Bunlar hem Müslüman olduğunu iddia ediyor hem de Ortadoğu'da, Kürdistan'ın dört parçasında, Suriye'de, Libya ve benzeri yerlerde sürekli ölüm, yıkım ve katliamla uğraşıyor. Müslüman olarak bunları yapamazsınız. Ya bu dinden vazgeçin ya da eğer bu dine inanıyorsanız yaptığım zulümden, yıkımdan, kötülüklerden, savaştan vazgeçin.


İslam alemi ‘yılın rahmet ve bereket ayı’ olan Ramazan ayı orucu için ilk sahura bu akşam kalkacak. Kürdistanlılar, bu yıl da Ramazan orucunu zor şartlar altında direnerek tutacak. 

 Ramazan ayı vesilesiyle görüştüğümüz Kürdistan İslam Toplumu Federasyonu (CÎK) Genel Başkanı Hafız Ahmet Turhallı, “Oruç tutanlar, oruç tutanların evini yıkıyor. Bir taraftan oruca sarıldığını söyleyen, televizyonlarda boy gösterenler, fukara milletimizin, Kürtlerin evlerini başlarına yıkıyorlar” diyerek, başlatacakları yardım kampanyaları için, “Herkes daha çok katılım sağlamalı ve sağlarken de bunu inancı gereği yapmalı” vurgusunda bulundu. 


İslam alemi Ramazan ayını hangi koşullarda karşılıyor? Kürtler açısından da ayrıca değerlendirirseniz sevinirim...

Allah’ın rahman ve rahim olan olan adıyla sorunuza cevap vereyim. Fakat İslam alemi ve Kürtlerin Ramazan’ı karşılama biçimi, Kur’an’ın inzar (1) olduğu dönemden çok değişik bir hal almış. Kur’an, Ramazan ayında indirildi. Ramazan ayında indirilen Kur’an-ı Kerim insanlığa yol gösterdi, ışık saçtı. Hakk ile batılı, mazlum ile zalimi birbirinden ayırdı. Ramazan orucu artık maalesef bu düşünce ve idrakla tutulmuyor, bunu söyleyebilirim. Çünkü egemenler, Ramazan’ı kendileri için bir kazanca dönüştürmek istediler. İnsanları idraktan, aslında İslam’dan ve Kur’an’ın esasından uzaklaştırdılar. Nasıl uzaklaştırdılar? Çünkü Kur’an, Ramazan ile insanlara idrak, düşünce, fikir, doğruları ve doğru olarak yaşanması gerekliliğini kazandırdı. Fakat peygamberimizin vefatından sonra diğer dinlerde olduğu gibi maalesef bizde de oruç farizası (2) inhirafa (3) dönüştürüldü. 

Diyelim ki insanlar eskiden oruç tutarken kendisini terbiye edip buluşmaya çalışırken şimdi ise insan sabah kalkıyor “Oruçluyum” diye, akşama kaç çeşit yemek yiyebileceğini düşünüyor. 

Maddi anlamda da değişik bir hal aldığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Kadir Gecesi de Ramazan’dadır. Doğruluğu, insanlığı, Allah’ı ve peygamberleri anlama biçiminde bir idrak gelişmesi gerekiyor Ramazan’da. Bu gelişmemiş. O zamanlar gelişti, sonra tekrar aslından döndürülerek farklı mecraya aktarıldı. Şimdi gelişen ise nedir? “Oruç geliyor, ben 11 ayın içerisinde bu orucu tutayım” gibi kültürel bir şeye dönüştürüldü. İdrak fazla gelişmedi maalesef. Gelişmediği için Müslümanların durumu hepinize malumdur. Nijerya’dan Afganistan’a kadar görüyoruz ne haldeyiz. 


Kürtler açısından?

Kürtler açısından medreselerden kaynaklı daha idrakı derin bir oluş vardı. Fakat onlar da egemenlerin, serdestlerin (4), devletlerin dayattıkları oluş biçimlerini yaşıyorlar. Bir taraftan israf var. Oruç geliyor diye sanki kıtlık olacak, Allah’ın rızkı bitecek diye acayip stoklama yapıyorlar. Akşamları onlarca çeşit yemek yapıyorlar. Ama bir taraftan da insanlarımız bir lokma ekmek bulamayarak iftarını açıyor. Bu uçurumu giderebilmek için Kürtlerin de orucun idrakını yaşaması gerekiyor. 

Devletlerin, egemenlerin, serdestlerin yanında yer tutarak hareket edenlere bir çağrım var: Bugün haberlerde okudum, Sur’un geride kalan evlerini de yıkıyorlar. Oruç tutanlar bunu yapıyor. Oruç tutanlar, oruç tutanların evini yıkıyor. Bir taraftan oruca sarıldığını söyleyen, televizyonlarda boy gösterenler, fukara milletimizin, Kürtlerin evlerini başlarına yıkıyor. İşte oruç başlıyor, Lalabey ve Alipaşa’yı yıkıyorlar. Cizre, Sur ve diğerlerini yıktıkları gibi. Bu konuda dini inançla orucu tutarken idraka, akla ve mantığa dönmeleri, Allah’ın onlardan ne istediğini kavramaları gerekiyor. Çünkü bunu kavramazlarsa aynı hatayı bizler de yaparız. 

Dikkat edin, devletin yanında yer tutanlar şu an diğer Müslüman Kürt kardeşlerinin evini yıkıyor, buldozerlerle yerle bir ediyor. Bunun Kürtler açısından şöyle algılanması gerekiyor: Dini alet edenlerin yanında olmamaları gerekiyor. Varsa lokmaları, o fakir kardeşlerine gerekiyor. Çünkü Kürdistan’ı harap ettiler, Kürt halkını perişan ettiler. Yanlarına birkaç işbirlikçilik yapanı almışlar; bunların gittikçe teşhir edilmesi gerekiyor. Ama Kürtlerin genel ekonomisi böyle harap edilmişken, diğer Kürtlerin bu kardeşlerine ellerini uzatması gerekir. Bir de oruç tutarken Kürtlerin kendilerini zulümden ayırması ve arındırması gerekir. 


Ramazan dostluk ve dayanışmanın büyütüldüğü bir süreç. Siz bu vesileyle Kürdistanlılara nasıl bir mesaj vermek istersiniz? 

Özellikle Avrupa’da yaşayan kardeşlerimizden bir istirhamda bulunmak istiyorum. Kuzey Kürdistan yerle bir edildi, taş üstünde taş bırakılmadı. İnsanlar artık ekmek alabilecek durumda değil, perişan. İnsanlarımızla gönül bağı kurulurken bir maddi altyapısının da olması gerekiyor. Nasıl maddi altyapısı olacak? Buradakiler, eli iş tutanlar, cebinde para olanlar, ihtiyaçtan fazlasını ihtiyaç sahibi Kürtlere göndermeli. Çünkü şunu unutmamak gerekiyor: Hiçbir devlet, hiçbir örgüt, cemaat yardım etmiyor. Hakkımızı savunduğumuz için izole edilmiş durumdayız. Bu izolasyonu ortadan kaldırmak için Avrupa’da yaşayan özellikle Müslüman Kürtlerin, bu kardeşlik ve dostluk ilişkilerini, hani bu peygamberin arkadaşları Mekke’den Medine’ye hicret ederken kardeşlik diye bir proje varmış, onun gibi düşünmeleri gerekiyor. 

İşte Heyva Sor da daha önce yapmıştı, biz de bunun için kampanyalar düzenledik. Bu manevi ayda herkes bu kampanyalara daha aktif katılmalı ve mutlaka fukara, gariban Kürt ailesine elini uzatabilmeli. Dolayısıyla cemaatimiz kendisi yapıyor yetmiyor, etrafındakilerini de maddi anlamda bu dostluk köprüsüne katmalı, kendisi de katkı sunmalı. 


Türk devleti ya da AKP hükümetinin Ramazan’a yaklaşımına ilişkin ne düşünüyorsunuz?

Ramazan ayı bu dine inandığını söyleyenler için bir rahman ayıdır, rahmet ayıdır. Bu rahmet ayında böyle insanlara kan kusturan, insanların evlerini başlarına yıkan, çocuklarını öldüren, sürekli ölüm ve yıkım üzerinden, sürekli fitne ve fesat üzerinden örgütlenen bu partiye ya da devlet yapılanmasına da çağrımız şu: Eğer gerçekten Allah’a iman etmişseniz, Allah’a iman etmeyi istiyorsanız, bu kötülüklerden vazgeçeceksiniz. Çünkü Kur’an, Müslüman insanların vasıflarını sayarken der ki, “Onlar ıslah edicidir, onlar barış taraftarıdır, onlar kardeşlik taraftarıdır, onlar mazlumun yanında yer tutar, onlar fukaraya el uzatır, onlar başkasına zarar vermez.” Peygamberin hadisinde, “Müslüman birey o kişidir ki, insanlar onun elinden ve dilinden zarar görmezler” diyor. 

Bunlar hem Müslüman olduğunu iddia ediyor hem de Ortadoğu’da, Kürdistan’ın dört parçasında, Suriye’de, Libya ve benzeri yerlerde sürekli ölüm, yıkım ve katliamla uğraşıyor. Müslüman olarak bunları yapamazsınız. Ya bu dinden vazgeçin ya da eğer bu dine inanıyorsanız yaptığım zulümden, yıkımdan, kötülüklerden, savaştan vazgeçin.

Bu rahmet ayında umarım ve dilerim, eğer varsa imanları, Allah Teala onlara doğruyu gösterir; bir an önce bu savaştan, yıkımdan, fitneden, fesattan vazgeçerler. Allah’ımızdan bunu istiyoruz. İnşallah onların içinde kötüleri olsa da iyileri bir taraftan çağrımıza kulak verir ve iyilerle, doğrularla geleceklerini inşa ederler.


Kürt kentleri yıkıldı, hala sorunlar devam ediyor. Rojava’da şiddetli bir savaş sürüyor, göç büyük bir sorun, topraklarından kopup kamplarda kalanlar var… Bu koşullarda Ramazan vesilesiyle bir planınız, yürüteceğiniz çalışmalar olacak mı?

Civaka Îslamiya Kurdistan olarak daha önce de kampanyalar düzenledik. Her Ramazan’da fitre, zekat ve sadakaları götürüp insanlarımıza kendi ellerimizle, komitelerimizle dağıtıyoruz. Mesela bir önceki sene Gever, Cizre, Sur ve Nusaybin’de dağıttık. Şimdi biz ihtiyaç en fazla nerede varsa, ülkemizin hangi bölgesinde ihtiyaç varsa oraya eğilim gösteriyoruz. Bu sene de büyük ihtimalle, henüz karar almadık ama, Şura toplantımızdan sonra alınacak kararla yine Bakur halkımıza yardım edeceğiz. Çünkü en mağdur olanlar onlardır. 

Kürdistan’ın sınır boylarından tutun iç kesimlerine kadar yerle bir edildi. Bu şehirlerin inşası var, insanlarımız mağdur. Bu insanlarımıza büyük ihtimalle elimizi uzatacağız. Fakat bunu yaparken geçmiş yıllar gibi değil: Herkes daha çok katılım sağlamalı ve sağlarken de bunu inancı gereği yapmalı. “Ben Allah’a ve peygambere, Kur’an’a inanıyorum. Ben insanım vicdan sahibiyim. Ben çok daha fazla çalışmalıyım, bu insanlarımıza mutlaka kısmi de olsa ilaç ve çare olabilmeliyim” demelidir insanlarımız. 

 Somut olarak bu yıl da her yıl olduğu gibi bütün fitre, zekatlarımız ve sadakalarımızı aracı olarak, hayır kurumu olarak oradaki mağdura ulaştırmaya çalışacağız. Biliyorsunuz geçen yıllara göre Bakur’da çatışmalar da farklı olmuş. Sosyal medya paylaşımı nedeniyle bile artık insanları tutukluyorlar. Buna rağmen inşallah kazasız ve belasız topladığımız bütün hasenetleri (5) yerlerine ulaştıracağız. 

(1) İnzar: İlâhi emirlere uymayanları kötü bir akıbetin beklediği konusunda uyarma.

(2) Fariza: Borç, vazife.

(3) İnhiraf: Doğru yoldan sapma, bozulma.

(4) Serdest: Muktedir, egemen.

(5) Hasenet: İyi, güzel, yararlı işler.


Ramazan’ın etimolojisi

Ramazan'ın kelime kökeni, Arapça'da "çok sıcak" anlamına gelen "ramaza"dan geliyor. Farklı rivayetlerden birine göre ise Güneş'in şiddetli hararetinden sonra taşların yanıp kızması anlamına gelen "ramad" kelimesinden geldiği söyleniyor. Böyle kızgın bir yerde yürüyen kimsenin ayaklarının yandığı, zahmet çektiği anlatılıyor; oruç tutan kimse de açlık ve susuzluğun hararetine katlanıyor, zahmet çekiyor ve içi yanıyor. Ayrıca kızgın yerin ayakları yakması gibi Ramazan'ın da müminlerin günahlarını yaktığı ve yok ettiği vurgulanıyor. Rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Muhammed (SAV), "Bu aya Ramazan isminin verilmesi, günahları yakmasından dolayıdır" diyor.


Ramazan’ın önemi

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden biri, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi'ni içeriyor olmasıdır. Üç ayların sonuncusu olan Ramazan, bu nedenle "on bir ayın sultanı" ve "ayların en kıymetlisi" olarak anılır.

Ramazan'da oruç tutmak, farzdır. Oruç, İslam'ın beş şartından biridir ve tan yerinin ağarmaya başlamasından Güneş'in batışına kadar niyetlenerek bir şey yiyip içmemeyi ve orucu bozan başka şeylerden nefsi korumayı içerir. Orucun Arapça'daki karşılığı da "savm" kelimesinden geliyor. Bu kelime, "Bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi" anlamına gelir.


Teravih nedir?

Teravih, yatsı namazıyla kılınan yirmi rekatlık bir namazdır. Teravihin yirmi rekat olduğu, İslam alimlerinin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilir. Hz. Muhammed (SAV), bu namazı teşvik etmiş ve kendisi de başlangıçta cemaatle kıldırmış; sonrasında ise "Teravih namazı farz kılınabilir ve Müslümanlar hakkıyla yerine getiremeyebilir" endişesiyle tek başına kılmaya devam etmiştir.

Ramazan ayını Kur'an-ı Kerim'i anlayarak geçirmek, ibadet etmek ve bol bol tevbe etmek, inanana huzur verecektir.


Kefaret orucu nedir?

Kısaca belirtmek gerekirse: Bir şey yiyip içmek ve bu kapsamda değerlendirilen şeyler orucu bozar. Başlanmış olan orucu bilerek bozmanın karşılığı olarak "kefaret orucu" cezası vardır. Oruç sırasında günah olan diğer fiilleri (küfür, dedikodu, haksızlık...) işlemek de oruca zarar verir.


Bunlar orucu bozmaz

Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek, banyo yapmak, oksijen tüpüyle ilaçsız suni hava vermek, orucu bozmaya niyet edip de bozmamak, istemeyerek ağız dolusu kusmak, isteyip zorlayacak biraz kusmak, sahurda tokluk veren ilaçlar kullanmak, göze katı veya sıvı ilaç koymak, ıslak lens takmak, misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak, kulağa su kaçması, diş çukuruna ilaç koymak, çiçek, kolonya veya parfüm koklamak, morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek, yutmadan yemeğin tadına bakmak, sakındığı halde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi, kan aldırmak, akupunktur kullanmak, ağzını yıkadıktan sonra kalan yaşlığı tükürükle yutmak, dişleri arasında kalan nohuttan küçük olan şeyi yutmak, orucu bozmaz.


Ramazan Başlangıcı: 

27 Mayıs Cumartesi 


Kadir Gecesi:

21 Haziran Çarşamba


Ramazan Bayramı:

25 Haziran Pazar



RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZİ