Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini ölüm orucuna çeviren Burhan Şık, yaşamak ve yaşatmak için bu mücadelede yer aldığını belirterek, “Tecrit kalkana kadar mücadeleme devam edeceğim” dedi.

Ölüm orucundaki Burhan Şık’ın annesi  Ferhan Şık, oğlunun mücadelesini sonuna kadar destekleyeceğini vurgulayarak, “Devlete kendi yasalarına uy, diyoruz. Öcalan da ailesi ve avukatlarıyla görüştürülsün” diye seslendi.

Ölüm orucunda olan tutsaklardan biri de Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Burhan Şık (31). 1 Mart’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Şık, açlık grevini 70. gününde ölüm orucuna çevirdi.

7 yıl önce aynı taleple

 Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümün 2006’da okuyan okuyan Şık, Şubat 2008’de “Örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. 5 aydan sonra tahliye edilen Şık, sürekli gözaltına alınıp tutuklandığı için üniversiteyi bıraktı. İstanbul’da Barış ve Demokratik Partisi’nde (BDP) yürüttüğü çalışmalar gerekçesiyle 2012’de gözaltına alınıp tutuklanan Şık, 20 ay kaldığı cezaevinde aynı taleple 2012’deki açlık grevi eylemine katıldı. 2016’da Van- Ağırı yolu üzerinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve 3 yıldır cezaevinde tutulan Şık’a, hakkında açılan davada “Örgüt üyesi olmak”, “Patlayıcı madde bulundurmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla toplam 20 yıl hapis cezası verildi.

8 Mayıs’ta görüşe giden, 14 Mayıs’ta ise telefonda çocuğuyla görüşen anne Ferhan Şık, oğlunun 18 kilo kaybettiğini söyledi. Şık, çocuğunun moralinin çok yüksek olduğunu belirterek, çocuğunun direnişini kutlayıp mücadelesi yolunda başarılar dilediğini ifade etti. Anne Şık, şöyle devam etti: “Oğlum bana ‘Anne ben bu mücadele yolunda her şeyi göze aldım ve mücadeleme devam edeceğim. Biz yaşamak ve yaşatmak için varız. Bu hayatta yaşatmak için bu mücadelede yer aldım. İnşallah halk da bizim bu onurlu mücadelemize sahip çıkar ve biz de bu halkı özgürlük dolu yarınlarla yaşatırız. 2 Mayıs’ta Sayın Öcalan ile görüşmeler oldu ve bir daha görüşme olmadı. Ne oldu bu görüşmelerin devamı gelmedi? Kimse bizi kandırmasın. Ya aile ve avukatları düzenli bir şekilde görüşür ya da bu grevi bırakmayız’ dedi.”

Baskılar had safhada

 Açlık grevindeki tutsaklara yönelik baskıların had safhada olduğunu dile getiren anne Şık, radyoların toplatıldığını ve iletişim haklarının engellenmek istendiğini söyledi. Daha önce 3-4 koğuşun birlikte görüşe çıktığını dile getiren anne Şık, şimdi ise tutsakların koğuş koğuş görüşlere çıkarıldıklarını belirtti.

Devlet yasalarına uysun

 Anne Şık, oğlunun mücadelesini sonuna kadar destekleyeceğini vurgulayarak, “Ben çocuklarımızın mücadelesi için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım. Tecrit kalkmadan, adımlar atılmadan yaşanacak ölümlerin tek sorumlusu Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı olur. Bu mücadeleye sessiz kalanlar da sorumlu olur. Devlete kendi yasalarına uy, diyoruz. Yani Öcalan da ailesi ve avukatlarıyla görüştürülsün.”

Herkesin görmesi lazım

Baba Hakkı Şık (59) ise “Bugün çocuklarımız ölüm orucuna giriyorsa bu siyasi iktidarın eksikliğidir. Bir iktidar karşısında 7 bin insan bedenini açlığa yatırıyorsa demek ki bu ülkede ciddi sorunlar vardır. Bunun herkesin görmesi lazım.”

Eylemcilere vitaminlerin verilmediğini ve doktor kontrollerinin yapılmadığını aktaran baba Şık şöyle devam etti:  “Açlık grevindeki insanlar ölüme terk edilmiş durumdadır. Biz bu yaklaşımı kabul etmiyoruz. Bu kadar insan bedenini ölüme yatırıyorsa demek ki o ülkede eksik ve yanlış bir şeyler var.  Eylemciler, bu eylemi talepleri kabul edilene kadar devam etmeye kararlılar. Oğlum Sınır Tanımayan Doktorlar’a çağrı yaptı. Neden cezaevlerini gezip, haksızlıkları yerinde tespit etmiyorlar?”

Duymazdan gelmeyin

Avrupa kurumlarının sessizliğine de değinen baba Şık, Avrupa’nın Türkiye’de yaşanan haksızlıklara göz yumduğunu belirterek, şöyle konuştu. “Biz biliyoruz ki Avrupa’daki kurumlar isterse Türkiye’ye baskı kurar ve bir çözüm gelişir. Bir insan yaşamı bu kadar ucuz olmamalıdır. Sadece kurumlar değil Avrupa’da yaşayan bütün duyarlı insanlar bu büyük direnişi sahiplenmelidir. Bizler baskı altında yaşıyoruz ve bütün dünya da biliyorki Türkiye’de Kürt sorunu var ve bu sorun çözülmeden bu ülkede yaşayan kimseye huzur yoktur. Duymazdan gelmeyin, yeter artık.”

 

AMED

 
 

Zaferle taçlandıracağız

   

Şakran Cezaevi’nde 78 gündür açlık grevinde olan Selamettin Yılmaz, “Ne olursa olsun eylemimiz tecrit son bulana kadar sürecek” dedi.

Şakran 3 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki açlık grevcilerinin sağlık durumu kötüye gidiyor. 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Selamettin Yılmaz, ailesiyle yaptığı görüşmede açlık grevcilerine ilişkin bilgiler verdi. Cezaevi idaresinin “Bayide Yeni Yaşam Gazetesi yok” diyerek kendilerine vermediğini ifade eden Yılmaz, “1 Mart’tan bu yana gazete bize verilmiyor. İstediğimiz kanalları zaten izleyemiyoruz. Mektuplarımız verilmiyor. Ailemizin gönderdiği kıyafetler bize verilmiyor. Vitaminler ve sıvı veriliyor. Ayrıca her gün sağlık kontrollerimiz yapılıyor. Aileyle çektiğimiz fotoğraflar da bize verilmiyor. Cezaevine gelen aileler ring aracıyla görüşme salonuna getiriliyor” dedi.

1 Mart öncesi açlık grevine giren tutsakların durumunun çok ağır olduğunu dile getiren Yılmaz, “Yan koğuşumuzda yer alan arkadaşlarımızın durumları bizden çok daha kötü. Durumları çok kritik; elleri morarmış durumda. Ayakta zor duruyoruz. Yürümekte zorlanıyoruz. Tüm arkadaşlar aşırı kilo kaybı yaşıyor” diye konuştu.

Ne pahasına olursa olsun eylemlerini sürdüreceklerini dile getiren Yılmaz, “Tecrit kalkmayana kadar eylemimiz son bulmayacak. Eylemimizi zaferle taçlandıracağız. Ne olursa olsun eylemimiz tecrit son bulana kadar sürecek” dedi.

 
 

Bu suça ortak olmayın

   

Gülşen Geylani, 109 gündür açlık grevinde olan Sami Geylani’nin durumuna dikkat çekerek, her geçen dakikanın dahi önemli olduğunu belirterek, “Biz saatleri, dakikaları bile sayıyoruz. Geçen her saat dahi geç kalmaktır. Geç kalmayın, bu suça ortak olmayın” çağrısında bulundu.

 Kayseri Bünyan 2 Nolu Kapalı Cezaevi’nde 109 gündür açlık grevinde olan Sami Geylani’nin annesi Gülşen Geylani, hükümetin sessizliğine tepki göstererek, daha fazla geç olmadan herkesin açlık grevlerini ilk gündemleri yapmaları gerektiğini söyledi. Sami’nin aynı taleple daha önce de açlık grevine girdiğini ve 70 gün sürdüğünü kaydeden Geylani, “Doktor ‘tekrar açlık grevine girerse sol gözünü kaybetme riski var’ dedi. Buna rağmen oğlum yine de açlık grevine girdi; talep de amaç da aynı” dedi.

Sami’yi en son 4 Nisan’da gördüğünü kaydeden Geylani, şunları söyledi: “Sağlık durumları iyi değil. Bu direniş karşısında insanların bu kadar sessiz olması normal değil. Biz anneler dünyaya sesleniyoruz, bu zulüm ve hukuksuzluk karşısında sessiz kalmasınlar. Her an oğlumun şehadet haberi gelebilir diye uyuyamıyorum. Hükümetin bu tavrı ne insani ne de vicdanidir. İnsanlıktan nasibini alan herkesin ses olması gerekir.”

Zulüm son bulsun diye

 Kürt halkına yönelik yıllardır tecrit uygulandığını ve bu zulmün artık son bulması için çocuklarının bedenini açlığa yatırdığını ifade eden Geylani, tutsakların talebinin Türkiye halklarının barışı ve Kürt halkının özgürlüğü için olduğunu söyledi. Talebe karşılık vermenin de zor olmadığının altını çizen Geylani, şöyle konuştu: “Biz annelerin ciğeri yanıyor. Çocuklarımız özgürlük uğruna canlarını feda ediyorlar. Hükümetin bir an önce bu kirli politikalarına son verip adım atması lazım. Yeni ölüm haberini alsak biz anneler kıyametleri kopartırız. Biz anneler hükümete hakkımızı helal etmiyoruz. Söz konusu hükümetin kendi çıkarları olduğu zaman Kürtler onların kardeşleridir ama konu Kürtlerin talepleri olunca Kürtler teröristtir. Bu ne kadar ahlaksız bir politikadır.”

Çocuklarımızla beraberiz

 Çocuklarının talebi karşılanana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Geylani, şunları söyledi: “Hiç kimsenin ciğeri biz annelerinki kadar yanmıyor. Biz saatleri, dakikaları bile sayarken insanlar sessiz. Geçen her bir saat dahi geç kalmaktır. Geç kalmayın, bu suça ortak olmayın. Şu anda sessiz kalanlar, gün gelecek mahkemelerde yargılanacaklar. Biz anneler üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getireceğiz. Çocuklarımızla beraber direneceğiz. Sadece bir talebimiz var ve sonuç alıncaya dek mücadelemiz devam edecektir.”

 
 

Mide ülseri tutsak kan kusuyor

   

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 87 gündür açlık grevinde olan Güllü Daşçı, kan kusuyor.

25 yaşındaki Güllü Daşçı, tutuklu bulunduğu Mardin E Tipi Cezaevi’nde 20 Şubat’tan bu yana açlık grevinde olan Daşçı, eyleminin 87. gününe girdi. Yargılandığı davada farklı suçlamalarla 12 yıl hapis cezası verilen Daşçı, 2,5 yıldır tutuklu. 15 Mayıs’ta kızının görüşüne giden anne Leyla Daşçı (60), kızının sağlık durumunun kritik olduğunu kaydetti. Güllü Daşçı’nın 14 arkadaşıyla açlık grevinde olduğunu belirten anne Daşçı, kızının Pazartesi (13 Mayıs) günü 4 defa kan kustuğunu söylediğini ifade etti. Kızı tedaviyi kabul etmediği için mide ülseri olduğunu belirten anne Daşçı, tutsakların morallerinin iyi olduğunu söyledi. Anne Daşçı, kızının kendisine açlık grevi eylemine kararlı bir şekilde sonuç alınıncaya kadar devam edeceklerini söylediğini kaydetti.