Yeni bir eşik
Forum Haberleri —

Türkiye/İran
- Türkiye ve İran, Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmenin kendi güvenliklerini sağlayacağını sanıyor. Önder Apo'nun uzattığı el, kendi yarattıkları cehennemden kurtaracak tek halattır.
ERDAL CEYLAN
Ortadoğu, tarihsel bir arafın, bir 'kaos aralığı'nın tam kalbinde sarsılıyor. Bugün Suriye’den Irak’a, İran’dan Türkiye’ye uzanan coğrafyada duyulan top sesleri ve diplomatik hezeyanlar, iki medeniyet tasavvuru arasındaki nihai hesaplaşmanın gürültüsüdür. Bir yanda, insanlığı ve halkları ulus-devletin paslı demir kafeslerine hapsetmek isteyen Leviathan’ın son çırpınışları; diğer yanda Abdullah Öcalan’ın İmralı kayaçlarında damıttığı, halkların demokratik birliğini esas alan "Demokratik Modernite" paradigması duruyor.
Son dönemde artan askeri saldırılar ve uluslararası komplonun güncellenen versiyonları, sıradan bir jeopolitik hamle olarak okunamaz. Bu, küresel hegemonya ve onun bölgesel gardiyanlarının, Öcalan’ın geliştirdiği "Üçüncü Yol" siyasetine karşı giriştikleri organize bir imha konseptidir. Bu saldırıların amacı bellidir: Kürt halkının, statükocu güçlerin piyonu olmasını reddeden, kendi öz gücüne dayanan ve "direnen halk gerçeği"ne dönüşen iradesini kırmaktır.
Uluslararası Komplo ve gerçeklik
Çeyrek asrı aşan bir süredir devam eden ve bugün şekil değiştirerek süren Uluslararası Komplo, salt bir şahsı değil, bir halkın tarih sahnesine yeniden çıkışını hedefliyor. Küresel güçler, Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederken, karşılarında ne klasik bir milliyetçi hareket ne de kolayca manipüle edilebilir bir dini fanatizm buldu. Karşılarında, kadın özgürlükçü, ekolojik ve demokratik bir toplum projesiyle donanmış; en ağır tecrit koşullarında bile fikir üreten bir irade ve bu irade etrafında kenetlenmiş milyonlar vardır. Bu, modern tarihin gördüğü en büyük paradokslardan biridir: Fiziksel olarak en kısıtlı alanda tutulan bir düşünür, zihinsel olarak Ortadoğu’nun en özgür ve sınır tanımaz manifestosunu yarattı. Bu mücadele gerçeği, NATO tekniklerinden, kimyasal silahlardan ve istihbarat oyunlarından daha güçlü bir "hakikat rejimi" inşa etti. Bu hakikat, halkın sadece direnmesi değil, aynı zamanda yeni bir yaşamı, yeni bir toplumsallığı ilmek ilmek örmesidir.
Yüz yıllık karanlık uyarısı
Bugün görülmesi gereken en hayati gerçek şudur: Önder Abdullah Öcalan’ın paradigması, sadece Kürtler için bir kurtuluş reçetesi değildir; Ortadoğu’nun kangrenleşmiş yaralarına basılan tek şifalı merhemdir. Eğer bu paradigma, iş birlikçi ihanet ve küresel saldırılarla boğulur ve demokratik ulus çözümü yerine, tekçi, mezhepçi ve ırkçı ulus-devlet fanatizmi galip gelirse sadece Kürtleri değil, Türkiye’sinden İran’ına, Irak’ından Suriye’sine tüm bölgeyi "yüz yıllık bir karanlık" beklemektedir. Bu karanlık, bitmek bilmeyen mezhep savaşlarıdır.; halkların birbirini boğazladığı, sınırların kanla her gün yeniden çizildiği bir kaostur. Bu karanlık, kadınların köleleştirildiği, doğanın talan edildiği, toplumun faşizmin postalları altında nefessiz kaldığı bir distopyadır.
Türkiye ve İran gibi devletler, Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmenin kendi güvenliklerini sağlayacağını sanıyor. Oysa bu, büyük bir yanılgıdır. Hareket'in tasfiyesi, bölgedeki son demokratik direncin kırılması ve Ortadoğu’nun küresel sömürgeciler ile radikal çeteler arasında paramparça edilmesi demektir. Önder Abdullah Öcalan’ın sunduğu barış ve çözüm eli, aslında bu devletleri de kendi yarattıkları cehennemden kurtaracak tek halattır.
Önümüzdeki yol ayrımı nettir: Ya Önder Abdullah Öcalan’ın çizdiği demokratik modernite hattında halkların onurlu barışı ve kardeşliği inşa edilecek ya da Ortadoğu, iş birlikçilerin ve statükocuların ihtirasları uğruna yüz yıl sürecek bir kan ve gözyaşı deryasına gömülecektir.







