- 9 yıllık hapis cezasını tamamlayan Abidin Kabişen, “Tahliye olduktan sonra örgüte katılacak mısınız?” sorusuna muhattap oldu ve “pişmanlık belirtisi göstermediği” gerekçesiyle tahliyesi ertelendi.
- Kardeşi Lokman Kabişen, “80 yaşındaki annemi düşünün; iki evladını şehit vermiş, dört evladı yıllarca cezaevinde kalmış ve tam tahliye günü gelen telefonla üç ay daha bekleyeceği söyleniyor” dedi.
- “Neyin pişmanlığını dayatıyorsunuz, kim pişman olacak?” diye soran Kabişen, “Barışa inancımızı yitirmiyoruz. Verdiğimiz bedellerin karşılığı ancak onurlu bir barış olabilir. Ümit ediyoruz ki 'çerçeve yasa' hepsini kapsar.”
AZİZ ORUÇ / İSTANBUL
Muş’un Malazgirt ilçesinde HADEP’in kurucu üyeleri arasında yer alan ve uzun yıllar İl Genel Meclis Üyeliği görevini yürüten Abidin Kabişen’in (61), cezaevindeki infaz süresini 27 Temmuz’da tamamlayarak tahliye edilmesi bekleniyordu, ancak herhangi bir disiplin cezası bulunmamasına rağmen Kabişen’in tahliyesi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun (İGK) kararıyla üç ay ertelendi. “Tahliye olduktan sonra örgüte katılacak mısınız?” sorusuna maruz kalan Kabişen’in “topluma karışmaya hazır olmadığı”, “pişmanlık belirtisi göstermediği” ve “örgütsel tutum ve davranışlarını sürdürdüğü” öne sürülerek nfazı yakıldı.
Abidin Kabişen, 1965’te Muş'un Malazgirt ilçesine bağlı Tatargazi köyünde, 10 çocuklu bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. 1994’te babası vefat edince ailenin sorumluluğunu üstlendi. Kardeşi Lokman Kabişen, “Bütün kardeşlerine sahip çıktı, bizi büyüttü. Aynı zamanda mücadeleden de geri durmadı. 1996’da Malazgirt’te HADEP açıldığında kurucu üye oldu. Üç yıllık yöneticiliğin ardından 1999-2004 ve 2004-2009 yılları arasında iki dönem Muş Genel İl Encümenliği görevini yürüttü” dedi.
JİTEM tarafından kaçırıldı
Mücadelenin içinde yer almaya başladıkça aileye yönelik baskıların arttığın, ağabeyinin 2001'de gözaltında ağır işkencelere maruz kaldığını aktaran Lokman Kabişen, şunları söyledi: “JİTEM tarafından gözaltına alındı. Resmi bir gözaltı değildi, kaçırıldı. 7-8 gün JİTEM merkezinde tutuldu. Annem ve kardeşlerim, Malazgirt Emniyeti önünde oturma eylemi başlattı. Savcılığa başvurdu ama hepsi sonuçsuz kaldı. Başvurularda yetkililer bize 'Elimizde böyle biri yok' dedi. Oturma eyleminin ses getirmesi üzerine annem ve kardeşlerim valiliğe çıkarıldı. Çok geçmeden de valilik talimatıyla Abdin serbest bırakıldı. Abim ağır işkenceler görmüştü, bütün kaburgaları, burnu ve elmacık kemiği kırılmıştı.”
Kardeşler tutuklandı
Aynı yıl kardeşleri İkram (Sîdar Viyan) gerilla saflarına katıldı. İkram’ın 2009'da Tatargazi köyündeki bir çatışmada şehit düştüğünü hatırlatan Kabişen, şöyle devam etti: “İkram'ın şahadetinden sonra ben, abim Abidin, ablam Lale (Zozan) gözaltına alındık. Yaklaşık 10-11 ay cezaevinde kaldık. Van 3 Nolu DGM, bize 9 yıl 6 ay ceza verdi. Yargıtay eylemin 'kardeşlik sıfatıyla' yapıldığını belirterek, cezayı indirdi ve erteledi. Ancak 2014’te bu ertelenen ceza son anda Yargıtay tarafından onaylanınca abim Abidin, Erciş’te arama noktasında gözaltına alınıp Van M Tipi’ne konuldu. Bir süre daha cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldu.”
2018’de tekrar tutuklandı
İkram şehit düşmeden kısa süre önce diğer kardeşleri Özgür’ün (Demhat Sîdar) de gerilla saflarına katıldığını dile getiren Kabişen, Özgür’ün ise 2016’da Cizîr’deki öz yönetim direnişlerinde şehit düştüğünü belirtti. Ardından aileleri üzerindeki baskıların daha fazla arttığını vurgulayan Kabişen, 27 Kasım 2018’de Abidin Kabişen’in ikamet ettiği eve düzenlenen ve iki HPG’linin şehit düştüğü baskını anlattı: “İki gerillanın abimin evinde şehit düşmesi devlet için büyük bir intikam hırsına dönüştü. Ailemiz zaten hedefteydi, bu olayla işkenceye gerekçe buldular, meşrulaştırdılar. Abidin, kız kardeşimiz Lale ve yengem Raife gözaltına alındı.
Tüm aileye işkence
Muş İl Emniyet Müdürlüğünde 8 gün boyunca, 12 Eylül dönemini aratmayacak ağırlıkta işkencelere maruz kaldılar. Ardından abim, eşi ve Lale tutuklanarak, Patnos Cezaevi'ne gönderildi. Patnos Cezaevi'ne girişleri sırasında, abim yine işkenceye maruz kaldı. Sol tarafındaki tüm kaburgaları, kafası kırıldı, her yeri kan içinde kaldı. Cezaevi yönetimi bu işkencenin Emniyet güçlerince yapıldığını iddia ederek sorumluluğu reddetti. Ziyaretine gittiğimde yüzünde ve bedeninde morlukların olmadığı tek bir yer yoktu. Lale ve yengem de aynı süreçte ağır işkence gördü ve ‘Sizden intikam alacağız, daha yeni başlıyoruz’ diyerek, tehdit edildiler.”
5 dakikada 9 yıl hapis
Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üç yıl süren yargılama sonucu her birine 12 yıl hapis cezası verildiğini belirten Kabişen, “Yargıtay cezanın üst sınırdan verildiğini, eylemin 'yardım ve yataklık' olduğunu belirterek kararı bozdu. Hazırlanmış bir senaryo gibi mahkeme heyeti, savcı mütalaasını okudu ve Yargıtay ilamına rağmen hiç indirim yapmadan tekrar 9 yıl ceza verdiler. Hepsi 5 dakika sürdü. Yargıtay da bu cezayı onadı. En alt sınırdan verilmesi gereken cezayı en üst sınırdan verdiler” dedi.
İntikamcı yaklaşım
“Bunun nedeni intikamcı yaklaşımdır” diyen Kabişen, şöyle devam etti: “Muş Emniyet Müdürü 'Ben sizden intikam alacağım' demişti. Yine 2008’de Malazgirt İlçe Emniyet Müdürlüğüne yönelik eylemden İkram sorumlu tutulmuştu. Bu baskıların temel bir nedeni de buydu. Bu intikamcı yaklaşım hiç bitmedi. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nda (İGK) bile ‘Malazgirt’te emniyete yapılan saldırıyı kardeşin mi yaptı’ diye soru sorulmuş.”
Revire bile çıkarılmıyor
Abidin Kabişen’in 2022’de, Giresun Espiye L Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiğini söyleyen Kabişen, şunları paylaştı: “Sürgünün tek sebebi, gelen bir ziyaretçinin üzerinde şarj aleti çıkmasıydı. 'Siz bu şarj aletini koğuşa götürecektiniz. Orada telefon var, örgütle temas kuracaksınız' diyerek odadaki tüm tutsakları sürgün ettiler. Abim dört yıldır Giresun’da ve dört yıldır revire çıkarılmadı. Adeta bir intikam yaklaşımıyla, cezası biten tutsakların büyük çoğunluğu tahliye edilmiyor. Tahliyesi gelen tutsaklara pişmanlık dayatılıyor.
Abimin cezası 27 Temmuz’da bitiyordu, tahliye olması gerekiyordu. Ancak Giresun Espiye L Tipi Cezaevi İGK tahliyesini üç ay erteledi. Kurulda savcı veya birinci müdür bile yoktu. Görevli memurlar varmış. Kurulda abime 'Örgüt hakkında ne düşünüyorsun? ‘Çıksan örgüte katılır mısın’, ‘Apo’yu nasıl görüyorsun’, ‘Malazgirt’te emniyete yapılan saldırıyı kardeşin mi yaptı?’, ‘Pişman mısın’, ‘Tekrar aynı işleri mi yapacaksın’ gibi sorular sorulmuş. Kurul sonra da abime ‘Sen daha topluma katılmaya hazır değilsin’ diyerek, tahliyesini üç ay ertelemiş. Tahliye olmasını engelleyen hiçbir şey olmamasına rağmen tahliye etmediler.
Pişmanlığı asla kabul etmez
Abim 61 yaşında, bunca yıldır toplum içinde yaşamış bir insan. PKK, Mayıs 2025’te kendisini feshetmiş, Temmuz 2025’te silahlarını yakmış, aradan onca zaman geçmiş. PKK liderleri devlet ile temas halinde, görüşmeler yapılıyor ama abime ‘örgüte katılacak mısın’ diye soruyorlar, sonra da tahliyesini erteliyorlar. Abim dört yıldır bu cezaevinde ve hiçbir disiplin cezası yok. ‘İyi hallisin ama tahliyeni üç ay erteliyoruz’ diyorlar. Neyin pişmanlığını dayatıyorsunuz, kim pişman olacak? Asla pişmanlığı kabul etmeyecek.”
80 yaşındaki annemi düşünün
Tahliye ertelemesinin 80 yaşındaki anneleri için büyük üzüntü yarattığını belirten Kabişen, duygularını şöyle dile getirdi: “Biz 9 yıldır bu anı bekliyorduk. Muş’tan, Malazgirt’ten, Gebze ve İstanbul’dan yola çıkıp abim Abidin’i alacaktık. Önce memlekete, sonra diş tedavisi için yanımıza getirecektik ama hevesimizi kursağımızda bıraktılar. 80 yaşındaki annemi düşünün; iki evladını şehit vermiş, dört evladı yıllarca cezaevinde kalmış, tam tahliye günü gelen telefonla üç ay daha bekleyeceği söyleniyor. Abidin annemin ilk göz ağrısıdır. Haberi alınca annemle 15-20 saniye konuşabildim, üzüntüden konuşamadığı için telefonu kapatmak zorunda kaldım.”
Tek karşılık onurlu bir barış
Yengesi Raife’nin tahliye olduğunu, kız kardeşleri Lale’nin de 7 ay sonra tahliyesinin beklendiğini söyleyen Lokman Kabişen, her şeye rağmen barışa olan inançlarını koruduklarını vurgulayarak, şunları ekledi: “Ümit ediyoruz ki hukuk yerini bulur. Süreç boşa çıkarılmaz. Emekler boşa gitmez. Barışa olan inancımızı yitirmiyoruz. Verdiğimiz o bedellerin karşılığı ancak onurlu bir barış olabilir. Ümit ediyoruz ki 'çerçeve yasa' hepsini kapsar ve en kısa sürede hepsi tahliye olur.”