- Meclis’te kabul edilen ‘çerçeve yasa’, sol ve sosyalist çevrelerde temkinli ve eleştirel bir destekle karşılandı. Silahların susması, çatışmasızlığın hukuki bir zemine kavuşması ve Kürt sorununun siyasi-hukuki bir çerçevede ele alınması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen yasa, demokratik çözüm ve kapsamlı demokratikleşme açısından ise yetersiz bulunuyor.
ERDOĞAN ALAYUMAT / İSTANBUL
EMEP Milletvekili İskender Bayhan, SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen ve EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, gazetemize konuştular.
Yasaya ‘evet’ dedim
Meclis’in süreç komisyonunda da yer alan Emek Partisi (EMEP) Milletvekili İskender Bayhan, ‘çerçeve yasa’ya “evet” oyu veren milletvekillerinden biri. Bayhan, neden lehte oy kullandığını şöyle açıkladı: “Yasa, silahların susması, silah bırakılanların statüsünün ne olacağı, cezaevinde ve sürgünde olan arkadaşlarımızın, yurttaşlarımızın durumunun ne olacağı üzerinden çok zayıf, çok geri bir uzlaşma. Ne kadar zayıf olsa da ‘evet' dedik, çünkü silahların bırakılması ve çatışmaların durması açısından küçük da olsa bir adım atılacaksa bu yasa bunun başlangıcı.”
Bu yasanın çıkmasıyla artık “dünden farklı” bir döneme girildiğini belirten Bayhan, “Dün PKK’nin silah bırakması ve kendini feshetmesi PKK kurullarının kararıydı ama bugün bu karar TBMM’nin kahir ekseriyetle büyük çoğunluğuyla onayladığı bir karara dönüştü” dedi.
Bayhan, yasa sonrası sürece ilişkin öngörülerini ise şöyle sıraladı: “Yasa çıktı, şimdi bundan sonra Kürt sorununun demokratik çözümü de Türkiye’nin demokratikleşmesi de bir mücadele konusu. Mücadeleyle iç içe bir süreç bizi bekliyor. Şimdi bizim evet dediğimiz bu yasanın nasıl uygulanacağını, kimin bundan sonra nasıl adımlar atıp atmayacağını görmemiz lazım. Top Saray’ın elinde. Silahların bırakılması, teyit ve tespiti için Saray bütün ipleri eline almak istiyordu, şimdi bu yasayla ipleri eline aldı, bakalım o ipi nasıl tutacaklar.”
Bir başlangıç olabilir
SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş ise ‘çerçeve yasa’nın Kürt sorununun demokratik çözümü açısından yeterli olmadığını belirterek, süreci büyük ölçüde Cumhurbaşkanı’nın iradesine bıraktığını savundu. Mevcut yasanın “çok umut verici bir eksene sahip olmadığını” dile getiren Taş, silahların susması ve silahlı güçlerin toplumsal yaşama dönmesi açısından yasanın bir başlangıç olarak değerlendirilebileceğini, ancak kapsamlı bir demokratikleşme beklentisine yol açmaması gerektiğini vurguladı. SOL Parti olarak silahların susması ve silahlı güçlerin toplumsal ve siyasal yaşama katılımını sağlayabilecek her türlü girişime olumlu yaklaştıklarını belirten Taş, asıl ayrışmanın ise sürecin nasıl tanımlandığı noktasında ortaya çıktığını ifade ederek, sürecin iktidar açısından yalnızca silahlı güçlerin silahsızlandırılması meselesine indirgendiğinin altını çizdi.
Birleşik mücadele
AKP-MHP blokunun ve mevcut rejimin bir kriz içinde olduğunu vurgulayan Taş, iktidarın bir yandan rejimin meşruiyetini sağlamak ve muhalefet blokunu parçalamak amacıyla Kürt siyasetini yanına almaya çalışırken, diğer toplumsal kesimlere ve muhalefete karşı politik savaş yürüttüğünü savundu. Taş, tek adam rejiminin varlığını sürdürdüğü bir Türkiye’de demokratikleşmenin mümkün olmayacağını ve bunun doğrudan Kürt sorununun çözümünü de etkilediğini belirterek, şunu ekledi: “Silahların susmasına evet ama gerçek toplumsal barış ve demokratikleşme için birleşik mücadele konusunda ortak bir yaklaşım geliştirme çizgisine devam, diyelim.”
Mücadele belirleyecek
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen de yasaya verdikleri desteği “eleştirel destek” olarak tanımladı. Gözen’e göre yasa, Kürt halkının iradesi, çatışmasızlığın hukuki bir zemine kavuşması ve binlerce tutsağın özgürleşmesi açısından önem taşıyor, ancak hukuki boşlukları nedeniyle iktidarın süreci geri sarabilmesine de olanak tanıyor.
Gözen, sürecin nihai yönünü mücadelenin belirleyeceğine işaret etti. Gözen, TÖP olarak yasaya neden “evet” dediklerini ise şöyle açıkladı: “Kürt halkının iradesini ve binlerce tutsağın özgürleşmesini önemsiyoruz. Kalıcı, onurlu ve demokratik bir barışın yolunu açacak her gelişmeden tarafız. Çatışmasızlık konumunun yasal bir düzeye yerleşmesini önemli görüyoruz. Bundan sonraki süreci mücadele denklemi belirleyecektir. Önemli olan, barışın toplumsallaşması ve adil bir barış için hep birlikte mücadele etmektir. Kendimizi bu noktada sorumlu ve görevlerimizin farkında görüyoruz.”
Kırılma yarattı
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk ise ‘çerçeve yasa’yı olumlu bulduklarını belirterek, yasanın eksik ve hatalı yönlerine rağmen Kürt sorununun siyasi ve hukuki bir zeminde ele alınması açısından önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Öztürk, yasanın kabul edilmesiyle birlikte Kürt Hareketi'nin farklı bileşenlerinin muhatap alınmasının rejimin yıllardır değişmez kabul edilen güvenlikçi ve milliyetçi yaklaşımında bir kırılma yarattığının altını çizdi. Öztürk, yasanın kabul edilmesiyle birlikte iktidarın bundan sonra Kürt sorununa yalnızca ‘güvenlik’, ‘terör’ veya ‘beka’ söylemleri üzerinden yaklaşmasının eskisi kadar kolay olmayacağının altını çizdi. Yasanın eksikliklerine odaklanırken ortaya çıkan yeni zeminin de gözden kaçırılmaması gerektiğini kaydeden Öztürk, asıl meselenin bundan sonra bu alanın nasıl genişletileceği olduğunun altını çizdi. Öztürk, “Açılan yoldan yürümemiz gerektiğini söylüyorum” diye ekledi.