İsviçre Gündem
Türkiye gündeminde yeni anayasa tartışmaları sürüyor. AKP’nin olaylara, ülkeyi yönetiş biçimine ve getirdiği önerilere bakıldığında Anayasa tartışmalarının adeta Yeni Türk Lirası mı, yoksa Türk lirası mı tartışmalarını aratmayacağını gösteriyor. Hükümet sanki herkesi dinliyor gibi yaparak yine ‘tek devlet, tek millet, tek dil, tek bayrak’ üzerinde inşa edeceği Anayasa’da sadece AKP iktidarını tek güç yapacak bir düzenlemeyi amaçlıyor. Süreç kesinlikle tıpkı AKP’nin Kürt sorununu çözüyor gibi yaparak, Kürt sorununu tartıştırarak, Kürt hareketini ve halkını güçten düşürme, bölme, yaygınca tutuklama, katletme niyetlerini cilalamasına benziyor. Burada da demokrasiyi, katılımcılığı, çok sesliliği seslendirerek, sadece AKP’nin sesi olacak bir Anayasa yapılacağını pek yakında göreceğiz.
Tabi bu konuyu bazı teorik tartışmalara açıklık getirmek amacıyla ele aldık. Türk televziyonlarında İsviçre sistemi ve çok kimliklilik çarpıtılarak tartışılıyor. İsimlerinin başlarında Prof, Dr, Uzman vb. sıfatlar taşıyanlar halkın gözlerinin içine baka baka yalanlar söylüyorlar. Bu nedenle yaşadığımız ülke sistemini özetleyelim istedik. Bu KCK Anayasasına, Demokratik Özerklik taleplerinin ne anlama geldiğine de ışık tutucaktır. Hani Erdoğan KCK’yi ele alırken ne diyordu.. “ayrı bir devlet, ayrı bir sistem ve yargı kurmanıza seyirci mi kalacağız” demogojinin, çarpıtmanın bu kadarına da pes doğrusu. Acaba gerçekten öylemi? İsviçre’de her ulusal kimlik ayrı bir devlet mi? Niye 4 farklı ulusal kökenle bölünmüyor, kimse kimseyi boğazlamıyor. Elbette köşenin formatı böylesine önemli bir konu için yeterli değil, ama bir kaç satır yazmak bile İsviçre sistemini Türkiye gerçeğiyle kıyaslamaya yetecektir.
İsviçre’de parlamento seçimlerinde çoğunluğu alsanız bile tek başınıza iktidar olamazsınız. Bütün partiler temsil ettikleri kitleler esas alınarak hükümette yer alırlar. Dolayısıyla tek parti iktidarı kurulamaz, istediğinizi yapamaz ve ülkeyi istediğiniz gibi yönetemezsiniz. Partiler az ya da çok oy aldıklarına bakılmaksızın yönetimde oy hakkına sahiptirler. Fedaral hükümet olursunuz ama kantonlara bölünen ülkeyi tek başınıza yönetemezsiniz. Her kantonun bir hükümeti, bir parlamentosu vardır, kararlarını alırlar ve hükümete iletirler. Ülke Fransız, Alman, İtalyan, Romen ulusal kimliklerini barındırır. Her kanton kendi dilini konuşur, kendi dilinde eğitim yapar. Bütün diller devletin resmi dilidir. Bir kantona Anadili dışında bir dili dayatmak hayal bile edilemez. Herkesin kendi diliyle, kendi ulusal kimliğiyle temsil edildiği, bütün haklarının güvence altına alındığı ülkenin adı İsviçre’dir.
Bütün bu kesimler, dillerinin, ulusal kimliklerinin farklı olmasına rağmen, kendini İsviçreli olarak tarif eder. Ülke tepeden aşağıya değil, aşağıdan alınan kararlar ve eğilimlere göre yönetilir. KCK manifestosunu incelendiğinde birçok ortak özellik hemen farkedilecektir. Yani tek millet, tek ulus, tek dil anayasası yapacağınızdan herkes emin, ama hiç olmazsa siyasi ahlak gereği ülkeleri Türkiye ile kıyaslarken çarpıtmayın, yalan söylemeyin ve halkı aptal yerine koymayın. Zamanın ne getireceği de hiç belli olmuyor. Dün iktidar olanlar bugün kendilerini yarattıkları iktidar canavarının pençesinde buldular, bugün iktidar olanların ise yarınlarının garantisi bulunmuyor…
Yeni Anayasa, Demokratik Özerklik ve İsviçre