmayacak, vatan ve millet kaderine terk edilmeyecektir.”
Davutoğlu tehditler savurdu
Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kürt halkının özyönetim talebini “ucube” olarak tanımladı, HDP’ye ise özyönetim talepleri için “Bedelini ödeyecekler” tehdidinde bulundu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Meclis’te gerçekleştirilen AKP grup toplantısında konuştu. Davutoğlu, yeni anayasa ihtiyacının ertelenmeyeceğini, CHP ve MHP ile görüşmelerinin ardından Meclis Başkanı İsmet Kahraman ile görüşeceğini söyledi. Davutoğlu, “Türkiye için en doğru sistem başkanlık sistemidir. Bunu muhalefet partileri ile her koşulda konuşmaya tartışmaya hazırız” dedi.
‘Hesap vermeyiz’
HDP ile iptal ettikleri yeni Anayasa randevusuna ilişkin de konuşan Davutoğlu, “Randevunun iptalinin ardından ‘Sur’da Cizre’de ne oluyor onları soracağız?’ açıklamaları yaptılar. Sanki biz onlara hesap vereceğiz. Onlar hesap sorma değil, hesap verme makamındadır. Kimseye terörle mücadele konusunda hesap vermeyiz” diye konuştu.
‘Bedelini ödeyecekler’
Davutoğlu, Kürt halkı ve tüm kurumları tarafından talep edilen öz yönetimi hakkında da “ucube” tanımlamasında bulunup “Türkiye’de demokrasi var. Onunda odağı TBMM’dir” iddiasında bulundu. Öz yönetim talepleri üzerinden HDP’ye tehditler savuran Davutoğlu, “HDP savunduğu bu hendek siyasetinin bedelini ödeyecek” dedi.