
Gazetemize konuşan ve ablukanın ilk gününden bu yana Cizre’de bulunan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, önceki gece Cudi Mahallesi’nden kendisine gelen bir telefonla ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Cudi Mahallesi Serin Sokak’ta bir evin bodrum katına 40’a yakın insanın sığındığı bir eve düzenlenen baskın ardından kadın ve çocukların bulunduğu bilinmesine rağmen ev ve yanındaki binanın topa tutulduğunu anlatan Sarıyıldız, “Kaymakama ulaşamadım. Mesaj ilettim. Onlara da 155’i aramalarını söyledim. 155’i aramalarına rağmen saldırı kesilmedi. Şu anda nerede insan varsa, oralara ve mahallelerin ortasına havan topu atıyorlar. Ne 155, ne de 112 acil servis hattı işlemiyor. Tam bir vahşet iklimi yaratılmaya çalışılıyor” dedi.
Miray Bebek ve dedesi
Miray İnce adlı 3 aylık bebeğin ve dedesi Ramazan İnce’nin de benzer biçimde 155’i aramalarından sonra katledildiğini hatırlatan Sarıyıldız, “Halasının evinde vurulan Miray bebek için 155 aranıyor. 155 onlara ‘İki kadın bir erkek, elinize beyaz bez alarak kaç metre ötedeki ambulansa götürün’ diyor. Arayan kadın telefonda ‘Tepemizde zırhlı araçlar var, bizi tarayacaklar’ diyor. 155 onlara ‘Yok yok öyle bir şey olmaz’ diyor. Aile çıkar çıkmaz yolun ortasında taranıyor. Dede Ramazan İnce orada katlediliyor. Ninesi ağır yaralanıyor. 155’in halkın güvenliğini sağlamak gibi bir gayesi yok; tam aksine, umursamaz, üstenci, alaycı bir yaklaşımla orada bulunuyorlar” diye konuştu.
Yaşlıların olduğunu biliyorlardı
Sarıyıldız önceki akşam İMC TV’de katıldığı Gündem Müzakere programında da Hediye Eren’in katledilmesi olayının da 155’in aranması sonrasında gerçekleştiğini belirterek şunları anlatmıştı: “Ailesi beni aradı. Bizim evin altında sadece Hediye Eren’le birlikte, yaşı 60’ın üzerinde olan 4 kişi kaldı. Bir tane de kız çocuğu var yanlarında. Bodruma sığınmışlar ve yanlarında telefonları yok’ dedi. O gün kaymakama ulaşamadım ve mesaj geçtim. Emniyeti aradım. Aileye dedim siz de ısrarla Emniyet’i arayın. Her gün ama her gün üstüste her gün aradık. Filan adreste, filan binanın altında 4 tanesi yaşlıdır, birşey olmasın onlara dedik. Her gün alaycı bir üslupla, güvenlik mensuplarımız nerede siviller var biliyor, karışamazsınız tarzında cevaplar verildi. 7’inci günde açlıktan, susuzluktan kırılma noktasındayken Hediye Ana ikinci kata çıkmaya çalışıyor. Çıkar çıkmaz, onun üzerine artık tank topu mu bomba atar mı onlardan biri 50-100 metre ötedeki zırhlı araçlardan fırlatılıyor. Ve bedeni paramparça ediliyor.”
‘Çöktürme’ planı uygulanıyor
Faysal Sarıyıldız, 2014’te hazırlanan ve ifşa olan ‘Çöktürme’ adını taşıyan planın devrede olduğunu belirterek, “Başından sonuna kadar vahşet olan, göçertme olan, halkı sindirmeye dönük bir program uygulanmaya çalışılıyor ve şu ana kadar da bu adım adım uygulandı. Yaşanan katliam ve halkı sindirme, göçertme politikasıdır. Şu ana kadar Cizre’de 32 sivil insan katledildi sadece. Katledilenlerin 24 tanesi evli ve 30 yaşını aşmış insanlar. Diğerleri bebek, çocuk ve gençler. O nedenle Kürdistan’da, Cizre, Silopi ve Sur’da büyük bir insanlık suçu işleniyor” diye konuştu.
Halep, Humus’tan farkı yok
Cizre’nin tümden insansızlaştırılmak istendiğine de dikkat çeken Sarıyıldız, “Şehir merkezlerindeki evler, Kobanê ve Guernika’da olduğu gibi toplarla yerle bir ediliyor. Yarın veya öbür gün yasak kalktığında Cizre’nin, Halep, Hama ve Humus gibi yerle bir olduğu basına yansıyacaktır bir çok mahallesinin” dedi.
Sistematik vahşet yöntemleri
Sarıyıldız ilçedeki son durumla ilgili yeni bir bilgi de verdi. “Nur Mahallesi’nin ortasından yağmur suyu kanalı geçiyor.
Bu kanalın ağzını iş makinaları ile toprak doldurmuşlar” diyen Sarıyıldız, kanalın kapatılması durumunda mahalleyi su basacağına dikkat çekerek, “Bu durumda hiç bodrumda kalınamaz ve oradaki insanlar burayı terketmek zorunda kalacaklar. Böylesi insanlık suçları da işleniyor. Bu sistematik vahşet programı, yeni bir uygulama ile tırmanarak devam ediyor” diye belirtti.
Avrupa’ya çağrı
Sarıyıldız, Avrupa’daki Kürdistanlılara da seslenerek Botan direnişine daha fazla sahip çıkılmasını istedi. Sarıyıldız, “Bu vahşetin teşhiri konusunda Avrupa’daki halkımızın yoğunca bir çaba içinde olması gerekiyor. Buradaki vahşeti görünür kılması gerekiyor. Çünkü bunun önüne geçilmez ise, katliam boyutlanır ve hepimizi içerisine çekecek ölüm sarmalına dönüşür. oradaki insanların çoğu, burdaki benzeri katliamlardan kaçarak gitmişler. Hepimizin demokratik duyarlı kamuoyunun bu anlamda, ahlaki, insani ve pozitif sorumlulukları var” çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ