
Fransa’da dönem dönem Yahudi toplumunu hedef alan saldırılar ülkenin ana gündemini belirliyor. İşte öylesi bir süreçten daha geçiyoruz. Strasbourg yakınlarındaki Quatzenhiem köyünde Yahudi mezarlarının tahrip edilip üzerine gamalı haç işaretinin yapılması, büyük tepkilere yol açtı.
Olayın kamuoyuna yansımasının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yahudi mezarlarına yönelik saldırılara sahne olan Strasbourg yakınlarındaki Quatzenhiem köyünü ziyaret etti. Macron, Fransa’da son dönemde Yahudi toplumunu hedef alan eylemlerle ilgili yasal önlemler alınacağı açıklarken, cezai yaptırımların ağırlaştırılacağı mesajı verdi.
Qatzenhiem’deki Yahudi köy mezarlığında yaklaşık 90 taşa gamalı haç çizilmesi olayını gerçekleştirenlerin “Cumhuriyet’e layık olmadıklarını” ifade ederken, “Fransız Yahudileri savunacak olan kendileri değil, Cumhuriyet’in” olduğunu belirtti.
Salı akşam saatlerinde ise başta Paris olmak üzere ülke genelinde yüz binler alanlara inerek, antisemitizme karşı sloganlarını haykırdı. Fransa’da özellikle son birkaç yıldır özellikle Yahudilere dönük çeşitli terör saldırılarının ardından bazı sağ partilerden milletvekilleri tarafından siyonizm karşıtlığının “Yahudi düşmanlığı” gibi suç sayılması için yaptıkları kanun teklifi farklı tartışmalara neden olmuştu. Ülkede bütün dinlere yaklaşımın laiklik çerçevesi içerisinde ele alınması yönünde yapılan tartışmalar çerçevesinde söz konusu kanun teklifleri meclis gündeminde yasa tartışmasına dönüşmeden rafa kalkmıştı.
Fransa’da Yahudilere dönük saldırıların ardından çeşitli polemiklerde beraberinde geliyor. Bir taraftan İsrail’in Yahudi sermayesini ülkesine çekmek için Fransa’da bulunan Yahudileri paniğe sokmak için çeşitli bu tarz saldırıları örgütleyerek; toplumda panik ve korku iklimi yaratmaya çalıştığını iddia edenlerle, ülkedeki farklı adlarla faaliyet yürüten radikal İslamcı grupların Yahudi düşmanlığı temelinde Yahudilere dönük saldırıların arkasında olduğunu ifade edenler sosyal medya ortamında kapışıyor. Bu tartışmaların bir kanadı da devletin kendisinin ne zaman toplumu devlete bağlama, seçim süreçleri vb kaygılarının güçlendiği dönemlerde bu tarz saldırıları hazırlayan ellerle bağlantıda olduğu belirtiyor.
Bu hafta mezarlara yapılan saldırıyla nasıl insanlar sokağa çıktıysa, Macron seçilmeden birkaç ay öncede Paris’te yaşlı bir Yahudi kadın evinde boğazı kesilerek öldürülmüştü. Benzer bir tabloyu o zamanda yaşamıştık. Aynı dönem Cumhurbaşkanı adayları, seçime kilitlenmiş tüm siyasi parti liderleri yürüyüş kolu önünde yarışa girerek, Yahudi toplumunun yanında olduklarının mesajını vermişti.
Ülkede hükümete güvenin sarsıldığı, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yaklaştığı bir dönemde Yahudi mezarlarına yönelik saldırıların ülkede gündem haline gelmesi elbette manidar. Durumun Yahudi düşmanlığının ötesinde daha derin ellere hizmet eden boyutlarının olduğu açık!