Aşk, sevda, umut, fedakarlık, gözyaşları kendi pınarlarında akar, yüreğimizin kabaran sularından beslenir, enginleşir, çağlayanlaşır. Dalga kırımları aşar, özgürlük soyundadır. Her karanlıkta nehirlerin yüzeyinde parlayan yakamozların ışıltısıdır. O sular ki Dicle'dir, Fırat'tır. Mavi gökyüzüdür, uçan beyaz güvercinlerin gagasında taşıdığı zeytin dalıdır, bin yılların bereketli topraklarında. Nehirlerin uğultusunda dans eden beyaz martılardır, denizlere açılan beyaz yelkenlilerdir.
Roza bir güneş çiçeğidir, alev ve su gibi kızıldır, dağların en vahşisi; ve uçurum kenarlarında sezersiniz, onun tahriki menekşelerdir.
Onun için Roza tarihte zulme meydan okumuş özgür çiçeklerin adıdır. Güneşe sevdalıdır. O tenha Karerbaba tasvirleri arasında semahın piridir, aşkın mor çiçeğidir.
her yerde açan
yaşamın gerçekliği
şiir yazar gibi okunmalı
ölümün reva görüldüğü coğrafyada açan
kalbimizde o solin
roza
...
Onun yapraklarında tohumlar doğurur, sevgi büyür toprakta her bahar, gülümser şafağa, kokusunu salar dağlara. Masalların ninnisidir, güneşe tırmanılarak çıkılan çiçektir onlar. Roza, Menekşeler bir vebc içinde görünür, onun kızıllığı ışık saçar dört iklime, on altı rüzgara; bir Şimal yıldızıdır, ateşi çalınan ülkeyi aydınlatır.
Aydınlıkla karanlık karşılaştırıldığında, o awa zelaldır; melankolik bir kilamdır onlar, Lice'nin sularına akar...
Zordur umudun yüzlerce yaşamının derinliklerini anlatmak. Aşk ile kavga arasında hüzünlenir hep; ne yaparsan yap, hep seninle birliktedir; hep seninle yürüyordur sarp patikalarda, vardiyalarda, randevularda. Sen ve o hep birliktesiniz. Hep düşünürsün o güzellikleri, ne çok yıldızlar uğurladığını; nefesin kesilir hıçkırıklarla; ne çok bilincinde taşırsan onu, neler kazandırdıklarını anlarsın.
Doğanın diyalektik dengesidir bu: Kendi halk divanında cenge durarsın. Yaşam kavranınca, dilinde Şahmeran hürmeti. Jiyan demek kalbindeki kasırgalardır, hüzünden çıkıp ayaklandırdığın. İhanetin yanında durmamışsan, doğadaki hakikatları çıkarsız sevmişsindir. Rozan çiçekler toplamı; onun başkaldırısı anlaşılınca devrim yakındır, ihanet uzak.
Roza açacak bir yürek bulur. Bu kişinin bütünsel yaşamını da kavramasına yardım olur. Ölüm çile olmaktan çıkar, onların vasiyeti kalır bir arzuhal eyleyen. İnsanların dilinde kınalı sözcükler vardır, yapamadıkları vardır; zora zorla karşı koyduklarında her şeyi zulümsüz seversin; çıkarsızdır üzerinde yürüdüğün coğrafya. Hangi kelimelere sorsan "Özgürlüğünü kuşan" der. Umut yetiştirmelidir insan; yürüdüğü her ana dikkat etmelidir. Bir sabahtan geçerek geliverirler. Düşer belleğine Nisan yağmurları gibi. Zafer güzergahlarından geçerler. Her damlası bir çatlak açar, bir oyuk bırakır. Öyle derindir ki; o çatlakta biriken gökyüzü suları, diğer damlalarla buluşma için görevlendirilmiştir. Çünkü su durdurulamaz; o sızsa da derinliklerine, görevini devredecek nehirler bulur onu.
Yeraltı sularının tarihidir. Yani alınterinin ve özgürlüğün ritminde, hangi güneş yüzlü çocuğa sorsan tanır; kendinin bir parçasıdır sevgilisine sunduğu kara sevda. Mem'dir, Zîn'dir, Jîn'dir; bir Kürdistan çiçeğidir Roza. Adları Berlin barikat tarihi. Madrid düşerken geçit vermez Rozalar. Bütün zamanların devrimci tarihi Rozerin Yoldaş. Ki düşleri devrim ışığı.
Kendi topraklarında kızıl bir çiçek
Ve adı kadın devrimi
Bütün sokakları tutuşturan sevda
Kızıl kentlerin kızıl çiçeği
Roza
O kendi toprağının nesnel gerçeği; kendi silüetinde beslenen, özledikçe yüreğimizde besleneaşk, fedakarlık, direniş... Özlemi çoğaltır, içimizdekn... O devrimci bir duygu, sevgi, i kavgayı. Aldığımız her nefeste adı. Güneşte açan kızıl gül. Gözleri hala yön gösterir. Özlemle, hasretle, seni seviyorum. Yeniden harlanır, kabarır bak Dicle, Munzur, Murat suyu; birbirlerine ulaşırlar. Masmavi bir gökyüzü, Asmê'nin yanında kutup yıldızı ve Şiar. Ta oraya yürünecek; Nisan yağmurları süzülse de pınarlarımızdan. Gerçekleşecek özgür Kürdistan, adın gibi...
Özlemle, hep yoldaş kal, hoş kal, seni seviyoruz. Yüreğimiz vuslatta, sözcükler düş kalır
umut apse yapmış içre
yaralar azmış güzelliğinde
ne saraylar yıkılmış
ne şatolar
hey ihanetin gölgesinde diz çökenler
hangi çocuklar taşır adlarınızı
hangi denizleri kirletir sualleriniz
Lice'nin kızıl saçlı yoldaşları
inerler şafakta muharebelere
düşman karargahlarına akınlar düzenler
anaların masallarında
tohumlarında depreşir başaklar
dağlarda açar kirazlar
en umutsuz anlarda kardelene durur aşklar
hangi saraylar dayanır buna
hangi zaman
en kahraman anlarda
Aroma vadisindeki rakımda açar ROZERİN
uyandırır tüm çiçekleri Nisan yağmurlarında...
* Rozerin İldan, 10 Nisan 1995 tarihinde Lice’de yaşanan çatışmada yaşamını yitirdi.
YAŞAR İLDAN: Çiçeklerin prensesi Roza