Grup Toplantısı'nda konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Kürt halkının, bütün Türkiye toplumu için önerdiği yerel yönetim, öz yönetim talebinin bir bölünme fobisine dönüştürüldüğünü belirterek, Türk halkının AKP'nin politikalarına sessiz bırakıldığını kaydetti. Yüksekdağ, şunları söyledi: "Türkiye'nin batısı, bu topraklarda yaşanan acıya, zulme yabancılaştırılıyor. Bugün Nusaybin'de, Sur'da, Derik'te tarihi, kültürü, insan yaşamını katleden bir sıkıyönetim uygulaması yaşanıyor. Gösterilmeyen fotoğraflardan birtanesi. (Nusaybin'de beyaz bayrakla yürüyen yaşlı insanlar fotoğrafı) Burası Afganistan değil. Tarihsel arşivlerden çıkmış görüntü değil. Burası 2015 Nusaybin Yeni Turan Mahallesi. Burada halk hastasını hastaneye götürmek için beyaz bayrakla sokağa çıkmak zorunda bırakılıyor. 

Nusaybin'de Sur'da Silvan'da sayısız Kürt kentinde, özel bir savaş hukuku uygulanıyor. Sadece resmi kolluk kuvvetleriyle değil, özel harp yapılamaları, kontra-gladio yapılamaları ortaya çıkmış, katliamlar yaşatılıyor.


Nazi döneminden farkı yok

Duvarlara yazılan yazıları hatırlatmak isterim, katletmekle sınırlı kalmıyor, duvarlara yazılamalar yapıyor. “Türksen övün, değilsen itaat et"! Nazi dönemindeki “Ari ırksan övün, yoksa itaat et"ten ne farkı var?

İnsanlığa karşı işledikleri suçları kabul etmemek için yalan ve karatma yöntemlerine başvuruyorlar. Biliyoruz, her türlü aygıt var. Basını zapturapt altına aldılar, medya tekellerini yarattılar. Bugün karartabilirsiniz ama gelecekte insanlığa karşı işlenen suçları karartma şansınız olamayacak. Her zalim iktidarın hesap vereceği bir gün olacaktır.


IŞİD'den ne farkınız var?

Sadece insan değil, tarih, kültür, doğa yaşam alanları. (Palmira kentinin bombalanması ve Diyarbakır Kurşunlu Camisi'nin yakılması fotoğrafları) Antik Palmira kenti, IŞİD tarafından bombalanan tarihi mekan, bu görüntü de Sur Kurşunlu cami. Biri Suriye'den biri Diyarbakır'dan. Bu görüntüyü yaratanların IŞİD zihniyetinden ne farkı var? Benzerlik görebilmek için analize gerek yok. İkisi arasında ne fark var? IŞİD antik kenti bombaladığını inkar etmedi, kabul etti. Peki Kurşunlu Camisi'ni kim bombaladı. Faili yok! Görgü tanıkları, basın mensuplarının tek bir şeyi var. Cami havadan bombalandı. Sur'daki gençlerin helikopteri uçağı yok. Kimin var, devletin var. Hala bir izah yok. 1990'lı yıllarda Tansu Çiller vardı. Dersim'de 'köylerimiz yakılıyor' denildiğinde, Çiller'in cevabı “Terör örgütünün helikopterleri var" olmuştu. Aklın sınırlarını zorlayan, her saat her dakika yalan üretme kabiliyetiyle suçlarını örtmek temel bir yaklaşım biçimine gelmiş.

Geride bıraktığımız zaman boyunca Suruç, Ankara, Zergele'de 301 sivil katledildi. Muharebede kaybedilecek bir sayı. 7 aylık zaman sarfında 301 sivil insandan bahsediyorum, 28'i çocuk 59'u kadın olan siviller.

Sivil halka karşı adı konulmamış bir savaş var. Bu gerçeği söylemek suç, can almak suç değil. Bugün böyle bir çelişki yaratılıyor. Gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. 18 yerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 1 Kasım'dan sonra istikrarın sağlandığı Türkiye'de, 149 günlük sokağa çıkma yasağı uygulandı.


Erdoğan: Devletimiz baş ezer

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, dünkü muhtarlar nutkunda, yavuz hırsızı oynadı.

Erdoğan, kendisine itaat eden 'Kürt kökenliler'in dışındaki Kürtlera hakaret ve tehdit yağdırdı. "Ya insanca oturursunuz, ya insanca yaşarsanız" diyen Erdoğan, devamını şöyle getirdi: "Hem terör estiriyorlar, hem de Beştepe’yi suçluyorlar. Diyarbakır’da cami yakanlar bunlar. Kadın kılığına girenler bunlar. Sivillerin evini siper edenler bunlar, hendek kazarak hayatı zehir edenler bunlar. Diyarbakır’daki tarihi camileri hedef aldılar. Hadi bakalım, buna ne diyeceksin? Bugün bölücü örgütün dilinin, kavramlarının kesinlikle ortak geçmişimizle, ortak geleceğimizle bir ilişkisi yoktur. Bu dil husumetin, fitnenin dilidir. Burada durmak yok ha. Aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Terör örgütü bin defa da baş kaldırsa bin defa o başı ezmeye muktedir devlettir. Bu devletin arkasında gücünü bin yıllık ortak geçmişinden alan bir millet var. Diyarbakır’da cami yakan, ezan susturan bir örgütün ortak geçmişte yeri yoktur, ortak gelecekte yeri olamaz."


Davutoğlu: Temizleyeceğiz

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu da dünkü Grpu Toplantısı'nda camiyi YDGh'nin yaktığı iddiasının sevinciyle coştu. 

Davutoğlu, Kürt kentlerinin kıyamete kadar Türkiye'nin parçası, Kürtlerin de kıyamete kadar Türklerin kardeşi olmaya devam edeceğini söyledi. Davutoğlu, "Fatih Paşa Camisi ilk Osmanlı camiidir. Bu alçak teröristler bu camiyi ateşe verdiler. Tek hendek kalmayana kadar temizleyeceğiz.





YDG-H: Saldıran devlet güçleridir

Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H), AKP terörü ve yine AKP medyasının çarpıtmalarına ilişkin açıklama yaptı.

YDG-H, "Hem Türkiye hem de dünya kamuoyunu etkileme amacıyla hareketimize dönük karalama kampanyası yürütülmektedir. Kurşunlu Cami başta olmak üzere dünya kültür mirası olarak tescil edilmiş olan tarihi yerleşim yerlerine dönük günlerdir havadan ve karadan en ileri tekniği kullanarak saldıran, bizzat Saray'a bağlı çetelerdir. Musul'da Hz. Yunus Camisi'ni yok eden zihniyet şimdi de Kürdistan'ın tarihi mirası olan cami ve diğer yapılar ile çevresinde yaşayan halkı da birlikte yok etmek üzere saldırmaktadır. 


Daha önce de cami ve cemevi yaktılar

Daha önce de Varto'da cami ve cemevini yok edecek kadar azgınlaşan bu zihniyet, ne kadar saldırırsa saldırsın hiçbir biçimde sonuç alamayacak, bu zihniyetin sonu tarihin her döneminde azgınlaştıkça kendi sonunu getiren zalim rejimler ve yeşil Türk faşizminin ön nesilleri gibi yok olacaktır."  


HABER MERKEZİ