- ÖHD ve Van Barosu’nun kentte bulunan cezaevlerine ilişkin hazırladıkları raporda, “Mahpusların yaşam hakları büyük bir risk altındadır” denildi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Van Şubesi ve Van Barosu Cezaevi Komisyonu, koronavirüs (Kovid-19) tehdidi nedeniyle risk oluşturan kentteki Yüksek Güvenlikli, F ve T tipi cezaevlerine yaptıkları ziyarete ilişkin hazırladıkları raporu kamuoyuna açıkladı.
Tutsaklarla yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen gözlem ve incelemelerin yer aldığı raporda, üç cezaevindeki durum şöyle:
Van Yüksek Güvenlikli Kapalı
- Haftada bir koğuşlarda dezenfekte işlemi yapıldığını, ama bu işlemin yüzeysel bir şekilde gerçekleştirildiğini,
- Kendilerine maske, dezenfektan, eldiven, temizlik malzemesi gibi malzemelerin verilmediğini, kantinde satılan maske ve temizlik malzemelerinin fiyatlarının yüksek olduğunu,
- Aile görüşlerinde ve sosyal faaliyetlerinde getirilen kısıtlamaların halen devam ettiğini, haftalık iki ayrı günde 10’ar dakika aile telefon görüşü gerçekleştirdiklerini,
- Elektrik ve su kullanımlarının, temel gıda ihtiyaçlarının kendilerine ücretsiz sağlanmadığını,
- Hasta, yaşlı ve çocuklu mahpuslar için durumlarına özgü herhangi bir önlem alınmadığını,
- Dışarıdan gelen eşya ve kitaplarının kendilerine verilmediğini,
- Sağlık hakkına erişimlerinin sınırlandırıldığı, çok acil durumlar dışında revire götürülmediklerini,
- Hastaneye götürülmek durumunda olan mahpusların hastane dönüşü 14 gün süresince tekli odalara alındıkları, yaşlı ve hasta mahpusların bu durumdan kaynaklı hastaneye gidemedikleri ve tedavilerinin aksadığını,
- Cezaevlerinde gerçekleştirilen sayımın normal seyrinde devam ettiği; ancak görevli personelin maske kullandığını, tarafımıza aktarmışlardır.
- Haftada bir koğuşlarda yüzeysel bir şekilde dezenfekte işlemi yapıldığını,
- Kendilerine maske, dezenfektan, eldiven, gibi malzemelerin verilmediğini, cezaevi idaresi tarafından koğuşlara günlük bir bardak çamaşır suyu verildiğini, maskenin kantinde 3 TL fiyat ile satıldığını, kantinde satılan maske ve temizlik malzemelerinin fiyatlarının yüksek olduğunu,
- Aile görüşlerinde ve sosyal faaliyetlerinde getirilen kısıtlamaların halen devam ettiğini, hafta sonu 20’şer dakika aile telefon görüşü gerçekleştirdiklerini,
- Elektrik ve su kullanımlarının, temel gıda ihtiyaçlarının kendilerine ücretsiz sağlanmadığını,
- Hasta, yaşlı ve çocuklu mahpuslar için durumlarına özgü herhangi bir önlem alınmadığını,
- Dışarıdan gelen eşya ve kitaplarının kendilerine verilmediğini,
- Sağlık hakkına erişimlerinin sınırlandırıldığı, çok acil durumlar dışında revire götürülmediklerini,
- Hastaneye götürülmek durumunda olan mahpusların hastane dönüşü 14 gün süresince tekli odalara alındıkları, yaşlı ve hasta mahpusların bu durumdan kaynaklı hastaneye gidemedikleri ve tedavilerinin aksadığını,
- Cezaevlerinde gerçekleştirilen arama uygulamasına ara verildiği sayımlarda görevli personelin maske kullandığını,
- 1 Nisan 2020’de 4 erkek siyasi mahpusun gardiyanlar tarafından darp edildiklerini, 4 mahpusun darp raporu aldıklarını, özellikle 28 yıllık mahpus Harun Simin’in çok feci darp edilmiş olduğunu ve 20 gün geçmesine rağmen gözlerinin şişliğinin halen durduğunu,
- 1 Nisan’da gerçekleşen bu olaydan sonra odalarındaki bütün herkesin kitaplarının toplandığını, kitaplarının, mektuplarının, eski gazetelerinin hatta cezaevinde çekinilen fotoğrafların dahi kendilerinden alındığını, tarafımıza aktarmışlardır.
Tedbirler yetersiz, risk fazla
Cezaevlerinde koronavirüsü salgını ile ilgili alınan önlemlerin yetersiz olduğunun belirtildiği raporda, doluluk oranlarının fazlalığına işaret edilerek, şunları kaydedildi: “Hijyen imkanlarından, koruyucu malzemelerden yoksunluk, sağlık ve tedavi imkanlarına erişememe sebebiyle mahpusların yaşam hakları büyük bir risk altındadır. Özellikle maske, eldiven, dezenfektan gibi koruyucu malzemelerin mahpuslara para ile satılması ve birçok cezaevinde fiyatların fahiş olması, yine koğuşlarda dezenfekte işlemlerinin kapsamlı ve sık sık gerçekleştirilmemesi ve özellikle telefon görüşüne giden mahpuslara sosyal mesafe kuralları hiçe sayılarak arama yapılması gerek mahpusların gerek infaz koruma memurlarının yaşam haklarındaki riski kat ve kat artırmaktadır.” VAN