1988 yılında Antep'te ikiz kardeşi Salih'le birlikte siyasi nedenlerle tutuklanan Yaprak, yeteri delil elde edilemediği için üzerlerine aynı günlerde işlenen ve faili yakalanamayan adli bir suç atılarak ömür boyu hapse çarptırılmıştı. 10 gün boyunca ikiz kardeşiyle korkunç işkencelere maruz kalmalarına rağmen olayı kabul etmeyen ve bunu mahkemede de tekrarlayan kardeşlerden Hüseyin Yaprak, ömür boyu mahkumiyet alırken kardeşi serbest bırakılmıştı.
Hüseyin Yaprak mahkumiyetten bir süre sonra ikiz kardeşiyle yer değiştirip 1992 yılında İsviçre'ye çıkarken, kardeşi Yusuf Özal döneminde çıkarılan infaz yasasından da yararlanarak 8 ay sonra serbest bırakılmış ama siyasi faliyetlerinden dolayı 93-94 yılında Malatya Cezaevi'ne konmuştu. 
İsviçre'ye iltica eden Yaprak, iltica gerekçesinde de siyasi kimliğinden dolayı üzerine adli bir suç atılarak ömür boyu hapse mahkum edildiğini belirtmişti. 20 yıl boyunca İsviçre'de siyasi faaliyetlerini kesintisiz sürdüren Yaprak, hemen hemen her eylemde, yürüyüşte yer aldı. 


'Bir tuzak hazırlandı'
Ülkede ailesinin tehditlerle karşılaştığını belirten Yaprak, Türkiye'ye iade konusunu ise şöyle değerlendiriyor: "Türkiye gerçekten benim söz konusu adli suça bulaştığımı kanıtlayabilseydi 20 yıl önce iade talebinde bulunur ve İsviçre olay siyasi olmadığı için rahatlıkla iade ederdi. Avrupa Birliği, Türkiye-İsviçre arasındaki suçluların iadesi anlaşmalarına da bir aykırılık söz konusu olmazdı. Ama 20 yıl sonra istemesinin ardında yine Avrupa'daki faaliyetlerimi engellemek, beni cezalandırmak için aynı olayı kullanması yatmaktadır. Konunun ne mantıklı, ne hukiki hiç bir açıklaması yok. Eğer bu yeteri kadar anlaşılır olsaydı, İsviçre de gözünü kırpmadan iade ederdi. Kaldı ki iade edilmek için tutuklandım. Sanırım onlar da Türkiye'nin 20 yıl sonra harekete geçmesini anlayamadılar ve beni kefaletle serbest bıraktılar. Aslında önce bir tuzak hazırlandı. 2 yıldır Türkiye'ye giden eşime, 'Hüseyin de gelebilir, onun için de bir sorun yok, herkes artık gelip gidiyor' diyorlardı. Ama ben KCK operasyonlarının mantığını bildiğimden gitmeyi düşünmedim. Yine 1992 yılında ailem sürekli baskı ve işkence gördüğü için İsviçre'de bulunduğumu kanıtlayan belgeler gönderdim. Yani benim 20 yıldır da bu ülkede olduğum biliniyordu. Kısaca ailemin tümü Kürt yurtseveri ve hatta PKK'de yakınlarımız da var. Zira Kürt halkının özgürlüğü için mücadele benim yaşam biçimim olarak şekillenmiştir. Türkiye şimdi işlemediğim adli bir suçu gerekçe yaparak, siyasi faaliyetlerimi engellemek ve beni  cezalandırmak istiyor. Niyeti ve amacı açık. Siyasi olarak isteyemiyor. Zira bütün dünya KCK ve Kürtleri tutuklama soykırımını izliyor. Ancak böyle bir gerekçe kullanabilirlerdi. Ben bu oyunu bozmak için bütün gücümle çalışacağım. Ayrıca tutukluluk sürecimde imza kampanyası düzenleyen, harekete geçerek kefaletle serbest bırakılmamı sağlayan Kürt yurtseverlerine teşekkür ediyorum. Bu süreci boşa çıkarmamız, olası girişimlerin önünü almak için de çok önemlidir." 

Y.ÖZGÜR POLİTİKA/ZÜRİH