Dünkü ajans haberiydi: “Mardin’in Mazıdağ İlçesinde gözaltına alınan Yasemin Yılmaz isimli genç kadın Mardin Emniyet Müdürlüğü’nde düşük yaptı ve çocuğunu kaybetti.”
Yasemin Yılmaz 5 Mart günü Mazıdağ İlçesinde Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazetelerini dağıtırken gözaltına alındı. Mazıdağ savcılığı Yasemin Yılmaz hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlaması ile mahkemeye sevk etmiş. Mazıdağ Nöbetçi Mahkemesi Yasemin Yılmaz için tutuklama kararı vermiş. Mahkeme, Yasemin Yılmaz’ın “örgüt”ünü de kanıtlamak adına eşi Nizamettin Yılmaz’ı, Ramazan Güneş ve Mehmet Selim Kaya isimli yurttaşlarla birlikte tutuklamış.
Üç çocuk annesi Yasemin Yılmaz gözaltına alındığında iki aylık hamileymiş ve gözaltında yaşadığı işkence ve kötü muamele nedeniyle düşük yapmış. Başka bir ülkede olsa bu olay büyük bir skandala, istifalara yol açmaz mıydı? Türkiye gazeteleri ve televizyonlarından hiçbiri bu haberi vermedi.
Bu Yasemin Yılmaz’ın ilk gözaltısı değil. Yılmaz 28 Mart 2012 tarihinde de Mazıdağ’da gazete dağıtırken gözaltına alınmış. Polis, Yılmaz’a Azadiya Welat ve Özgür Gündem dağıtmaması, şayet dağıtırsa kendisi için iyi olmayacağı uyarısı yaparak daha sonra serbest bırakmış. 25 Nisan 2012’de bu kez Derik’te, gazete dağıtırken, sivil polisler tarafından, saçlarından sürüklenerek gözaltına alınmış. Yılmaz’ın, Derik Emniyet Müdürlüğü’nde tehdit edildiği, kafasının duvara vurularak darp edildiği o tarihte basına yansımış.
Yasemin Yılmaz bilinçlenen, özgürleşen direnişçi Kürt kadınının tipik bir örneği. Özgürlüğün de yaptığı işin de bilincinde. Kendisini gözaltına alanların nasıl bir sistemin parçası olduklarını, onların kim için ve hangi “hizmet” erbabı olduklarını da gayet iyi biliyor. Onun için Azadiya Welat ve Özgür Gündem’i dağıtmakta ısrar ediyor. Yılmaz’ın polis ve savcılarla mücadele ısrarı, 26 Eylül 2012’de bir kez daha Mazıdağ’da, bu kez savcının talimatıyla gözaltına alınmasına neden oluyor. Tekrar tehditler, şantajlar ve sonrasında serbest bırakılıyor.
En son gözaltı 5 Mart’ta Mazıdağ’da gerçekleşiyor. Savcı bu kez Yasemin Yılmaz hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklama kararı veriyor. Yasemin Yılmaz adliyeden çıkarılırken, “baskılar bizi yıldıramaz” diye slogan atarak cezaevinin yolunu tutuyor.
Bu olay sadece Yasemin Yılmaz’la Türk polisi ve Türk adaleti arasındaki bir mücadele değil. Yasemin Yılmaz cesareti, yiğitliği, direnişi, onuru ve özgürleşen Kürt kadınını temsil ediyor. Onu defalarca gözaltına alarak sonunda tutuklayanlar, gözaltında çocuğunu düşürmesine yol açanlar da zorbalığı, işkenceyi, tecavüzcülüğü, kötülüğü ve yalanın temsilciliğini. Yasemin Yılmaz’ın bu onurlu direnişi aynı zamanda vicdanla vicdansızlığın, haklı ile haksızın savaşı.
Bu olayın bir de “stratejik” boyutu var.
Biliyoruz ki Türk hükümetleri Kürdistan’da güncel politikalar ile meşgul iken Fethullah Gülen ve örgütü de oralarda, din ve hizmet adına inkar ve asimilasyonu kurumlaştırmaya çalışıyor. Bu faaliyet için yegane ideolojik araç ise basın. Kürt basını oldukça bu kesimler etkili olamıyor. Fethullah Gülen’e ait Zaman gazetesinin Kürdistan’daki dağıtımı ve yaygınlaştırılması için valiler, kaymakamlar ve emniyet müdürleri fiilen çalışıyor. Zaman gazetesi devlet daireleri, karakollar, okullar için alınması zorunlu gazete. Para, rant ve ikbal ortaklığı anlamına gelen devlet-cemaat ittifakı, Yasemin Yılmaz’ların iman ve vicdanı karşısında her defasında bozguna uğruyor.
Sayfalarında ayetler basan, ahlaktan, vicdandan, doğruluktan ve adaletten söz eden bu gazetenin sahipleri, Kürt dilinin gelişmesi ve yaygınlaşmasına büyük öfke duyuyorlar. Çünkü onlar din ve islamiyet adına bütün dünyayı Türkleştirme idealinin peşinde. Azadiya Welat ve Özgür Gündem ise bu kapsamlı saldırı karşısında Kürt halkının “savunma” ve “korunma” mevzisi konumunda. Yasemin Yılmaz’a bu kadar kin duyulmasının ve defalarca gözaltına alınmasının nedeni de bu. 
Bu haberin düştüğü gün Mersin’de Azadiya Welat ve Özgür Gündem dağıtımcılığı yapan Gani Güzel polisler tarafından gözaltına alındı. Polisler Gani Güzel’i “bu işi yapmasan senin için daha iyi olur” diye tehdit ettikten sonra bırakmışlar. Daha evvel oğlu bu işi yapıyormuş. Polisler onu tehdit edince babası görevini devralmış.
Aynı gün Adana’dan Mersin’e gönderilen bin adet Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazetesi çalınmış. Mersin’de sistematik hale gelen bu çalma olaylarının, içinde polisin de yer aldığı belli bir planın parçası olduğu kesin. Çünkü Fethullah Gülen ve ona bağlı resmi devlet görevlileri Azadiya Welat ve Özgür Gündem’in dağıtımı ve okunmasına engel olmadan kendi yayınlarının hiçbir etki yapamayacağının bilincindeler. Fethullah Gülen ve şürekası Urfa, Mardin, Antep ve Mersin hattında, Kürt ve Kürdistan düşmanlığını devlet desteği ile derinleştirmeye çalışıyor. Hükümetler değişiyor ama bu amaç hiçbir şekilde değişmiyor.
Yasemin Yılmaz da bu büyük planı, kadın kimliği ve kararlılığıyla her defasında boşa çıkardığı için tutuklandı. Yılmaz’a sahip çıkmak başta Kürt kadınları olmak üzere, basın-yayının, sivil toplum örgütlerinin, siyasetçilerin ve tüm Kürtlerin borcudur. Çünkü Yasemin Yılmaz, asimilasyon, inkar ve imhaya karşı; direngenliği, kararlılığı ve cesareti ile hepimizin onurudur. İşkencede düşürdüğü iki aylık çocuğu da hepimizin geleceği…