İlki 1949 yılında gerçekleşen ve bu yıl 71. düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı sona erdi. 100’ü aşkın ülkeden 7503’ün yayıncının, 4 binden fazla etkinliğin gerçekleştiği ve yüzbinlerce kişinin ziyaret ettiği kitap fuarını 10 bini aşkın gazeteci izledi. 16-20 Ekim tarihlerinde gerçekleşen kitap fuarının bu yıl ki, onur konuğu ülke ise Norveç’ti. Özel bir salonda Norveçli yazarların okuyucularla buluştuğu fuar alanında haftasonu adım atmak olanaksızdı.
EYLÜL ARAM / FRANKFURT
Frankfurt kitap fuarına ilk gidişim. Nasıl bir fuarla karşılaşacağım düşünürken, kendimi devasa bir alan ve 4 binden fazla etkinliğin yazılı olduğu katalogla baş başa buluyorum. Fuar alanı şehir merkezinde. Merkezi tren istasyonuna 3 durak uzaklıkta, o nedenle ulaşımı oldukça kolay. Fuar alanı 6 ayrı bölüme ayrılmıştı. İlk ve ikinci bölümün teknik ve idari kısımlara ayrılığı alanda 3. bölüme bakınarak başlamak en mantıklısı diye düşünürken, orta meydanda birbirinden farklı kıyafetler giyen ağırlığı liseli gençlerin renkli görüntülerine takılıyorum. Daha sonra fuar alanında karşılaştığım bir yazar arkadaşım, Frankfurt kitap fuarı için gençlerin özel olarak hazırlandıklarını, farklı kreasyonlarla fuara renk kattıklarını söyledi. Ben de ilk fırsatta yan yana duran gençlerden toplu fotoğraf ricasında bulundum ve tabi ki de kırmadılar.
Mezopotamya Yayınevi ile dayanışma
Fuara gelmeden önce planlamam ilk olarak Almanya’da İçişleri Bakanlığı kararıyla yasaklanan Mezopotamya Yayıneviyle dayanışma içinde olan ve kitaplarını basan üç yayınevinin standlarına uğramaktı. Kataloğu alır almaz hemen Almanya’dan Unrast-Verlag, Avusturya’dan Mandelbaum Verlag ve İsviçre’den Edition 8 yayınevlerinin yerlerini aramaya başladım. İlk olarak Unrast-Verlag (Unrast Yayınevi)ne uğruyorum. Yayınevi sorumlusu Jörn Essig büyük bir sıcakkanlılıkla karşılıyor. Mezopotamya Yayınevinin daha önce Almanca basılan kitaplarını yeniden basmışlar. Ama kitapların üzerinde “Edition Mezopotamya” damgası duruyor. Anlatmaya başlıyor Essig: “Almanya’nın yasak kararını tanımıyoruz. Unrast-Verlag olarak bu sansürü ifade özgürlüğüne bir engel görüyoruz. Ve bu sansüre karşı Mezopotamya Yayınevi ile dayanışma içindeyiz. Almanca olan kitapların yeni basımlarını yaptık. Yasak kararını bu şekilde kınamak istedik.” Essig konuşmasının ardında Mezopotamya Yayınevi kitaplarının basılı olduğu afişten hediye ediyor. Fotoğrafını Mezopotamya Yayınevi kitaplarının yanında çekiyoruz. Fotoğraf çekiminden sonra “Without freedom for all, no one is free” (Hepimiz özgür değilsek, kimse özgür değildir) sözü yazan Nelson Mandela tşörtünü gösteriyor. Dayanışman anlamını bir de bu şekilde vurguluyor.
Kitaplar yasaklanamaz
Sonrasında Mezopotamya Yayınevi ile dayanışma içinde olan İsviçreli yayınevi Edition 8’e uğruyorum. Birçok yayınevinin kullandığı ortak bir stant kullanıyorlar. Edition 8’in sorumluları orada olmasa da, Mezopotamya Yayınevi’nin yeni baskısı yapılmış kitapları raftaydı. Fotoğraflarını çektikten sonra Mandelbaum Verlag (Mandelbaum Yayınevi)ne uğruyorum. Yayınevi sorumlusu Martin Birkner de çok sıcak karşılıyor. Fuar için Avusturya’dan gelmişler. Mezopotamya Yayınevi’nin yasaklanmasına o da çok sert tepki gösteriyor. “Bu konuda iki şey önemli. Biri yasak diğeri de ifade özgürlüğünün kısıtlanması. Kitaplarının yasaklanması ve bu yolla da ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını asla doğru bulmuyoruz. Mezopotamya Yayıneviyle de bu nedenle dayanışma içindeyiz. Kitaplar yasaklanamaz.” Martin’le konuşmaya devam edince kitap fuarının endüstrileşmesine karşı alternatif etkinliklerin yapıldığını da öğreniyoruz. Stantta duran “Gegen Buch Masse” broşürünü veriyor ve alternatif kitap fuarı programlarının yapıldığı bir başka etkinlik olduğunu öğreniyorum. Fuarın endüstrileştiğini, yayınevlerinin reklam ajanlarına dönüştüğünü, iyi bir üretimin değil, iyi reklamın ve pazarlamanın yayın dünyasını esir aldığını anlattılar. Ve tabi ki stant kiralarının pahalılığı. Bu neredeyse tüm yayınevlerinin gündeminde olan bir konuydu. Çoğu hali hazırda kıt kanaat üretim yapmaya çalışan çoğu yayınevi stant ücretlerinin pahalılığı nedeniyle kitap fuarına katılamıyor. Tüm bunlar kendisiyle birlikte alternatif bir program yaratmış. Ancak geç öğrendiğim için alternatif programları takip etme şansı bulamıyorum.
Zarakolu programdan çıkarıldı
Mandelbaum yayınevinden ayrılınca Türkiyeli aydın, gazeteci ve yazarların programlarına göz atıyorum. Şehbal Şenyurt Arinli, Burhan Sönmez, Doğan Akhanlı, Aslı Erdoğan… Uzayan bir liste var. O sırada yayıncı, yazar ve gazeteci Ragıp Zarakolu’nun kitap fuarına katılmasının, fuar yönetimi tarafından engellendiğini öğreniyorum. Türkiye’nin almış olduğu “Kırmızı bülten” kararı nedeniyle Almanya’ya giriş yaptığı zaman tutuklanıp, Türkiye iade edilebileceği Alman makamları tarafından fuar yönetimine, fuar yönetimi tarafından da Zarakolu’na iletilmiş ve programdan çıkarmışlar. Aydınlar ve yazarlar, bu karara karşı tutum almadıkları için fuar yönetimine oldukça tepkiliydi.
Karikatüristler de fuardaydı
Fuar alanında gezmeye devam ederken bağımsız yayıncıların ve yazarların söyleşiler gerçekleştirdiği bir alana denk geliyorum. Mevcut yayınevlerini protesto etmek için kendi kitaplarını basan, dağıtım ve satış masraflarını kendileri üstlenen yazarlar, okuyucuyla buluşuyordy. Fuarda böylesi bir alan olmasına sevindim. Sonrasında kitaplar dışında yazarların radyo yayınlarına katıldığı bir standın önüne geliyorum. Litereradio’dan hem canlı yayın yapıp, hem de canlı dinlemek isteyenlere özel okumalar gerçekleştiriyorlardı.
Fuar alanında adım başı bir okumaya denk gelmek mümkün. Alan da ona göre dizayn edilip, programlanmış. Neredeyse her söyleşide simultane çeviri yapılıyordu. Kurulan stantlar ise birbirinden oldukça farklıydı. Yayınevleri birbirinden farklı stantlarla okuyuculara hitap etmeye çalışıyordu. Karikatüristler de alanda okuyucularıyla buluşuyordu. Çocuk kitaplarının olduğu bölüm ise oldukça kalabalıktı. Birçok yazar ve çizerin eserlerini imzaladığı bölümde adım atmak oldukça zordu. O nedenle çocuk bölümündeki gezimi sonlandırıp, ARD’nin büyük bir stüdyo kurduğu, üst katında bu yılki onur konuğu ülke olan Norveç’in etkinlik salonunun da olduğu 4.bölüme geçiyorum.
Fuarda Rojava işgaline tepki
Biraz önce ARD’nin açık stüdyosunun bulunduğu yerde Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırılarının protesto edildiğini öğreniyorum. Eylemi kaçırdığım ve fotoğraflayamadığım için de üzülüyorum. Eylem fotoğrafını sosyal medyada bulup, bu yazıda kullanmak üzere kaydediyorum. PEN Almanya’nın düzenlediği etkinlikte de Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgali temel gündemdi. Yönetmen ve yazar Şehbal Şenyurt Arinli, “Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşananlar bir savaş suçudur ve Erdoğan yargılanmalıdır” dediği konuşmasında, Yeni Özgür Politika gazetesinin önceki günkü “Turkish War Crime” (Türkiye’nin Savaş Suçları) manşetli gazetesi de dinleyicilerin görebileceği bir yer asılıyor. İşgale karşı fuarda sesler yükseliyor.
Onur konuğu ülke Norveç
Dördüncü bölümün üst katında fuarın onur konuğu Norveç’ten birçok yazar ardı ardına söyleşiler gerçekleştiriyordu. İki tarafında aynaların kullanıldığı söyleşi salonunda ise sonsuz bir uzam yaratılması amaçlanmış. Estetize edilen eğimli metal çubuklardan oluşan kitap stantları da sonsuz uzamın içinde kaotik ambians yaratıyordu. Norveç’in neden böyle bir konsepti tercih ettiğini belki de kuzey edebiyatına hâkim olanlar belki bilebilir.
Ülke stantları
Ülke stantlarının bulunduğu beşinci bölüme geçiyorum. Geçer geçmez Kürt yazar Bextiyar Eli ile fotoğraf çekenlerle karşılaşıyorum, selamlaşıyoruz. Güney Kürdistan standının olduğunu öğrenince ilk olarak oraya yöneliyorum. Güney Kürdistan standının önünde bir kalabalık var. Şimdiye kadar Almanya’da yaşayan ve çalışmalarıyla öne çıkan Güneyli gazeteci, yazar ve aydınlara ödüller veriliyordu. Birçok ülkenin standı içerisinde Ermeni müzikolog Gomidas’ın fotoğrafı Ermenistan standında hemen göze çarpıyor. Kendine has un, buğday ve tuz ile kavrulmuş küçük ekmekler de Danimarka standında katılımcılara ikram ediliyordu. Oradan altıncı bölüme geçince de üniversitelerin stantlarına uğrayarak fuar turumu tamamlıyorum.
Ayrılırken…
Fuar alanından ayrılırken orta meydanda üst üste konulan konteynır kitapçıları fotoğraflıyorum. Yapı, fuar alanına ayrı bir renk katmış. Konteynırların hemen karşısında bir çocuk elinde sprey boya ile desen çıkarmaya çalışıyor. Desenlerin yapıştırıldığı bez çantalar ise bağış için satılıyor. Elimde üzerine özgürlük yazan kalemler, ayraçlar, yasak yayınevleriyle dayanışmak için basılan broşürler ve sürgündeki yazarların hikayelerinin olduğu kitapçıkla alandan ayrılıyorum. Fuardan bende kalanlar ise sadece bunlar oluyor.