Yaşadığımız süreç bölgedeki denge ve ittifakları daha da hızlandıracak, kimi zaman kaygan zeminde götürse de uzun vadeli oluşacak güç birliklerinin temelleri de bugünden atılacaktır. Dolayısıyla Kürtlerin bu gerçekliği görerek kendilerini yeniden konumlandırmaları, ulusal birlik yönünde çok hızlı bir şekilde adım atmaları gerekmektedir.
Zira yüz yıl önce bölge şekillendiğinde Lozan’da parçalanan Kürdistan ve Kürtler bugün oldukça avantajlı durumdalar. Kürtler açısından tarihin yürü ya kulum dediği bir dönemdir. Dolayısıyla Kürtler artık güçlerini birleştirmeli ve bölgenin yeni haritası çizilirken masaya çok güçlü oturmalıdırlar. Bunun olanakları kesinlikle mevcuttur.
Kürtler hem geliştirdikleri siyasal-toplumsal modelle hem de ortaya koydukları direniş dinamizmiyle bölgenin öncü gücü olacaklarını ortaya koymuşlardır. Rojava'da geliştirdikleri demokratik sistem ve onun etrafında ördükleri savunma hattı bunun en açık kanıtıdır.
Artık her isteyen istediği gibi Kürtlerin kaderi hakkında karar veremeyecektir. Ne bölgenin ulus devletçi statükocu yapıları, ne DAİŞ gericiliği ne de küresel paylaşım güçleri. İki yıldır Rojava'da ve son 21 gündür de Kobanê’de ortaya konulan irade her yönüyle bunu açıklar niteliktedir. Birçok kesim bunu görüyor ve buna göre daha reel politikalar geliştirmeye çalışıyor. Her güç kendisine göre a,b,c planını gerektiği zaman devreye koyuyor. Ancak bunu en fazlada Kürtler yapmalıdır.
Kürtlerin bölgeyi paylaşmaya çalışan güçlerden farkı geliştirdikleri sistemden kaynaklıdır. Halen bunu kabul etmemek, bundan uzak durmak, ekonomik bazı küçük hesaplar yapmak, bir ulusun, hatta ezilen halkların geleceğini buna kurban etmek kimsenin lüksü olamaz. Özellikle Güney Kürdistan güçleri ve başta da KDP’nin bu tür hesaplardan bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir. Ulus devletçi ve selefi gericiliğinin kirli hesaplarına kendisini peşkeş çekmemelidir. En önemlisi Kürtlerin katliamına ant içmiş DAİŞ’in bölgedeki en büyük destekçisi olan Türk devleti ile halen ortak çıkarlardan söz etme gafletinden vazgeçilmelidir. Rojava'da alternatif askeri güç oluşturma senaryolarını bir tarafa bırakmalı ve YPG ile ortak cephede savunma hattı oluşturmalıdır. Çünkü bu güçlerin tüm kirli planları ve hesapları Kobanê direnişi karşısında tuzla buz olmuştur.
Başta Êzîdîler olmak üzere kendi ülkesinde sürgüne, soykırıma maruz kalan tüm Kürtler için barınma ve yaşamsal tedbirleri acilen almalıdır. Güney Kürdistan Hükümeti sorumluluğu gereği bunu yapmalıdır. Êzîdîleri sahiplenmek aynı zamanda tüm Kürtlerin en insani sorumluluğudur.
YNK, Goran hareketi, İslami partiler gibi 30 parti bölgesel hükümetin Rojava kantonlarını tanıması için parlamentoya yaptığı başvuru hemen gündeme alınmalı ve bölgesel hükümet resmi düzeyde kantonları tanımalıdır.
Güney hükümeti ve KDP’nin mevcut tutumu Kürtlerin elini güçsüz kılmaktadır. Oysa bu dönemde her Kürdün yaptığı gibi KDP ve bölge hükümetinden beklenen Kürtlerin geliştirdiği ortak savunma hattında yer almaktır. Ortaçağ karanlığına batmış Ortadoğu’nun aydınlık yüzü kesinlikle Kürtlerdir. Herkes bu cephede yer alarak ancak ruhunu ve geleceğini özgürleştirebilir.
Yeni dengeler, Rojava direnişi ve Kürt birliği
Ortadoğu’da saflar yeniden belirleniyor, yeni dengeler kuruluyor, ittifaklar yeniden gözden geçiriliyor. Kürtler geliştirdikleri mücadeleyle ve elde ettikleri güçle bu ittifak ve dengeler içinde önemli bir güç ve pozisyon kazanıyorlar. Artık hiç kimse Kürtlerin yükselişine duyarsız kalamayacaktır.