
FEHMİ KATAR / BERLİN
Almanya Federal Parlemento’sunda yapılan basın açıklamasıyla Kürtlere yönelik artan saldırı ve baskılara dikkat çekildi. Açıklamalarda, PKK yasağına, Kürtlere yönelik kriminalizasyona son verilmesi gerektiği kaydedildi.
Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanı Ayten Kaplan, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, HDP milletvekili Tuğba Hezer ve Kürt siyasi tutsakların avukatlarından Lukas Theune başkent Berlin’de parlamento binasında ortak basın açıklaması yaptı.
Jelpke: Hukuki değil keyfi
Milletvekili Jelpke, İçişleri Bakanlığı’nın PKK yasağını genişletmeye yönelik girişimlerini „iki yüzlülük“ olarak tanımladı. Aynı zamanda meclisteki İçişleri Komisyonu üyesi olan Jelpke, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın eserlerini tanıtmak amacıyla Avrupa turuna çıkan Öcalan Otobüsü’ne yönelik polis saldırılarını hatırlattı. Devlet güçlerinin yasağı keyfiyete dayanan bir hukuk içerisinde uyguladığını ifade eden Jelpke, „Hamburg’da Öcalan posterini gösterebiliyorsun, Dortmund’da yasak. Bu da gösteriyor ki hukuksal bir yaklaşım yok, keyfiyete dayanıyor“ dedi.
AİHM’e kadar gidilmeli
YPG ve YPJ bayraklarına ilişkin de hukuk dışı bir uygulama olduğunu vurgulayan Jelpke, „Bayrağı bir Kürt taşırsa bu ‘PKK propagandası’ olarak görülüyor ve yasak. Ancak bir Alman YPG ile dayanışma amacıyla bayrağını taşırsa ceza almıyor. Böylesi keyfi bir yaklaşım var. Biz buna karşı çıkmalı, hukuk dışılıklara karşı mücadele etmeliyiz. Bu konuda açılan davalarda iç hukuk yolu biterse AİHM’e gidilmeli“ diye konuştu.
Jelpke Belçika mahkemesinde alınan „PKK terörist bir örgüt değil, savaşın bir tarafı“ kararını da hatırlattı.
Almanya Türkiye çizgisinde
Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanı Ayten Kaplan ise Kürtlere dayatılan hukuksuzluğun kabul edilemez olduğunu söyledi. Erdoğan rejiminin bütün demokratik olanakları ortadan kaldırdığına dikkat çeken Kaplan „Ne yazık ki bu durum Kürtlere karşı Almanya’da da devam ediyor. Biz Türkiye ve Almanya arasındaki Kürtlere karşı paralel bir politik çizgi görüyoruz“ dedi. Kürt halkının yasaklarla kriminalize edilmeye çalışıldığını belirten Kaplan, „Biz Almanya’daki en büyük ikinci organizasyonuz ve binlerce üyemiz var, bize karşı uygulanan bu kriminalize etme siyasetini kabul etmeyeceğiz“ dedi.
Almanya politikası değişmeli
HDP Milletvekili Tuğba Hezer ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecride dikkat çekerek „Çözümlüğü, savaşı dayatan Erdoğan, Öcalan’a tecrit uyguluyor. Öcalan üzerinde tecrit, hem Türkiye hem Ortadoğu hem de çözüm sürecine yöneliktir“ dedi. Öcalan’ın bütün haklarının engellendiğini belirten Hezer şu çağrıyı yaptı: „Ne ailesi, ne avukatı ne de başka bir heyetin onun sağlığıyla ile ilgili haber almasına izin vermiyor. Bu açık bir tecrit ve bir insanlık suçudur. Alman devleti Kürt sorununa Türk devletinin baktığı gibi bakmamalıdır. Kürt sorununa güvenlik konusu olarak bakmak hepimize büyük bedel ödetildi.”
Davalar hukuki değil siyasi
Almanya’da yargılanan Kürt siyasetçi ve aktivistlerin avukatı Lukas Theune ise Kürtlere Almanya’da açılan davaların siyasi davalar olduğuna dikkat çekti. Alman makamlarının bu durumu saklamadığına belirten Theune dava süreçlerinde yaşananlara ilişkin şu bilgileri verdi: „PYD, YPG ve YPJ bayraklarının yasaklanması da kesinlikle politik bir karartır, yoksa hiç bir hukuk alanında böyle bir şey yok“ dedi.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın posterlerinin yasaklanmasına ilişkin ise Av. Theune, „Öcalan yasaklanmaz çünkü Öcalan bir dernek değil. Üstelik AİHM Öcalan’ın yargılanmasında yaşanan hukuksuzluklara ilişkin birçok karar verdi“ diye konuştu.