17 Şubat'ta, TC tarihinde Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı önünde, askeri lojmanların yanında askeri servis aracına yapılan bombalı saldırı ile bir ilk yaşandı. 28 askeri personelin öldüğü bu saldırıyı, TC'yi yönetenler bir gün sonra PYD bağlantılı YPG'nin yaptığını iddia ettiler. Saldırıdan iki gün sonra TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) bu saldırıyı üstlendi. TC içerde ve dışarda (stratejik) derin bir boşluğa düştü.
Öncellikle bu saldırıda yaşamını yitirenlerin ailelerine sabır diliyorum. Tıpkı Cizre'de bodrumlarda yakılarak öldürülenlerin ailelerine dilediğimiz sabır gibi.
Sabır dilemek, başsağlığı dilemek artık, bir şeyleri değiştirmiyor. Sen başsağlığı diledin, sen kınadın, o kınamadı tartışmaları sürdürülüyor hala ve bu saatte… İdil ve Sur kuşatma altında, Cizre’de TC tarafından yakılarak öldürülen sivillerin cenazeleri tek tek taşınıyor… Sur'da ikinci bir katliamın sesleri yükseliyor. Ve hala bu durumda bu tür tartışmaların yürütülmesini tarif edecek bir tanımlama bulamıyorum. Komik bir durum mu? Çok acı bir durum mu?… Siz tanımlayın.
Bir de bu saldırıyı, TAK "ben yaptım diyor"… Devlet "yok sen değil PYD yaptı" diyor… "ben yaptım, yok sen yapmadın öbürü yaptı" tartışması yapılıyor. Bu da çok komik bir durum. İnsanın sorası geliyor devlete, sen mi yönetiyorsun TAK’ı, ki onun yapmadığından bu kadar eminsin?... Sen mi yönetiyorsun PYD’yi bu kadar eminsin onun yaptığına… Sorarlar sana sen PYD ve TAK’ı IŞİD ile mi karıştırdın?..
İşin daha ilginç yani, bu tartışmaya 'stratejik dost’ Amerika’da katıldı. O da 'hadi ispatla PYD’nin yaptığını' diyor….
Artık ne olacağına 'Uzun adam' karar verecek… 'Küçük adam' da onu habire stratejik derinlere çekecek…
***
Ankara saldırısı ile benim asıl anlatmak istediğim başka bir konu. Kürtler neden savaş istemiyor…
Şimdi anlaşılıyor mu acaba Kürtler neden savaş istemiyor?
Savaş istememek, barış ile eş anlamlı değildir. Hala ısrar ile bunu karıştırmak, çoğu kez bilinçlice olmasa bile, bazı kesimler tarafından bilinçlice yapılmaktadır. Kürt şehirlerinden onar onar yanmış insan cesetlerinin çıktığı günlerde barış istemek… ne kadar onur kırıcı ise… Ankara’nın göbeğinde parçalanmış asker ceseterinin yanında barış istemek de o kadar onur kırıcıdır…
Ben Cengiz Han mentalitesini Anadolu topraklarında yaşatmak isteyenlerin torunları ile barışmak asla istemiyorum… Ama 21'nci yüzyılda bunlar ile savaşmak da istemiyorum.
Savaşmadan ve barışmadan da sorunlar çözülebilir.. Buna siyaset biliminde diplomasi diyorlar…