Yaratılan kaos toplumu vuruyor

Abbas Şahin
- Uzun yıllar eğitimcilik yapan DEM Parti Amed İl Eşbaşkanı Abbas Şahin: “Bu çocuklar suça itilmeden önce hangi önlemler alındı? Dijital medya, eğitim sistemi ve toplumsal yapı birlikte ele alınmadan, yalnızca güvenlikçi politikalarla çözüm üretilemez. Çözüm, çocukların cezalarını artırmak değil.”
AZİZ ORUÇ
Urfa’nın Siverek ilçesinde 14 Nisan’da bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı, saldırıyı gerçekleştiren kişi yaşamına son verdi. Bir gün sonra Maraş’ta bir ortaokulda yaşanan saldırıda ise 1 öğretmen ile 9 öğrenci hayatını kaybetti; suça sürüklenen çocuk da yaşamını yitirdi. Peş peşe yaşanan saldırılar, okullarda artan şiddet ve güvenlik sorunlarını yeniden gündeme taşırken, eğitim politikalarına yönelik eleştirileri de büyüttü. Eğitimciler ve aileler, yıllardır uygulanan politikaların çocukları korumakta yetersiz kaldığını ve mevcut tablonun doğrudan bu politikaların sonucu olduğunu belirtiyor. Yaşananları, eğitim politikalarını ve çözüm önerilerini, uzun yıllar eğitimcilik yapan DEM Parti Amed İl Eşbaşkanı Abbas Şahin ile konuştuk.
Toplumsal çürümenin yansıması
Maraş ve Siverek’teki saldırıların birikmiş toplumsal çürümenin dışa vurumu olduğunu belirten Şahin, Türkiye’de uzun süredir toplumu benzeştirme ve karşılaştırma üzerinden politika üretildiğini söyledi. Bu durumun toplumsal ve sosyolojik yapıyı içi boşaltılmış bir noktaya getirdiğini ifade eden Şahin, “Birey kendisini daha iyi ifade ettiğini düşündüğü sanal alemden çıkıp, gerçek hayatla buluştuğunda bu tür davranışlar ve saldırılar ortaya çıkıyor. Bu da tesadüfü değil. Maraş ve Siverek’te yaşananlar, yıllardır biriktirilen toplumsal çürümenin yansımasıdır” dedi.
Sanal yalnızlık ve sosyal patlama
Dijital medya alanında, toplumsal gerçeklikle bağı zayıflayan bireylerin giderek yalnızlaştığını belirten Şahin, eğitim alanlarında uygulanan yöntem ve tekniklerin de bireyi asosyal bir noktaya sürüklediğini ifade etti. Bu durumun, bireyin yalnızlığını sanal alanda gidermeye çalıştığı bir yapıyı ortaya çıkardığını söyleyen Şahin, bunun temellerinin uzun yıllar öncesine dayandığını kaydetti: “Türkiye’de 100 yıl boyunca uygulanan sistem ulus devlette tek bir yapıyı ortaya çıkarma amacı taşıyordu. Bu başarıldı mı? Hayır. Fakat çok büyük travmalar biriktirdi. Bu travmalar da şu anki sosyal patlamaların ve çürümenin yansıması oldu.”
ABD ile Türkiye aynı değil
Türkiye’deki okul saldırılarının ABD ile aynı zeminde değerlendirilemeyeceğini belirten Şahin, benzerliğin yalnızca saldırıların okullarda gerçekleşmesi olduğunu ifade etti. Toplumsal bilinçlerin, geleneklerin ve gerçeklikle kurulan ilişkilerin farklı olduğuna dikkat çeken Şahin, Ortadoğu toplumlarının bireyci değil, toplumsal yapılar üzerinden varlık gösterdiğini belirtti: “Soğuk Savaş sonrası dönemde kapitalist modernite yepyeni bir çatışma alanı yaratmak için terörizm kavramını koydu ve Ortadoğu’da çok ciddi anlamda kaoslar meydana getirdi. Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşananlar toplumları derinden etkiledi. Bu süreçte ölüm sıradanlaştı, birey kendini güvende hissetmedi ve değersizlik duygusu büyüdü. Bu ortam bireyin kendini ifade edebileceği alanlar aramasına yol açtı. Toplum mühendisliğiyle karşıtlaştırma ve kutuplaştırma yaratıldı. Bu da karşısındaki canlının yaşam hakkını gasp etmeyi kendine hak gören bir toplum yapısı oluşturdu.”
Yarattığın kaos seni vuruyor
Türkiye’de uzun süredir devam eden çatışmalı sürecin toplumsal yapıyı derinden etkilediğini belirten Şahin, bu süreçte karşıtlıklar üzerinden bir düzen kurulduğunu söyledi. Şahin şöyle devam etti: “Kürt halkı varlık mücadelesi verirken, savaş ve kimi yapılar meşrulaştırıldı. Toplumsal bilinç bu doğrultuda oluşturuldu, toplum içinde kaos yaratıldı ve bu kaostan beslenildi. İnsanlar birbirine karşı konumlandırıldı, halklar karşı karşıya getirildi. Karşıtlıklar üzerinden kendini var eden bir sistem ortaya çıktı.”
Okullarda yaşanan saldırıların da bu yaşananlardan bağımsız olmadığını belirten Şahin, çocukların silaha erişiminin kolaylığına dikkat çekti: “Bir çocuk sırt çantasına silah doldurup okula gidiyor. Bu silah bulunduğu ortamdan geliyor. Çocuklar kendilerini ifade ederken çete ve mafya figürlerini model alıyor. Bu da toplumsal zeminden kopuşun göstergesi. Bu çürüme Maraş’ta, Türkiye’de, Ortadoğu’da karşımıza çıkıyor. Toplumları kaosa sürüklemek, korkutmak ve sindirmek için kullanılan yöntemler toplumu vurmaya başladı. Senin yarattığın kaos, senin yarattığın çürüme seni vurmaya başladı. Bundan kaçmak ise imkansız.”
Gençler Kurtlar Vadisi’nde yaşıyor
Türkiye’de yaşanan saldırıları suç sosyolojisi çerçevesinde değerlendiren Şahin, “Suç sosyolojisinde şöyle bir yaklaşım vardır: Önce suçu yaratırsınız, ardından o suça karşı kanunlar üretirsiniz. Bugün karşı karşıya olduğumuz durum da budur” dedi. Bu tür olayların yeni olmadığını ancak zemininin uzun süredir oluşturulduğunu belirten Şahin, bunun bir tür toplum mühendisliği olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bir bireyin nasıl şekillendirileceğinin, eğitimle, sosyal yaşamla ve özellikle medya üzerinden belirlenebildiğini söyleyen Şahin, şöyle devam etti: “Bir insandan her şeyi yaratabiliriz. Bunu da eğitimle, sosyal yaşam içerisinde, son süreçte ise medya aracılığıyla yapabilirsiniz. Toplumda mafya figürlerinin ve çete yapılarının tehlikesi bilindiği halde, zamanla ‘idol’ haline getirilmesi bunun en büyük göstergesi. Çözümsüz kalan gençler, kendilerini bu figürler üzerinden çete lideri olarak tanımlıyor. Gerçek yaşamda oluşturamadığı benliğini, Kurtlar Vadisi’nde yaşıyormuş gibi yaratıyor. Kendini Sedat Peker görüp ona göre hareket ediyor.”
Çözüm ceza artışı değil
Şahin, son dönemde çözüm olarak çocuklara verilen cezaların artırılmasının tartışıldığını ancak bunun sorunun kaynağına dokunmadığını söyledi ve şu hususlara dikkat çekti: “Bu çocuklar suça itilmeden önce hangi önlemler alındı, bu hiç tartışılmıyor. Dijital medya, eğitim sistemi ve toplumsal yapı birlikte ele alınmadan yalnızca güvenlikçi politikalarla çözüm üretilemez. Bu katliamlar yıllardır uygulanan güvenlikçi politikaların birer sonucudur. Yaşananların çözümü çocukların cezalarını artırmakla sağlanmaz. Suçun önüne böyle geçemezsiniz.”
Koşullar değişmeden sonuç değişmez
Şahin, suçu ortaya çıkaran koşullar ortadan kaldırılmadığı sürece benzer olayların yaşanmaya devam edeceğini belirterek, toplumda güven duygusunun zayıfladığı, bireyin kendini güvende hissetmediği ve gerçeklikle bağının koptuğu ortamlarda bu tür olayların kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti. Şahin devamında şunları söyledi: “Bu olası durumlara karşı toplumsal vicdanı önceleyen, kendini güvende hisseden, cezasızlık sisteminin olmadığı, eğitim sisteminin toplumsal yapıyı beslediği bir yapı oluşturulmalı. Bunlar olmadığı sürece bu tür olaylarla karşı karşıya kalacağız. Asıl yoğunlaşmamız gereken suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması değil, bu olmalı. O çocuğu o hale getirenlerin ve koşulların çok ciddi bir şekilde analiz edilip ona göre önlemler alması gerekiyor.”







