DÎLAN KARACADAÐ/HABER MERKEZİ 


Almanya'da PKK yasağı ile Kürtler üzerindeki krıminalizasyona karşı hukuki zeminde mücadele yürüten ve AZADÎ Hukuk Bürosu'nun gönüllü çalışanı Mehmet Demir, Kürtlerin karşılaştığı hukuksuzlukları gerekirse uluslararası mahkemelere taşıyacaklarını belirtti. Demir, Frankurt, Mannheim ve Berlin'de yapılan eylem ve etkinliklerde çıkan sorunların davalarına değinerek, "Hukuki girişimler devam ediyor. Gerekirse Almanya'da iç hukuk yolları tüketilecek ve uluslararası alandaki karar verici pozisyonda olan mahkemelere de gidilecek" dedi. Tarihçi/yazar Dr. Nick Brauns ise YPG/YPJ ve PYD'nin bayrakların yasaklanması "Alman hükümetinin Erdoğan rejimi karşısında bir diz çöküşüdür" olarak değerlendirdi. 


Hukuki girişimler sürüyor

Mehmet Demir, 2 Mart'ta PYD, YPG ve YPJ'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda Kürdistani kurumun sembolüne yasak getirilmesini hatırlatarak, Federal İçişleri Bakanlığı'nın bir yasal düzenlemeye, genelgeye veya yasak kararına değil, eyalet içişleri bakanlıklarıyla aralarındaki iç yazışmaya dayanarak sembolleri yasakladığı sözlerini yineledi. Demir devamında şu sözlere yer verdi: "İçişleri Bakanlığın iç yazışmalarının ortaya çıkmasıyla belge üzerinden hukuki girişimler devam ediyor. Eylemi düzenleyenlerin bizzat hukuki girişimde bulunması gerektiği için, davalar kentlere göre genelde NAVDEM adına düzenlendiği için o bölgedeki kurumlar davayı takip ediyorlar. Örneğin Frankfurt'ta üç eylemde çıkan sorunlar sonucunda avukatlar girişimiyle davalar sürdürülüyor, Mannheim'de de öyle. Mainz'deki dava askıya alınmıştı. Berlin'deki ise yarın eylemi düzenleyenler (PYD ve NAVDEM) avukatlarla bir toplantı gerçekleştirerek, hangi makam ve mahkemelere başvurabilecekleri yönünde bir görüşme yaptı. Yakın zamanda bunların geri dönüşleri olacağı beklenemez, çünkü böylesi davaların yıllarca sürebileceği biliniyor." 


Keyfi bir uygulamadır

Almanya İçişleri Bakanlığı’nın bu yıl eyaletlere gönderdiği iç yazışmaların Kanun Hükmünde Kararname (Erlass) gibi yansıtıldığını eleştiren Demir, yasakların keyfi olduğunu hatırlattı ve şunlara dikkat çekti: "Almanya, PYD'lilerin bu kendi bayraklarını taşımasında bir sorun olmadığını savunuyor; kim PYD'li olduğunu nerden biliyor?" dedi. AB'nin terör listesinde olduğu gerekçesiyle sembollerinin de yasaklı olan örgütlerin sözde kendi örgüt propogandası için PYD gibi yasak olmayan örgütlerin sembollerini kullandıkları için yasaklandığı bahanesine sığınan İçişleri Bakanlığın bu tutumunu eleştiren Demir, "Alman devleti madem her şeyi bu kadar iyi biliyor, kıyafetimizden yiyeceklerimize kadar da karar versin o zaman" diye konuştu. 


Yasağı hafife almamalıyız

Tarihçi ve yazar/gazeteci ve Berlin Kürdistan dayanışma komitesi üyesi Dr. Nick Brauns, YPG/YPJ ve PYD'nin bayrakların yasaklanmasının Alman hükümetinin Erdoğan rejimi karşısında bir diz çöküş olduğunu söyledi. Brauns, yasağın aynı zamanda  Rojava'daki özgürlük savaşı ve uygulanan Demokratik Konfederalizimi ile dayanışmayı engellemek için ilk adım olduğunu kaydetti. Yaşanan durumu “çok tehlikeli bir gelişme“ şeklinde yorumlayan Brauns, "Bu 1990'ların başını hatırlatıyor; PKK yasağı ile Kürt Özgürlük Hareketi ile her türlü dayanışma ve PKK üzerine kamuoyu tartışması cezalandırılıyordu. Dolayısıyla yasaklanan sembolleri hafife almamalıyız. Aksine benzer örgüt ve kurumlara da yasaklar gelmeden zamanında direniş sergilemeliyiz."


PYD'ye soruşturma belirtileri

Almanya Federal Savcılığı'nın yaklaşık üç yıl önce PKK/PYD konusunda bir soruşturmasının olduğunu söyleyen Brauns, şunları dile getirdi: "Alman hükümeti söz konusu sembollerini yasaklayarak, attıkları ilk adım ile kriminalize edişlerinin yanında aynı zamanda Suriyeli-Kürt örgütlerini kendince/zihniyetlerince disipline etmek istiyor. Böylece son yıllarda Berlin'de Bilim ve Politika Vakfı (SWP), hükümet danışmanlığı için yapılan toplantılarda defalarca sol parti PYD'nin Rojava'daki Barzani yakınlığı ile bilinen muhafazakar partilerin üzerinde daha fazla etkisinin olması için zorlamaları yönünde konuşuldu. Böylece Alman emperyalizmi Suriye ve Ortadoğu'daki etkisini güçlendirmeyi umut ediyor."


Niyet okuma ile yasaklanıyor 

Alman hükümetinin argümanını değerlendiren Brauns, "Söz konusu sembollerin genel olarak yasak olmadığını açıklayan hükümet, sembollerin PKK'nin yedek sembolleri olarak kullanıldığını savunuyor. Dolayısıyla bir yasak, bayrağı taşıyan kişinin niyetiyle bağlantılır. Bu da bir hukuk devletinde olmaması gereken bir şeydir."