Postmodern karakterdeki küresel savaşın kutupları arasındaki çekişme giderek daha da derinleşiyor. Bu süreç sadece kaynakların yeniden paylaşımı meselesi değil. Asıl olarak güçler arasındaki dengeyi yeniden tanımlama uğraşı.

Şimdilik Suriye’de yoğunlaşan bu çatışmalı sürecin birçok alanda yansımasını görebiliyoruz. Örneğin son dönemde gündeme gelen Moldova ve Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Rusya taraftarı adaylar kazandı. Bu durum her iki ülkedeki AB yanlısı olan hükümetlerin pozisyonunda da sarsıntıya yol açtı. Şimdi gözler önümüzdeki yıl ilk turu 23 Nisan, ikinci turu ise 7 Mayıs'ta düzenlenecek olan Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. Epeydir Putin’in ırkçı lider Marine Le Pen’i desteklediği iddiaları çeşitli basın organlarında yer alıyor. 

Çekişmenin asıl dinamiği ise militarist yarış. Bu alandaki rekabet karşılıklı yeni güçler konumlandırmanın yanında, silah teknolojisi alanında yenilikler ve silah satışlarını içeriyor. Silah ticareti doğrudan ekonomik sonuçlarının yanı sıra yeni nüfuz alanları tanımlanın da aracı oluyor. Son dönemde Çin ve Rusya’nın silah teknolojisi, sık sık reklamlarının yapılması ve özellikle Suriye’de denemelere tabii tutulması nedeniyle daha görünür nitelikte. Rusya S-300, S-400, İskender ve Satan-2  füzeleriyle; Çin ise CM-302 füzesi ve J-20 uçakları ile bu alanda kendini gösteriyor. ABD adına ise F-35 uçakları son dönem parlatılıyor. ABD yakın zamanda Türkiye (24 adet F-35) ve Katar’la (F-15QA’dan 72 adet) yüklü anlaşmalar yaptı. 

ABD gibi Rusya’nın da birçok ülkeye silah satışlarını artırdığını basına yansıyor. Bilmediklerimizi de hesaba katınca silahlanma üzerinden epey bir para döndüğü görülebilir. Rusya ayrıca Abhazya’dan sonra Ermenistan’la da ortak ordu kurma projesini hayata geçiriyor. Buraları silahlandırıyor. Örneğin artık Rusya’dan sonra İskender füzelerine sahip olan tek ülke Ermenistan. Bunlar genel militarist yükselişin göstergeleri. Geçtiğimiz haftalarda yeniden heveslenilen AB ordusu kurma girişimi de aynı atmosferin kapsamında değerlendirilebilir.

Yeni kamplaşma arayışları

Yakın zamanda bu arayışlar Erdoğan ve Filipinler lideri Duterte’nin ağzından ifadesini buldu. Biri “Şanghay Beşlisi’ne niye üye olmayalım?” diğeri "Rusya ile Çin yeni bir düzen kurmaya karar verirlerse, buna ilk katılan ben olacağım" dedi.

Her iki ülke liderinin sözleri dünyanın genelindeki yeniden şekilleniş olasılıklarını bir yönünü gösterdiği için önemli. Malum şahıs Batı ittifakıyla ilişkisini şantaj siyaseti üzerinden sonuna kadar kendi lehine yontarak sürdürmeye niyetli. Nitekim NATO yönetimi Türkiye’deki neoliberal diktatörlüğe destek açıklamalarıyla bu beklentiyi havada bırakmadı. Ama işleri sağlama almak için ABD’li bir generali de Ankara’ya atamayı ihmal etmediler. Aradaki gerilime oynayan Erdoğan karşısında Rusya ve Çin bu oyunda daha usta. Çin’in elinde bile henüz olmayan S-400’lerle kırmızı halı sererken, asıl mesele NATO’dan ayrılma şartını araya sıkıştırıverdiler. Bu olasılıksa en azından “ticari gerçekler”le yüzleşme ve bölgesel bir savaşı göze almadan zor. Yine de dünyanın şu gün ki halini göz önünde bulunduğumuzda sıfır olasılık değil.

Filipinler'e gelince benzer bir durum burası için de söz konusu. ABD’nin İspanyollar’dan 19. yüzyılın sonunda başka adalarla birlikte 20 milyon dolara Filipinleri de satın alması ve bağımsızlıkçı güçleri üç kağıda da getirerek katletmesinden (yaklaşık 30 bin kişi) bu yana ülke ABD’ye bağımlı olmaktan kurtulamadı. Erdoğan’a benzer bir profil çizen Duterte, her an yan çizebilecek görünümü de barındırarak, yeni bir ittifaka dahil olma arayışında. Elbette Trump’ın dış politikasının nasıl şekilleneceği ile de doğrudan ilintili olacak olan gelişmelerin köklü bağımlılık ilişkileri düşünüldüğünde kansız bir değişiminin burada da zor olduğu söylenebilir. Yine bu tabloyu tamamlayan ögeler olarak, Güney Kore’deki büyük protestolar, Samsung’a dünya genelinde çekilen operasyon, Afganistan ve Pakistan içinde artan saldırılar, Pakistan-Hindistan gerilimi sıralanabilir. Sonuçta bu gerilimler de (özgün yanları olmakla birlikte) yeni güç dağılımı arayışının birer uzantısı olarak da değerlendirilebilir.