Yakmakla tehdit ettiler

  • Maruz kaldıkları ırkçı saldırıyı anlatan Kürt işçiler, eşyalarıyla birlikte yakılmakla tehdit edildiklerini ve jandarmanın da gelmediğini dile getirdi.

 

Mevsimlik işçi olarak fındık toplamak üzere gittikleri Sakarya’nın Ortaköy ilçesine bağlı Sırt Mahallesi’nde, ırkçı saldırıya uğrayan Kürt işçiler, saldırının ardından memleketleri olan Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) Mahallesi’ne döndü. İşçileri yaşadıklarını anlattı. Olayın gündem olması ve Sakarya Valiliğini yalan açıklamasını teyit için Midyat Savcılığına çağrılıp 'tanık' olarak ifadeleri alınmak istenen Kürt işçiler, yaşadıklarını olduğu gibi anlattı. Sakarya Valiliğinin yalan açıklamasının altında da başka bir ırkçı saldırı çıktı.

Fındık toplamak için gittikleri Sakarya’nın Ortaköy ilçesine bağlı Sırt Mahallesi’nde 4 Eylül’de saldırıya uğrayan Kürt işçiler, geri döndükleri memleketleri Mardin’in Mazıdağı ilçesinde hastaneye giderek darp raporu aldı. Ardından evlerine dönen işçilerin yaşadığı mahalle muhtarını arayan İlçe Jandarma Komutanlığı, işçilerin ifadeleri alınmak üzere karakola gelmelerini istedi. Jandarma, köye giriş ve çıkışları da yasakladı. İşçiler, karşı karşıya kaldıkları ırkçı saldırıyı Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı. 

İt sürüleri, diye hitap

 Saldırıya maruz kalan işçilerden Hadra Demir, sabah saatlerinde her zamanki gibi işe gittiklerini fakat işverenin torununun hakaretlerine maruz kaldıklarını söyledi. Demir, sonrasında işverenin de “İt sürüleri, hayvan sürüleri” diyerek hakaret etmeye başladığını anlattı. Ağza alınmayacak ağır küfürlere maruz kaldıklarını aktaran Demir, bunun üzerine bahçeden çıktıklarını ifade etti. Bahçeden çıkıp başka bir alana geçtikleri sırada kendilerine fiziki saldırıda bulunulduğunu kaydeden Demir, “Biz de bunun üzerine ‘yaşlıdır, uğraşmayalım’ deyip, gittik. Yanımıza gelene de memlekete gideceğimizi söyledik. O bizi götüreceğini söyledi. O kişi bizi eve kadar götürdü. O sırada işveren çocuklarını arayarak, köye çağırdı”  dedi. O sırada işverenin oğlunun amcasına saldırdığını dile getiren Demir, araya giren ağabeyinin de yumruklu saldırıya maruz kaldığını söyledi. Yaşanan saldırının giderek büyüdüğünü ifade eden Demir, kendilerinin de saldırıya uğradığına dikkati çekti. 

Jandarma arandı, gelmedi

 Demir, şunları söyledi: “Telefon da ettik kimse gelmedi. Defalarca jandarmayı aradık gelmediler. Sonra baktık jandarma gelse bile onlara yardımcı olacak; iptal ettik. ‘En iyisi Allah’tan bulsunlar’ dedik. 17 gün önce gittik oraya. Bize her gün hakaret ediyorlardı. 3 gün çalışıyorduk, bazen 3 günü bir gün sayıyordu. Biz de mecburi idare ediyorduk.” 

Jandarma benim arkamda

 Saldırıya uğrayan Tuba Demir ise harçlıklarını çıkarmak için Sakarya’ya gittiklerini ve günlük 90 TL’ye çalıştıklarını dile getirdi. Olayın ardından jandarmaya haber vereceklerini söylemeleri üzerine saldırganların, “Jandarma benim arkamda. Ben serbest kalırım” dediğini aktaran Demir, yaşadıklarının ırkçılık ve faşizm ile alakalı olduğunu söyledi. Demir, “Bugüne kadar hangi patronlara gittikse hepsi faşistti, ırkçıydı. Hepsinin isimlerini de verebilirim. ‘Biz tekiz. Bizden başka kimse yoktur. Kürt yoktur’ diyorlar. Sanki Allah bir tek onları yarattı” ifadelerini kullandı.

Görüntüdeki Şilan Demir

 MA tarafından servis edilen görüntülerde yer alıp, bir erkek tarafından yumruklandığı görülen Şilan Demir de hakarete maruz kaldıklarını dile getirerek, ağza alınmayacak sözlere rağmen alttan almaya çalıştıklarını belirtti. Demir, hakaretleri kabul etmeyeceklerini söylemeleri üzerine saldırıya uğradıklarını dile getirdi. Kendisine yumruk atıldıktan sonra kardeşlerinin kendisini eve almaya çalıştığını söyleyen Demir, Kadir Cebecioğlu isimli kişinin saldırmaya devam ettiğini kaydetti. Demir, gitmemeleri durumunda eşyalar ile beraber yakılmakla tehdit edildiklerini kaydetti. Demir, Kadir Cebecioğlu isimli kişinin, “Beklerseniz sizi gebertiriz. Burası Mardin değil. Burası bizimdir. Burası Mardin’e benzemez. Burası bizim memleketimiz, jandarma bizim yanımızda, asker bizim, kimse sizi burada tutmaz” şeklinde ifadeler kullandığını aktardı.

Karakola çağrıldılar

 Mardin’in Mazıdağı'ndaki evlerine dönen işçiler, İlçe Jandarma Komutanlığına çağrıldı. İşçiler, Mardin Barosu, Amed Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk Komisyonu avukatlarının eşliğinde Mazıdağı İlçe Jandarma Karakolu’na giderek ifade verdi. Gecenin geç saatlere kadar devam eden ifade işlemleri kapsamında saldırıya uğrayan 16 işçi, saldırganlar hakkında şikayetçi oldu. 

Baltalarla saldırdılar

 Saldırıya uğrayan işçilerden Amed Demir, fındık topladıkları esnada Hüseyin Cebecioğlu’nun yanlarına geldiğini ve kendilerine “İt sürüsü” dediğini, kendisinin de kendilerine hakaret etme hakkı olmadığını söylediğini belirtti. Hakaretlerin devam etmesi üzerine tarladan ayrıldıklarını dile getiren Amed Demir, Hasan, Kadir ve Kenan Cebecioğlu’nun yanlarına gelerek, hakaretlerini sürdürdüğünü söyledi. Bunun üzerine Baver Demir’in, “bu şekilde devam ederlerse jandarmaya haber vereceklerini” söylediğini aktaran Amed Demir, Hüseyin Cebecioğlu’nun kendilerine dönük “Kimdir o beni jandarma ile tehdit eden. Sizi yakarım. Burası benim memleketim, burası Mardin’e benzemez. Siz burayı Mardin mi sandınız. Jandarma arkamdadır” ifadelerin kullanılmasının ardından balta ve sopalarla saldırıya maruz kaldıklarını kaydetti. 

Yakarım, cesetlerinizi gömerim

 Kenan Cebecioğlu’nun da kendilerine dönük, “Öldüreceğim, yakacağım” şeklinde tehditlerde bulunduğunu belirten Amed Demir, bölgeden ayrılmak istediklerini, ancak saldırganlardan Kenan Cebecioğlu’nun “Size saat veriyorum. Ya buradan çıkar gidersiniz ya da evi sizinle beraber yakarım. Sizin cesetlerinizi bu ocağın altına gömeceğim ve hiç kimsenin haberi olmadan olay kapanıp gider. Ben de rahatlıkla gezerim” şeklinde tehditlerini sürdürdüğünü söyledi. 

Benim dilimle konuşun

 Nadile Demir ile Neriman Demir de ifadelerinde saldırıyı anlatırken, saldırganların kendilerini evle birlikte yakmakla tehdit ettiklerini dile getirdi. Saldırganların balta ile evin penceresinden girmek istediklerini ve kendilerini öldürmekle tehdit etmeye devam ettiklerini dile getiren kadınlar, “Biz eşyalarımızı toplamaya başladık. O esnada ben kuzenim ile Kürtçe konuşurken, Hüseyin Cebecioğlu isimli şahıs bize ‘benim dilimle konuşun’ diye bağırdı. Ardından evden çıktık ve Mardin Mazıdağı’na döndük” dedi. 

Yaralayı battaniyeye sardık

 Hadra Demir ise ifadesinde Baver Demir’in saldırıda yaralandığını belirterek, şöyle devam etti: “Hasan Cebecioğlu kardeşim Baver’i öldürmek için pencereden girmek istedi. Biz de pencereyi kapattık. Sonra onlar dışarıdan bağırmaya başladılar. ‘Sen dışarı çıkmayacak mısın? Seni öldürmezsek adam değiliz’ gibi tehditlerde bulundular. Bir süre bekledikten sonra evlerine gittiler. Biz de Baver Demir’i battaniyeye sarıp odadan çıkarttık.”

Tanık olarak istedi

Mardin Barosu, Amed Barosu, İHD ve HDP Hukuk Komisyonu avukatlarının hukuki desteği eşliğinde verilen ifadelerin ardından, Mardin Barosu binasında açıklama yapıldı. Mardin Baro Başkanı İsmail Elik, işçilerin ağır hakaretlere maruz kalarak ve ölüm tehditleri karşısında Mardin’e geri dönmek zorunda kaldıklarını söyledi. Mazıdağı Savcılığı’nın 3 kişinin dışında diğer işçilerin ifadelerini tanık sıfatı ile almak istediğini aktaran Elik, “Bu açıkça hukuka aykırıdır. Avukatlarımızın ve baromuzun itirazı üzerine hepsinin mağdur sıfatı ile ifadelerine başvurulmuş ve ifadeleri tamamlanmıştır” dedi.  Irkçı saldırıların son zamanlarda yaygınlaştığına dikkat çeken Elik, “Bu uzun zamandır süregelen cezasızlık politikasından kaynaklanıyor. Bu saldırıları yapanlar, bunların faillerini kendilerinin korunacaklarını düşünüyorlar ve uygulamada da olan gerçeklik budur. Soruşturma yapılmadan olayların üstü örtülmeye çalışıldığı için maalesef olaylar gün geçtikçe artıyor ve bu da toplumsal barışa büyük bir zarar vermektedir” ifadelerini kullandı. 

Karakola girişine izin verilmediğini ifade eden Elik, uzun uğraşlar sonucunda içeri girebildiğini söyledi. Elik, avukat ve bir baro başkanının adli kolluğun olduğu binaya alınmamasının hukuki bir durum olmadığını kaydetti. Elik, Amed Barosu ile birlikte konuya dair rapor hazırlayacaklarını ve kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtti.  MARDİN

 

'Yalan’ açıklamasında saldırı çıktı

Saldırıyla ilgili görüntülerin yayınlanmasının ardından Sakarya Valiliği yaptığı açıklamayla olayı yalanlamıştı. Valilik, olayın 4 Eylül’de Sakarya’da değil, 22 Ağustos’ta Kocaali’de yaşandığını iddia etmiş, ayrıca saldırıyla ilgili Jandarma’ya herhangi bir ihbarda bulunulmadığını ileri sürmüştü. Valiliğin yalanma açıklamasında 22 Ağustos’ta yaşandığı belirtilen olayda da Kürt kadınların darp edildiği ortaya çıktı. Sakarya’da yayın yapan T54’ün haberine göre, Kocaali ilçesinin Selahiye Mahallesi’nde 22 Ağustos’ta fındık bahçesinde yaşanan kavgada kadın işçiler darp edildi. R.T.Ş. ve E.G.’nin de H.Ş.’ye yardım ederek, işçileri darp ettiği aktarıldı. Daha sonra H.Ş.’nin kullandığı otomobille olay yerinden ayrıldığı sırada 3 işçiye çarptığı ve yaralanan işçilerin ambulanslarla hastaneye kaldırıldığı bilgisine yer verildi. K.K. daha sonra jandarma karakoluna giderek şikayetçi olması üzerine H.Ş., R.T.Ş. ve E.G.’nin gözaltına alındığı ancak sorgularının ardından çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıkları öğrenildi.

 

Münferit ve adli değil

Amed’deki sivil toplum örgütü, sendika ve meslek örgütleri, Sakarya'da Kürt işçilere dönük ırkçı saldırıya tepki gösterdi. Kentte daha önce de benzer saldırıların yaşandığı anımsatılan açıklamada, özellikle Karadeniz’e bağlı bölge illerinde mevsimlik tarım işçilerine yönelik bu tür saldırıların sıklıkla yaşandığı belirtildi. Saldırıların münferit ve adli olaylar olarak görülmemesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Şiddet dili ve politikalarına eklenen ayrımcı uygulamalar, mevsimlik Kürt işçilerine yapılan saldırılar, bu saldırılar karşında idari amirlerin saldırıları teşvik eden söylemleri, hukuk mekanizmasının işletilmemesi, tümüyle bu sonuçların ortaya çıkmasının başlıca nedenleri arasında görülebilir. Şiddet ve kutuplaştırıcı dilin kullanılması, bu yönlü ırkçı saldırıları doğrudan beslemektedir. Son yıllarda sürdürülen mevcut siyasi koşullar ve siyasi erklerin kullandığı şiddet ve ayrımcı dil toplum içerisinde telafisi olmayan olaylara sebebiyet vermektedir."

Açıklamada imzası bulunanlar ise şöyle: İnsan Hakları Derneği (İHD), Amed Barosu, Tabip Odası, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Rosa Kadın Derneği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İKK, KESK Şubeler Platformu, DİSK, Mezopotamya Psikologlar İnisiyatifi (DER-MEZ), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), MEBYA-DER. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.