Kadın kuruluşlarının çatı örgütü olarak kurulan Anayasa Kadın Platformu, nasıl bir anayasa istediklerini geçtiğimiz günlerde Meclis'e iletti. Anayasa Kadın Platformu'nun sekreteryası olarak Meclis'te Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile görüşme yapan KA-DER Genel Başkanı Çiğdem Aydın, yeni anayasayı yapan 12 kişilik ekipte sadece bir kadının olmasını eleştirdiklerini ve yapılan anayasanın yine "erkek" olacağı eleştirisini komisyona ilettiklerini belirtti. Bunun kendileri için kabul edilemez olduğunun altını çizen Aydın, yeni anayasa için toplumsal meşruiyeti olan katılımcı, geniş bir tartışma ortamı sağlanması, toplumsal farklılıkları en az siyasi farklılıklar kadar hesaba katan, toplumsal ve siyasi temsil gücü yüksek bir "Anayasa Meclisi" oluşturulmasını önerdiklerini belirtti. Aydın, Anayasa Meclisi'nin, parlamento içi ve dışı siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini kapsayacak anlayışla oluşturulmasını, bu mecliste yüzde 50 kadın temsilinin, toplumun her kesiminden kadınlara yer verilerek sağlanmasının önemli olduğunu ifade etti.

Devlet her tür ayrımcılığı önlemekle yükümlüdür
Siyasette ve yerel yönetimlerde eşit temsil vurgusunu yenilediklerinin altını çizen Aydın, anayasada kapsamlı bir ayrımcılık düzenlemesi istediklerini söyledi. "Cinsiyet kimliği" ve "cinsel yönelim"in anayasaya girmesi ve anayasal güvence altına alınması konusunda ısrar ettiklerini ifade eden Aydın, ayrımcılıkla ilgili maddenin, "Devlet her türlü ayrımcılığı önlemekle yükümlüdür. Din, dil, ırk, etnik köken, medeni hal, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim gerekçesiyle ayrımcılık yapılamaz" olduğunu ifade etti. Yine iş hayatında ayrımcılık, cinsel taciz ve mobbinge karşı önlem alınmasını ve konunun anayasal güvenceye kavuşturulmasının önemine işaret eden Aydın, Anayasa Kadın Platformu olarak hazırladıkları taslağın esas alınmasını umduklarını belirtti.
Anayasa Kadın Platformu'nun Meclis'e sunduğu ve "Erkek demokrasiden gerçek demokrasiye eşitlikçi, demokratik ve özgürlükçü bir anayasa için" başlığı altında sıraladığı metin ve talepler ise şöyle;

Anayasa Meclisi oluşturulmalı

Öncelikle yeni Anayasa için, toplumsal meşruiyeti olan katılımcı, geniş bir tartışma ortamı sağlanmalıdır. Daha sonra, toplumsal farklılıkları da en az siyasi farklılıklar kadar hesaba katan, toplumsal ve siyasi temsil gücü yüksek bir 'Anayasa Meclisi' oluşturulmalıdır. Anayasa Meclisi, parlamento içi ve dışı siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini kapsayacak bir anlayışla oluşturulmalı, bu Mecliste yüzde 50 kadın temsili toplumun her kesiminden kadınlara yer verilerek sağlanmalıdır.

Hiçbir dil ve kültürü dışlamayan bir anayasa
Devleti, milleti, aileyi değil, bireyi temel alan; Devleti bireyin hak ve özgürlüklerini garanti etmek, eşitliğini ve refahını sağlamakla görevlendiren; Kadını aileden bağımsız eşit ve özgür birey olarak gören; insan ve kadın haklarına dayalı kapsayıcı, çoğulcu, çoğunlukçu bir anayasa olmalı. Hiçbir toplumsal grubu (inanç, mezhep, dil, kültür, ırk, renk, etnik köken ve sosyal köken, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, felsefi inanç, medeni hal, servet, yaş ve engellilik) ve siyasi görüşü dışlamayan, ötekileştirmeyen, onlar karşısında eşit mesafede duran bir devlet anlayışına dayalı; Doğal ve tercihe dayalı, bireysel, grupsal, toplumsal, kültürel ve siyasi farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, saygı duyan, onlara "herkese eşit temel haklar" ilkesiyle yaklaşan, Anayasal vatandaşlığı temel almalıdır.

Militarizme prim vermeyen bir anayasa
Ayrımcılığı yasaklayan, farklılıklar arasındaki mevcut eşitsizlikleri gidermek için pozitif önlemleri zorunlu gören; vatandaşlara ve sivil toplum örgütlerine temsil ettikleri topluluk üyeleri ve toplum kesimi ile ilgili yasa teklifi verme; yasama, yürütme, denetim ve yönetime doğrudan katılma; anayasaya aykırılık başvurusunda bulunma ve davacı davalı olabilme ve davalara katılma hakkını da içeren taraf ehliyeti yollarının açıldığı; siyasi partilere, demokrasi, saydamlık ve tüm karar organlarının oluşumunda cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine bağlı olma zorunluluğu getiren ve partilerin, şiddeti savunmaları ve şiddeti anayasal düzeni devirme amacıyla bir yöntem olarak kullanmaları, şiddet eylemlerine katılmaları dışında kapatılmalarını engelleyen; Devletin sivil toplum örgütlerini, çeşitli vergi ve sigorta düzenlemeleri yoluyla destekleme görevinin belirtildiği; diğerlerine üstünlük iddiası içeren milliyetçiliğe, gücün silahlanmasına dayanan ve erkek egemenliğini yeniden üreten militarizme prim vermeyen, sınırlayan; insan, yaşam ve doğa güvenliğini temel alan bir anlayışa sahip bir anayasa olmalıdır.

Milli değil demokratik bir anayasa
Kapsayıcılıkla, çoğulculukla, bireysel seçme ve karar verme özgürlüğüyle bağdaşmayan, milliyetçiliğe ve militarizme prim veren zorunlu din ve milli güvenlik derslerine yer vermeyen, "milli" değil, demokratik, özgürlükçü, başta kadın-erkek eşitliği olmak üzere her alanda eşitlikten yana, farklılıklara ve doğaya saygılı bir eğitim sistemini öngören bir anayasa; Temel hak ve özgürlükleri sınırlamayan genişleten; temel hak ve özgürlükleri ırkçılık, ayrımcılık, nefret suçları, yaşam ve doğa haklarını korumak dışında, "genel ahlak", "milli güvenlik", "kamu düzeni", "genel sağlık" gibi soyut ve keyfiliğe açık nedenlerle sınırlamayan, bu hak ve özgürlüklerin pazarlık ve referandum konusu yapılamayacağını kabul eden; Temel hak ve özgürlükler alanında, sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi değil, Avrupa Sosyal Şartı, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve eki tavsiye kararları gibi Türkiye'nin taraf olduğu tüm ilgili sözleşme, direktif ve anlaşmalar referans alınarak hazırlanan; uluslararası sözleşme ve belgelerin getirdiği yeni hak ve özgürlüklere açık, vicdani ret hakkını din ve vicdan özgürlüğü kapsamına alan bir anayasa olmalı.

Hiyerarşiye izin vermeyen bir anayasa
Güç yoğunlaşmasını ve merkezileşmesini, hiyerarşiyi azaltan siyasi, hukuki ve idari yapı; erkek egemenliğine olduğu kadar, herhangi bir toplumsal grubun veya ekonomik, siyasi ve ideolojik görüşün egemenliğine ve vesayetine fırsat vermeyen; insanın doğa üzerindeki egemenliği ile mücadele eden, demokratik, laik, sosyal, insan haklarına dayanan bir hukuk devleti olan bir Cumhuriyeti benimseyen, seçimle ve atamayla gelinen tüm siyasi, idari ve hukuki karar organlarında kadınların eşit temsilini sağlayan, diğer toplumsal grupların nüfusa oranlı temsiline olanak sağlayan bir siyasi, idari ve hukuki yapıya sahip; yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında dengeyi ve karşılıklı denetimi, temsilde adaleti sağlayan, sivil denetime açık, çok partili, Demokratik Parlamenter rejime dayalı bir anayasa olmalı.

Cinsel tacize önlemler alan bir anayasa
Doğaya saygılı, adil bir sosyal devlet anlayışı içinde, çalışma yaşamını insan haklarını temel alarak emekçilerden yana düzenleyen, özel sektör işyerlerinde ve kamu kurumlarında uygulanan her türlü ayrımcılık, cinsel taciz ve mobbing'e karşı önlemler alan; Devletin kadınlara karşı, aile içi de dahil olmak üzere, her türlü şiddeti önlemekle yükümlü kılındığı, kadın ve erkekler arası işbölümünün, aile içi işbölümü de dahil olmak üzere eşitlikçi bir yapıya kavuşmasını desteklemekle yükümlü kılındığı, vatandaşlık kavramını, sivil ve siyasi vatandaşlığa ek olarak, "Çalışma ve sosyal güvenlik hakkına sahip, sosyal vatandaşlık, adil çalışma saatleri, ücret kadar ücretsiz sağlanan bakım emeğinin de temel alındığı ekonomik vatandaşlık ve hakları ve görevleriyle ekolojik vatandaşlığı da içerecek şekilde düzenleyen, kamu yararını, doğanın dengelerini gözeterek yeniden tanımlandığı, doğal dengeyi gözeten adil bir sosyal devlet anlayışı getiren bir anayasa olmalı.

SEMİHA ALANKUŞ/NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA