Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırısı Avrupa’nın birçok kentinde onbinlerce insanın katıldığı yürüyüşlerle protesto ediliyor. Kürdistan’ın dört parçasını, farklı halkları, kültürleri ve inançları buluşturan eylemlerde Kürt halkının dostları da her dönemkinden daha görünürler. Kürtler kadar dünya halkları da ”işgale hayır” diyor.

Türk devletinin 9 Ekim günü Rojava’ya yönelik başlattığı işgal saldırısı başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin birçok şehrinde onbinleri aşan devasa yürüyüşler ve kitlesel eylemlerle protesto ediliyor. Almanya’nın Düsseldorf kenti de o kentlerden biri. Daha önceleri sayısız kez merkezi eylemlere ev sahipliği yapan bu kentte, Kürt halkı ve dostları 9 Ekim’den bu yana her akşam merkez tren istasyonu önünde yüksek katılımlı protesto eylemleri ve yürüyüşler yaparak sesini duyurmaya çalışıyor.

Bu eylemlerde her parçadan Kürtlerin yanı sıra birçok halkın ve inancın dayanışma duygusuyla bir arada olması dikkat çekiyor. İşgal saldırılarının buluşturduğu kitlede birbirlerine kenetlenen Kürtlerin en çok dile getirdiği sloganın “yek e yeke e yek e, Kurdistan yek e” olması Kürt ulusal birliğine duyulan özlemin en açık ifadesi olurken, Kürdistani partilerin bu yönlü gösterdiği çabalar ve yapılan çağrılar ise halka büyük umut veriyor.

Yine böylesi bir yürüyüş öncesi DGB Haus önünde toplanan her halktan ve inançtan işgal karşıtı insanlar gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya konuştu.

Sineli Perwin: Sözümüz olsun

Perwin, Rojhilat’ın Sine şehrinden olduğunu belirterek başlıyor konuşmasına. “Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgalini kınıyorum. Başta Rojava olmak üzere, her yerde canla başla direnen halkımızı ve direnişlerini selamlıyorum. Ülkemizde sivil insanlar katledilirken uluslararası kurum ve kuruluşlar üç maymunu oynuyor. Sözümüz olsun ki, işgalciler ülkemizden defolup gitmeden alanlardan inmeyeceğiz” diyor.

Hewlêrli Mirxan: Biz bir halkız

Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinden olan Mirxan işgal saldırılarının Kürt halkının topyekün imhasını hedeflediğini söylüyor. “Ulusal birlik bunun için çok önemli. Hepimiz amasız, fakatsız bir araya gelip sözümüzü birlikte söylemeli, geleceği birlikte örmeliyiz” diye devam ediyor. Güney Kürdistanlı olması nedeniyle Güney Kürdistan hükümeti ve KDP’nin Mexmûr’a yönelik uyguladığı ve hâlâ devam eden ambargoyu hatırlatıyorum. “Mexmûr kampına yönelik yaklaşım insanlık dışıdır. Biz Güney halkı olarak bu yaklaşımı asla kabul etmiyoruz ve sorumluluğu olan herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Biz bir halkız. Enerjimizi birbirimize harcarken başkası gelip toprağımızı istila ediyor. Dolayısıyla hepimiz sorumluluğumuzun bilincinde olarak hareket etmeliyiz” diyerek düşüncelerini dile getiriyor.

Efrînli Leyla: Artık birlik olmalıyız

Başına kesk u sor u zer bir poşu bağlayan Leyla, Efrînli. “Biz ne yapsak da bizi rahat bıkmıyorlar. Efrîn halkı kime ne etmişti? Topraklarımızı durduk yere işgal ettiler. Mülkümüze el koydular ve çeteleri getirip evlerimize yerleştirdiler. Her gün onlarca kadının ve gencin kaçırıldığını duyuyoruz. Ömrümüzden ömür gidiyor. Bu Avrupa devletlerinin umurunda mı? Orada olanları sanki bilmiyorlar mı? Biliyorlar da işlerine gelmiyor. O yüzden artık birlik olmalıyız. O zaman güçlü oluruz ve başımızın çaresine bakarız” diyor.

Türkiyeli Güneş: Bu bizim savaşımız değil

Beyazlaşmış saçlarının incecik yüzünü aydınlattığı Güneş, Türkiyeli bir devrimci. Türkiye’den Almanya’ya misafir olarak geldiğini ve Rojava’ya yönelik işgal saldırıları başlayınca evde duramadığını, kendisini dışarı attığını söylüyor. “Türkiyeli bir devrimci olarak tabı ki Kürt halkının yanındayım. Orada sesimizi çok da duyuramıyoruz, ama biz bu savaşı istemiyoruz. Bu bizim savaşımız değil, olmayacak” diye konuşuyor ve yurt dışında yapılan eylemleri çok önemli bulduğunu belirtiyor.

Êzîdî Berivan: Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz

Bêrivan, Batmanlı bir Êzîdî. “Êzîdî kadınları olarak Türk devletinin Rojava’yı işgalini kınıyoruz” diyor büyük bir öfkeyle ve devam ediyor: “Türk devletinin tarihi talan ve kırımdır. Rojava şahsında da dört parça Kürdistan hedef alınmıştır. Tüm devletler kendi arasında anlaşmış. Biz de bir birlik olsaydık, topraklarımızı işgal edemezlerdi. Yine de Kürt halkı her yerde direniştedir. Hiçbir yerde boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Başarı halkımızın olsun...”

Azeri Newruz Ana: Ciğerim yanıyor

Azeri kökenli Newruz Ana “Ciğerim yanıyor” diye konuşmaya başlıyor ve ardı ardına dünya kadar beddua sıralıyor. “Öyle öfkeliyim ki, gecelerdir gözüme uyku girmiyor. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivilleri hedef alıyorlar. Avrupa devletleri de bir taraftan Türk devletini kınıyor, diğer taraftan göz kırpıyor. Ne yapayım ben sizin kuru kınamanızı, ne yapayım endişenizi? O insanlar kimin silahlarıyla katlediliyor?” diye soruyor oldukça öfkeli bir şekilde.

Soykırıma ortak olmayın

Siirtli Zeynep gencecik bir kadın. “Avrupa devletlerinin iki yüzlü tavrını kınıyorum. Ne zaman ortak paydada buluşsalar Kürtleri bir kenara bırakıyor, insan haklarını unutuyorlar. Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgaline göz yuman Avrupa devletleri de onlar kadar suçludur. Buradan çağrıda bulunuyorum: Soykırım suçuna ortak olmasınlar” diyor.

Türk devleti kaybedecek

Nuda da genç bir kadın ve hem öfke dolu, hem umut. “Bu, Kürtlerin büyük kazanacağı, Türk devletinin ise kaybedeceği bir savaş olacak. Sırtını hiçbir emperyalist güce dayamadan kendi özgücüyle ayakta duran Rojava halkları başta Ortadoğu olmak üzere bütün dünyaya umut ışığı olmaya devam edecektir” diyor büyük bir özgüvenle.

Birliğe vesile olmalı

Seid ise Rojava’nın Dêrikê Hemko kentinden. Elinde Kürt ulusal renlerinin olduğu bir flama var. “Umarım bu işgal saldırısı Kürt ulusal birliğinin başlangıcına vesile olur ve bütün dünyaya büyük bir ders verilir” diyor sadece.

Biraz sonra kitle öfkesini haykırdığı sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçiyor…

 

HABER MERKEZİ

 
 

İsviçre’de her gün eylem

 

ALİ ÖZŞERİK / ZÜRİH

İsviçre’de Kobanê direniş ve zaferinden sonra solun ve kadın hareketlerinin dünya sosyalizm mücadelesinde umutlarını yeşerten Rojava devrimini sahiplenme mücadelesi, bugünlerde zirveye çıkmış gözüküyor. İsviçre’nin birçok kantonunda, üniversitelerde, gençlik hareketlerinde Rojava devrimini sahiplenme uzun bir dönemdir temel gündemdi. Rojava’ya dönük Türk işgal hareketi bu çevreleri şaşırtmadı. Keza ABD ve AB’nin çıkarları uğruna Kürtleri satması da…

Onlar hazırlıklıydı ve işgalin başlamasıyla birlikte, Rojava Komitesi, Rojava-Solikomitee Zürih, Make Rojava Green Again, Revolutionäre Jugend Gruppe, Rojava Komitee - Basel, Zürich Amed Kardeşlik Köprüsü, Frauen Kolektiv, Basta, Robin Rojava Komitesi, Aufbau, Frauenbewegun-Rojava vb. İsviçre kökenli onlarca oluşum eyleme geçti. Kesintisiz olarak irili ufaklı her alanda Kürdistanlılarla ya da kendi inisiyatifleriyle eylemler düzenliyor, kamuoyunu bilgilendiriyorlar.

Tüm kantonlarda her gün eylem

Kürt Kadın Hareketi, Türkiyeli devrimci hareketlerle kurulan İsviçre Demokratik Güç Birliği, Kürdistanlılar Toplum Merkezi, Kürdistanlı-Türkiyeli Gençlik Örgütleri ile Rojava devrimiyle buluşmuş ve kaynaşmış durumdalar. Ülkenin bütün kantonlarında her gün eylem var. Polis de, halk da eylemlerin anlam ve önemini biliyormuşca yaşamın bir parçası gibi görmeye başladılar.

20 bini aşkın kişi buluştu

Zürih’te geçtiğimiz Cumartesi düzenlenen ve 20 bini aşkın kişinin katıldığı merkezi yürüyüş bütün bu renklerin buluşmasıydı. SP, Yeşiller, PDA, Juso, sendikalar, çevre örgütleri vs. ile basından izledikleri Türk işgaline tepki amaçlı yürüyüşe katılan İsviçrelilerin sayısı da küçümsenemeyecek düzeydeydi.

Solun mevzisi, kadınların umudu

Sol çevrelerde Rojava devrimi dünya halklarının ve sosyalistlerin bir kazanımıydı. Bu mevzinin düşmesi solun mevzi kaybetmesiydi. Devrimin başarısı halkanın büyütülmesiydi. Kadın ve feminist hareketler için ise Rojava kadın gücüyle ve direnişiyle kazanılan tek devrimdi ve dünya kadınlarının umuduydu. Normal İsviçreliler için ise Rojava insanlık düşmanı DAİŞ terörizmini yenilgiye uğratan kahraman bir halkın kazanımıydı ve dünya onlara ihanet ediyordu.

Kürdistanlılar için ise tek kelimeyle  ölüm kalım…

Kürtleri aşan bir devrim

Rojava herkes için bir anlam ifade ediyor. Solun, gençlerin, çevrecilerin, kadınların büyütülen umutlarına Türk işgaliyle darbe vurulduğuna inanıyorlar. Yeşerttikleri umutların emperyalistlere de korku verdiğini ve Kürtlere  ihanetlerinin bundan kaynaklandığını düşünüyorlar.

Özetle Rojava onlar için Kürtleri de aşan bir devrime dönüştü. Rojava şimdi onların da…

”Bîjî Berxwedana Rojava” artık uluslararası dayanışmanın bir sembolü oldu. Herkes Kürtçe bu sloganı haykırıyor.

İsviçre hükümeti ne Kürtler ne Türkler kızsın yollu açıklamalarını sürdüre dursun, kamuoyu, halk, basın, siyasi parti ve çevreler taraflarını çoktan ilan etmişler: ”Türk soykırımını durdurun.”

Soykırımı şimdi durdurun

   

Fotoğraftaki Fridolin Walter, 70 yaşında. İsviçreli. İsviçre’nin en tutucu kantonlarının başından gelen Chur’dan gelerek Zürih’teki eyleme katılmış. Kartondan bir şapka yapmış, üzerinde ”Kürt soykırımını şimdi durdurun” yazıyor. ”Hangi, parti, örgüttensiniz” sorumuzu ”hiç biri” diye yanıtlıyor. ”Ben kendi halimde bir insanım” deyip şunları söylüyor: ”Onlar bizi DAİŞ terörizminden kurtardılar. Şimdi ABD ve Avrupa onlara sırtını dönüyor. Türkiye soykırım yapacak. Buna dayanamıyorum, utanıyorum! Ne yapayım elimden bu gelir…”

Sıradan bir İsviçre vatandaşını bile ayağa kaldıran Rojava, işgal ve soykırıma karşı barikatların tahmin edildiğinden de çok güçlü olacağının bir göstergesi.

 
 

Rojava halkları buluşturdu

NİHAL BAYRAM /  FRANKFURT

Düşün ki, gitmen gereken yere adım adım ilerlerken, gözünün önüne bacağı parçalanmış Sara geliyor.

   

Düşün ki, yolda yürürken, çevrendekiler sohbetlere dalmış, senin kulağına ağıtlar, isyanlar ve ağlamalar geliyor.

Düşün ki, önünde yürüyen çocuğunu izlerken, aklında ”onun başına böyle bir vahşet gelse ne yaparım?” korkusu kalbini adeta sıkıştırıyor.

Ve yürüyorsun, ilerliyorsun, çünkü biliyorsun ki haklısın ve bunu haykırman gerekiyor.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Almanya’da da Kürtler ve dostları bu haklılıkla bir haftadır alanları terk etmiyor. Cumartesi günü eş zamanlı olarak gerçekleştirilen küresel eylem ise dünyanın dört bir yanında yüz binleri buluşturdu. Frankfurt’ta eylem tarihinin en kitlesel eylemine ev sahipliği yaptı. Kürdistan’ın dört parçasından Kürtlerin katıldığı yürüyüş, Türkiye sol hareketleri, Süryani örgütleri, Ermeni Cemaati, Alevi Hareketi, Alman örgüt ve kurumların çağrısıyla on bini aşkın kişiyi bir araya getirdi. O görkemli kalabalığın heyecanı, öfkesi, kararlılık ve birlik özlemiyle yürüyüşe devam ediyorsun. Binler yan yana, omuz omuza yürüyor, ortak ruh ve kararlılıkla yolları adımlıyor.

İçimizde belli ki ilk kez eyleme katılanlar kadar uzun yıllardır eylemlerde yer almayanlar da var. Rojava’daki soykırım saldırısının yarattığı öfke herkesi alanlara çıkmaya sevk ediyor.

Rojhilatlı bir grup içerisinde takım elbiseyle de ulusal kıyafetle gelenler de var. Ellerindeki dövizleri kaldırabildikleri kadar yukarı kaldırarak herkesi Rojava’da yaşanan soykırımdan haberdar etmek istiyorlar.

Yürüyüşteki her üç kişiden birisinin genç olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Gençler sloganlar, alkış ve Kürtçe şarkılar eşliğinde yürüyerek işgale karşı tepkilerini yüksek sesle herkese duyurmaya çalışırken, savaşın yarattığı acılara ellerindeki dövizlerle dikkat çeken kadınlar kortejin en önünde yerini alıyor.

Kürt dostları Almanlar da her zamankinden daha fazla ve görünürler yürüyüş korteji içinde. Sol örgütlerden anarşistlere, çevrecilere kadar geniş bir kesim eylemde pankartları, dövizleriyle yer alıyor.

Kitle o kadar kalabalık ki miting alanı Römer, dolup taşıyor. Yapılan konuşmalar sık sık alkışlar ve sloganlarla kesiliyor.

Yıllardır Rojava’da gönüllü sağlık hizmeti sunan, yaraları saran, Rojava’da bulunan sağlık ekiplerini eğiten Dr. Michael Wilk de konuşmacılar arasında. Dr. Wilk, Türk devletinin işgal saldırısının DAİŞ’in yeniden güç kazanmasına yol açacağını belirtirken, hem Rojava’da hem de dünya genelinde yeni vahşetlere imza atmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor.

Çocuklarımı YPG kurtardı

Alanda öfke olduğu kadar duygusal bir ortam da var. Yakınları Rojava’da olan ve yaşamlarından endişe duyan kadınlar, gençlerin öfke ve endişesi gözlerinden anlaşılıyor. Kimisinin annesi, kimisinin kardeşi ya da çocukları Rojava’da.

Kitle içerisinden bir anne yüksek ama titrek bir sesle konuşuyor. Rojava’daki kızı ve çocuklarının Cuma günü esir almaya çalışan DAİŞ’lilerin YPG güçleri tarafından etkisiz hale getirildiğini anlatıyor. Anne ”Onlar bizim çocuklarımız, bizim için orada savaşıyorlar. Onlara kurban olayım” diyerek direnişçileri selamlıyor. Alanda bulunanlar ise sloganlarla annenin duygularına ortak oluyor.

Rojava’nın yarattığı yeni yaşam ve direniş ruhuyla birleştirdiği halklar şimdi Rojava için birlikte mücadele ediyor. Kitle kararlılığıyla Rojava işgalcilerden temizlenene kadar bu mücadelenin süreceği mesajını veriyor.

Sessiz kalmak akıldışı

Maurice, Moana, Pia ve Hänger Almanya’nın Hessen eyaletinin çeşitli şehirlerinden Frankfurt’taki eyleme katılmış. Rojava’daki durumun ızdırap verici bir durum olduğunu ve herkesin bu eylemlere katılması gerektiğini, sessiz kalmanın akıldışı olduğunu belirtiyorlar.