Nüfusun büyük kısmı Şii olan Bahreyn'de Kral El-Halife yönetimini kukla gibi oynatan Suudi Arabistan Kralı Abdullah, BAE askerlerini de yedekleyerek krallık karşıtı isyanı 2011'de kanlı şekilde bastırmıştı. Şii aktivistler öldürülmüş veya zindanlara doldurulmuştu. Ocak 2015'te Suudi Kralı olan Selman bin Abdülaziz al-Suud da Yemen'e kan boca etti. Husilerin devirdiği Mansur Hadi, gittiği Aden'de silahlı ittifaklarıyla Husi ilerleyişini durduramayınca BMGK ve Arap ülkelerinden müdahale isteyip Riyad'a kaçtı. Selman da hızla koalisyon oluşturarak Şii Husilerin (Ensarullah Hareketi) iktidarı Ocak ayında ele geçirdiği Yemen'e gece yarısı ölüm yağdırmaya (26 Mart 2015) başladı. Yemen El Kaidesi'nin de Husilere karşı savaştığını, IŞİD'in Yemen'e el atarak ilk saldırısını Şiilere karşı yaptığını unutmayalım. Başkent Sana'da Şiilerin camileri Bedir ve Haşuş'a yönelik intihar saldırısında (20 Mart 2015) 146 kişi hayatını kaybetti. Yüzyıllardır bölge güçlerinin katliamına maruz kalan Husilere karşı Riyad merkezli savaş, siyaseti aşındırıcı, halkların iradesine ipotek koyma savaşıdır. Kararlılık Fırtınası adlı harekata katılanlara bakıldığında tablo net görülür: Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar, Kuveyt, BAE, Bahreyn, Fas, Sudan. IŞİD, İslami Cephe, Fetih Ordusu gibi yapıları insanlığın başına bela eden ülkeler yani. Üstelik çoğu da birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. 

Arap ülkeleri Birinci ve İkinci Körfez Savaşı'nda bile hava-kara harekatına bu kapsamda katılmamışlardı. Arap Birliği içinde öncü rol oynayan ülkeler en son Ekim 1973'te İsrail ile yaptıkları Yom Kipur Savaşı sırasında benzer bir birlik oluşturmuşlardı. Sivil katliamına neden olan operasyona ABD istihbarat ve lojistik destek verirken, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler alkışladı. Mısır'da Sisi cuntasının katliamla ezmeye çalıştığı, yöneticilerine idam cezaları verdirdiği İhvan dahi harekata destek açıklaması yaptı. Bu durum, mezhepçiliğin insanlığı ve bölgeyi nasıl esir aldığının tipik örneği oldu. AKP-Erdoğan yönetimi de harekata yine mezhepçi tutumla omuz verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Şia" vurgusu Suriye siyasetinden ders çıkarılmadığını gösterdi.


Libyalaşma ve dağlara IŞİD yerleşirse... 

Herkes kendi çıkarını maksimize ve realize etmeye çalışınca ortaya çıkan zıtların koalisyonu yıllar sürecek kanlı girdaba sebep olacak. Suudi kralı isyan alevlerinin kendi evine yaklaşmaması için ön alıyor ve mezhepler üzerinden bölgesel hegemonya peşinde. Mısır-Sisi darbeye milyarlar akıtan Riyad'a diyet borcu ödemenin yanında eski bölgesel güç pozisyonuna dönme arzusunda. İstihbarat desteği veren ABD'nin Yemen'deki çıkarı ise Şii hareketini dizginleyip petrol ülkeleriyle ilişkilerini raydan çıkarmamak, üslerini yerinde tutmak. Aynı ABD, 25 Mart'ta İran güçlerinin girdiği Tikrit'te IŞİD'i hedef alan hava saldırılarına başladı. Ordaki çıkarı İran ile birlikte hareket edip IŞİD'i aşağılara çekmek. Üçlünün ortak hedefi; Cibuti-Eritre-Yemen arasında Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan Bab'ül Mendep (Hüzün Kapısı) Boğazı'ndaki petrol, doğalgaz vb. ticareti kontrolde tutmak. Husilerin İran'a üs verip boğazı denetleteceğini düşünmek bile istemiyorlar. Ama durun bakalım. Ya Husileri kovdukları kuzey kentlerindeki dağlara IŞİD yerleşirse ne yapacaklar?  

Yüzyıllardır her ayaklanması kanlı bastırılan, her yönüyle kuşatılmış olan Husiler, Şii olmaları hasebiyle İran'a sarılmışlardı, daha sıkı sarılacaklar. Husiler üzerinden nüfuz yayılmacılığı, Şii kolonyalizmi peşindeki İran da açıktan olmasa da asker sayısını arttıracak. Nihayetinde, şiddet tırmanınca farklı grupların hakimiyet kurduğu bölgeler ortaya çıkaracak. Hedef; Irak, Lübnan'da kök salan İran'ın yayılmasına ket vurarak ekonomik, siyasi, askeri hakimiyet kurmak. Mezhepsel form/motivasyon bu savaşı kolaylaştırıcı bir etken ve ittifak çimentosudur. Husiler Aden'i tamamen ele geçirirse; Aden, Lahic, Taiz'le sınırlı kara harekatı da yapabilirler. Sonuç olarak, müdahaleyle pandora kutusu ve Libyalaşmanın kapısı açıldı. Körfez ülkelerinden IŞİD'e destek artacaktır. Birkaç iktidar merkezi ortaya çıkacak ve uzun süre kan dökülecek. Silah yarışıyla şiddet silsilesi bölge ülkelerini etkileyecek. 

Halkları kapitalizmin demir kafesine toplama hamlelerine karşı Yemen ve Ortadoğu'yu kurtaracak olan; zinde sıçramalar yapan, din, mezhep etnik köken ayrımı yapmayan Kobanê ve Rojava ruhudur.