
2014’ten bu yana DAİŞ çetesinin işgalinde bulunan Irak’ın Tel Afer kenti için kara operasyonun startı, Irak Başbakanı Haydar Ebadi tarafından verildi. Dün sabaha karşı Irak devlet televizyonu El Irakiye’ye açıklama yapan Ebadi, kenti DAİŞ’ten geri alma operasyonunun başladığını duyurdu.
Musul’un 60 kilometre batısında Şengal-Musul kenti arasında bulunan Tel Afer’e operasyonu ile ilgili Ebadi, Türk devletinin himayesindeki DAİŞ çetesine şu mesajı verdi: “Tel Afer kenti özgürleşecek ve diğer özgürleştirilen kentler arasına katılacak. Daha önce girdiğimiz tüm savaşları kazandık ve bu zafer yürüyüşüne Tel Afer’de de devam edeceğiz. Size bir mesajım var. Seçeneğiniz yok. Ya teslim olun ya da ölün.”
DAİŞ hedefleri havadan vurulmuştu
15 Ağustos’ta ABD öncülüğündeki DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon ve Irak ordusuna bağlı uçaklar tarafından hava bombardımanı yapılan kentte, kara operasyonu ile kesin sonuç alınacak.
Haydar Ebadi, Tel Afer operasyonuna katılan güçler hakkında da şunları söyledi: “Operasyona Irak askerleri, terörle mücadele timleri, federal polis güçleri ve Haşdi Şabi katılıyor.”
4 gün önce görevden alındı
Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Muhammed El Hadiri, “DAİŞ’in elinde tuttuğu Tel Afer’i kurtarma operasyonu başladı” şeklinde açıklama yapmasından dolayı görevinden alınmıştı.
Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Irak Savunma Bakanı İrfan Hayali, daha önce Tel Afer’i DAİŞ’den kurtarma operasyonu başladı diye açıklama yapan Hadiri’yi görevden aldı” ifadelerine yer verilmişti.
Irak’taki yerel medyaya konuşan Hadiri, Tel Afer kentine hava saldırısının başladığını ve daha sonra kara operasyonunun da yapılacağını duyurmuştu.
Operasyon başlamadan önce Iraklı yetkililer yaptıkları açıklamada, 40 bin Irak askerinin bu operasyona katılacağını belirtmişti. Ayrıca farklı kaynaklar, ABD askerlerinin de bu operasyonda yer alacağını açıklamıştı.
Haşdi Şabi operasyonda
Operasyonda dikkati çeken bir diğer nokta ise Haşdi Şabi’nin bu operasyonda yer alması.
Kuruluşunda daha çok İran’ın etkili olduğu Irak’ta değişik Şii gruplarından oluşan ve sayılarının 140 bini bulduğu belirtilen milis gücü Haşdi Şabi’nin bu operasyonda yer almasını özellikle Türkiye istemiyordu.
Tel Afer’in bir Türkmen şehri olduğunu ileri sürüp, kente yapılan müdahalede söz sahibi olmak isteyen Türk yetkililer, geçen hafta Ankara’yı ziyaret eden İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’ye, Haşdi Şabi’nin Tel Afer operasyonuna katılmaması talebini iletmişti.
İşgalde Türkiye parmağı
Tel Afer kenti, 10 Haziran 2014’te DAİŞ’in eline geçen Musul’un ardından 16 Haziran 2014’ten bu yana söz konusu çetenin elinde bulunuyor. İdari yapısı Musul vilayetine bağlı olan Tel Afer, Şii ve Sünni Türkmenlerin etnik olarak en fazla olduğu bir Irak kenti.
Tel Afer, Musul’u Suriye’ye bağlayan ikmal hattında olduğu için aynı zamanda stratejik bir önemi bulunuyor.
Şii ve Sünni mezhebin yaşadığı kent aynı zamanda yakın geçmişinde mezhep çatışmasına da sahne oldu. DAİŞ, işgalin ardından Şii Türkmenlere yönelik katliama girişti. Çok sayıda Şii Türkmen, Êzîdîlerin kutsal mekanı Şengal’e giderek katliamdan kurtuldu.
Musul’un DAİŞ’in eline geçmesinde Türkiye’nin büyük rolü olduğu biliniyor. Özellikle, Musul’da Türk Konsolosluğu’ndaki 49 rehinenin DAİŞ ve Türkiye’nin danışıklı dövüşüyle gerçekleştiği bir çok defa yazıldı ve dile getirildi.
DAİŞ çetelerinin aynı şekilde Tel Afer’i ele geçirmesinde de Türkiye’nin rolü olduğu belirtilmişti. Hem Tel Afer’in işgali, hem de 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzîdîlere yönelik DAİŞ’in gerçekleştirdiği soykırım, Musul’un işgali ve perde arkasındaki DAİŞ- Türk devleti işbirliği ile birebir bağlantılı.
Dönemin Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin İslami Dava Partisi’nin Uluslararası İlişkilerinden Sorumlu Temsilcisi Dr. Zübiyr El Naher, Tel Afer’in işgalinin hemen ardından BBC’ye yaptığı açıklamada şunları belirtmişti: “Türkiye, bu teröristlere yardım ederek Türkmenlerin öldürülmesine suç ortaklığı yaptığının da farkına varmalıdır. Çünkü bu militanlar herhangi bir etnik ayrım gözetmiyor. Hiçbir azınlığa saygı duymuyor. Musul’da, Hıristiyanlara, Şiilere, Türkmenlere hatta kendi mezheplerinden Sünnilere karşı savaştılar. Hiç kimseye hoşgörü göstermiyorlar.”
O dönemki demecinde El Naher, DAİŞ çetelerinin Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından desteklendiğini de sözlerine eklemişti.
HABER MERKEZİ