-
'Çerçeve yasa'nın kapsamı, niteliği ve hedefinin, ortak belirlenmesi ve meselenin ciddiyetine uygun olması gerektiğini belirten ÖHD Eşbaşkanı Serhat Çakmak, hukuki güvencenin öneminin altını çizdi. Önceki süreçte yasal güvence olsaydı tarafların masayı bu kadar kolay deviremeyeceğini hatırlatan Çakmak, "Bu yüzden yasal düzenleme aslında bir garantördür. Fiili bir garantör değil, hukuksal bir garantördür” dedi.
MA'ya konuşan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Serhat Çakmak, sürecin siyasi hesaplara göre değil, hukuki güvenceye dayalı bir müzakere mekanizmasıyla ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'ye gelenlere yapılanlar
Geçmiş süreçlerde dağdan ve Avrupa’dan gelen barış gruplarının tutuklandığını anımsatan Çakmak, şöyle devam etti: “Onlardan tekrar sürgüne gitmek zorunda kalanlar oldu. Hapishaneye düşüp uzun yıllar cezaevinde kalanlar oldu. Cezaevinde hayatını kaybedenler oldu. Hasta tutsak olarak yaşamını yitirenler oldu. Bu hafızayı tekrar yaşamamak gerekir. Geçmişten ders çıkarıp bunun tekrar yaşanmaması için uygun yasal değişikliklerin yapılması gerekir.
Bir an önce yasal düzenleme
Bu süreçte bile onlarca insanın cenazesini cezaevlerinden aldık. Bu durum, toplumun sürece duyduğu güven açısından ciddi kaygılar yaratıyor. Bu kaygıların giderilmesi için söz konusu yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor.
Kürtlerin haklarının tanınması
Bu koşullar sağlandıktan sonra artık ‘müzakere masasının görevi bitti’ diyemeyiz. Bundan sonra da müzakere masasının görevi, ülkede Kürtlerin yasal ve anayasal haklarının tanınması, dil sorunu, yerel yönetimler ve özerklik tartışmalarının ele alınmasına zemin hazırlamak olmalıdır.”
Tek taraflı barış olmaz
52 yıllık çatışmayı bitiren bir yasanın “anlamlı” ve “kapsamlı” olması gerektiğini dile getiren Çakmak, “Yasa yüzyıllık Kürt sorununun varlığını, gerçekliğini görecek ağırlıkta olmalı. Bu ‘kök yasa’nın ya da ‘çerçeve yasa’nın asıl içermesi gereken şey şu: Barışın ancak iki tarafla yapılabileceğini görmek gerekir. Tek taraflı bir barış olmaz. Dolayısıyla yasa, iki tarafın yürüteceği barış sürecine uygun bir çerçeve taşımalı.
Bunu getirdim, mecbursunuz!
Yasa, ‘Ben bunu getirdim, siz de mecbursunuz kabul etmeye’ anlayışıyla hazırlanmış bir içerikte olmamalı. Basına yansıyan ‘etkin pişmanlık’ ve benzeri bir çerçevede olacağı yönünde iddialar var. Oysa ‘etkin pişmanlık’, zaten Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) var olan bir düzenleme. Yasa, bir tarafın yenildiği ya da bir tarafın zaferini ilan ettiği bir anlayışı içermemeli. Barış dediğiniz şey iki tarafla birlikte olur. İki tarafla oluyorsa bunun anlaşması da sözleşmesi de yasa taslağı da iki tarafın ortaklaşmasıyla hazırlanmalıdır.
Hiçbir şüphe bırakmamalı
Ayrıca geri dönüşe ilişkin olarak örgüt mensuplarının kafasında hiçbir şüphe kalmamalıdır. ‘Ben döndüğümde hukuki açıdan kendimi güvende hissedecek miyim? Geldikten sonra geçmişe dönük iddialarla yeniden yargılanacak mıyım? Topluma rahatça karışabilecek miyim? Demokratik siyaset yapma hakkım elimden alınacak mı?’ gibi soruların hiçbirinin cevabı belirsiz kalmamalıdır. Yasa bu güvenceleri içermelidir.
Rêber Apo'nun statüsü
Bu sağlandığında, ‘çerçeve yasa’ açısından öncelikli hedeflerin büyük ölçüde gerçekleşmiş olacağını düşünüyorum. Sürecin ağırlığına denk gelecek olan şey, Sayın Öcalan'ın özgürlüğüdür. Bu kendisiyle ilgili özel bir yasayla da sağlanabilir. Bu sağlandıktan sonra müzakereyi özgür koşullarda çok daha rahat yürütecektir. Sürece denk düşen şey, aslında doğrudan Sayın Öcalan'ın özgürlüğü olmalıdır. Burada hukuki güvence önemlidir, çünkü meseleyi tanımlar. Meseleyi tanımladığı için tarafların belli sorumlulukları olur ve bu sorumlulukları yerine getirmek de bir zorunluluk hâline gelir. 2013 ile 2015 sürecinde Sayın Öcalan, yasal güvence ihtiyacının altını ısrarla çiziyordu. Devlet bunu ya görmedi ya da görmek istemedi. O dönem yasal güvence olsaydı taraflar masayı bu kadar kolay deviremeyecekti. Kimse ‘Ben bu mutabakatı tanımıyorum’ diyemeyecekti. Bu yüzden yasal düzenleme aslında bir garantördür. Fiili bir garantör değil, hukuksal bir garantördür.” İSTANBUL