Yeni ihlallerle yanıt

10 Mayıs 2021 Pazartesi - 21:22

  • Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklar, yakınları aracılığıyla yaşadıkları hak ihlallerini anlattı. Zorla imza dayatması, sağlık hakkının ihlali, disiplin cezaları ve daha birçok ihlalin yaşandığı belirten tutsaklar, tecrit kalkmadan ve hak ihlalleri son bulmadan açlık grevlerini sonlandırmayacaklarının altını çizdi.

 

 Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 166. gününde. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 145, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 128 gündür açlık grevi yapılıyor. Buna karşı cezaevlerindeki hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Düzce T Tipi Cezaevi’ndeki tutsaklar Muhammet Koçyiğit ve Vedat Gültekin, yaşadıkları hak ihlallerini, aileleri ile yaptıkları telefon görüşmelerinde aktardı.

Öğrenciyken 13 yıl ceza

İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü son sınıf öğrencisiyken 2017’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Muhammet Koçyiğit’in annesi Türkan Koçyiğit, oğluna “örgüt üyeliği” iddiasıyla 13 yıl hapis cezası verildiğini söyledi. “Muhammet bir öğrenciydi ve üniversitenin son sınıfında okulunu bitirmeye çalışıyordu” diyen Koçyiğit, “Türkiye'de insanların siyasi görüşleri olamaz mı? Bu çocuklar okul okuyorlar, tabii ki siyasi görüşleri de olacak. Benim oğlum kötü bir şey yapmadı ve bu cezayı haksız yere verdiler. Oğlum okulunu bitirecekti ve insanlığa faydası olacaktı. Çünkü o yurtsever bir insan” ifadelerini kullandı.

 Kürtçe şarkıya engelleme

 Zor olan cezaevi şartlarında siyasi tutsaklara farklı muamele uygulandığını dile getiren Koçyiğit, oğlu Muhammet’le son konuşmalarını şöyle aktardı: “Muhammet geçen sefer beni aradığında, ’Anne biz yediğimiz yemeğin tabakları kapıya koridora koyuyoruz, gardiyanlar o tabakları, yemek karavanları ayaklarıyla yerden sürükleyip götürüyorlar’ diye anlattı bana. Sözde kanunlar var. Cezaevi yöneticileri kafalarına göre takılıyor. Mesela, Muhammetler havalandırma esnasında Kürtçe şarkı söylüyorlar, ancak gidip engel oluyorlar. ‘Anlamadığımız dilde şarkıları söyleyemezsiniz’ diye hakaret edip disiplin cezası veriyorlar.

Okutmadan imza dayatması

Gardiyanlar keyiflerine göre koğuşlara girip dağıtabiliyorlar. Gardiyanlar, koğuşlarına yazılı evraklar getirip, ne olduğu belli olmayan ve okumalarına izin vermeden, zorla imzalatmaya çalışmış. Bunu kaç kere gençlere  ‘Bu yazının altına imza atacaksınız ama okumak yok’ diye dayatmışlar. Gençler de her seferinde buna karşı çıktıkları için, evraklara imza atmadıkları için disiplin cezası vermişler. Hiç bir yerde böyle bir şey görülmemiştir. Biz üzülmeyelim diye daha birçok şey bize anlatamadıklarını da biliyoruz.”

Onur kırıcı haksızlıklar

 Salgın sürecinde hak ihlallerinin daha da arttığını dile getiren Koçyiğit, enfekte olan tutsakların hastaneye götürülmediğini, sadece ağrı kesici ilaçlarla tedavi edilmeye çalışıldığını aktardı. Koçyiğit, şöyle devam etti: “Koğuşlarda virüse yakalananlar tekli hücreye alınmadılar. 28 kişinin yaşadığı koğuşta herkes ölüm kalım savaşı verdi ve biz aileler olarak çocuklarımızın sağlık durumlarından çok endişelendik. Şu an virüs daha da çoğalmış durumunda. Ben bir anne olarak gençlerin ve oğlumun sağlığından endişe ediyorum. Hijyen kuralları yok, beslenmeleri iyi değil, her şey çok pahalı. Cezaevlerine radyo getiriyorlar, gençlere satıyorlar, sonra paralarını geri iade etmeden radyoları geri ellerinden alıyorlar. Madem radyoları alıyorsunuz, o zaman tutsaklara da satmayın. Yine aynı şekilde keyfe göre telefon ve görüş yasağı getiriyorlar. Bunların sebebi bizi ve onları üzmektir. Onur kırıcı haksızlıklar yaşıyoruz. Bu hukuksuzluk ne zamana kadar devam edecek. Bu kadar kanunsuzluk varken ve gençlere eziyet edilirken, haklarını elde etmek için talepleri kabul edilsin diye açlık grevine girmişler. Eğer bu hak ihlalleri kaldırılırsa tabii ki gençler de bu greve son verecekler.”

Üç yıldır bırakılmadı

 9 yıldır birçok cezaevinde kalan ve son olarak Düzce’ye sürgün edilen Vedat Gültekin’in annesi Azize Gültekin de oğlunun üç yıl önce serbest bırakılması gerektiğini, ancak hala bırakılmadığını dile getirdi. Gültekin, “Vedat şu an 26 yaşında ve 9 yıldır cezaevinde. Vedat’ın arkadaşları bir ara dünya haritasını cezaevine Vedat’a göndermişlerdi. Haritanın üzerinde sırf Che Guevara’nın resmi olduğu için ve kız kardeşinin gönderdiği iki fotoğrafı da bahane ederek 10 ay disiplin cezası verdiler. Havalandırmada Newroz günü halay çektikleri ve Kürtçe şarkı söyledikleri için ayrı ayrı disiplin cezası verilmişlerdi. Tutsaklar tüm bu hukuksuzluklara son verilmesi için her seferinde açlık grevine girmek zorunda kalıyor ve artık sağlık durumları da iyi değil ki şu an yaşadıkları yer çok kötü. Bu sağlık durumlarını daha da etkiliyor.  Bir anne olarak oğlum için çok endişe ediyorum” şeklinde konuştu.

Tecridi sonlandırın

 Oğlunun şu anda açlık grevinde olduğunun söyleyen Gültekin, şunları dile getirdi: "Talepleri var. Bu talepleri kabul edilmediği sürece de bu açlık grevini bırakmayacaklarını; asla davalarından da vazgeçmeyeceklerini, kararlı olduklarını ifade ediyorlar. Bir anne olarak bu tecridin sonlanmasını istiyorum. Önderliğimizin ve çocuklarımızın üzerinden tecrit kalkmadığı sürece biz aileler olarak hiçbir şekilde rahat edemeyeceğiz.”  İSTANBUL

 

Tahliyeye ‘pişmanlık’ şartı

Van F Tipi Cezaevi'nde 5 yıldır tutulan Selim Polat, cezası bitmesine rağmen “bağımsızlar koğuşuna geçmediği” gerekçesiyle tahliye edilmiyor. 

Ceza İnfaz Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğin 1 Ocak’ta yürürlüğe girmesiyle cezalarını tamamlayan tutsakların tahliyeleri engelleniyor. Cezaevi idaresinin oluşturduğu komisyonların “iyi hal” raporu gerekçesiyle tahliye edilmeyen tutsaklara, “bağımsız koğuş” şartı dayatılıyor. Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Selim Polat, “Örgüte yardım etmek” iddiasıyla verilen 6 yıl 8 ay hapis cezasını 21 Şubat’ta bitirmesine rağmen tahliye edilmiyor. Polat’ın, “bağımsızlar koğuşuna geçmediği” gerekçesiyle tahliye edilmediği öğrenildi. 

Zarife Polat, HDP şoförü olan eşinin 5 yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Mahkeme heyeti, ortada herhangi bir kanıt olmamasına rağmen gizli tanık ifadelerini dikkate alarak eşimi tutukladı” dedi.  VAN

 

Koronalı tutsaklara test yapılmıyor

 

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi'ni ziyaret eden ÖHD, koronavirüse yakalanan tutsaklara test yapılmadığını bildirdi. 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi Kadın Komisyonu ve Cezaevi Komisyonu, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki tutsakların koronaya yakalandığı bilgisi üzerine cezaevine ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından yapılan yazılı açıklamada, B-11 koğuşundaki 8 tutsağa korona tanısı konulduğu bilgisi paylaşıldı. A5 koşuğunda da bazı tutsakara tanı konulduğu, ancak sayısına dair bilgi edinilmediği ifade edildi. B-12 koğuşunda ise korona belirtilerinin başladığı, ancak test yapılmadığı kaydedildi. Öte yandan aynı koğuşta 40 yaş üstü ve kanser tedavisi gören tutsakların olduğu bilgisi de paylaşıldı. Açıklamada, koğuşta bulunan tüm tutsaklara acilen test yapılması gerektiği vurgulandı.

Diğer sorunların da hatırlatıldığı açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Tüm bu sorunlara ilişkin 7 Mayıs’ta savcılık ile görüşülmüş, Kadın Cezaevi’ndeki bu sorun ve talepler iletilmiştir. Savcılık görüşmesi sonrası yeniden hapishane ziyaretimiz sonucunda; S.A isimli mahpusun kalp hastası olması ve risk altında bulunması sebebiyle hastaneye götürülüp önlem alındığını, korona olan mahpusların ilaç alımlarına başladığını ve takipte olduklarını, kantinden ihtiyaçlarının karşılandığı bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Sonuç olarak başta Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü olmak üzere tüm yetkili kurumların, mahpusların sağlık haklarına erişim taleplerinin her koşulda ve zamanda yerine getirilmesini, sağlık tedbirleri kapsamında alınan önlemlerin yeni hak ihlallerine sebebiyet verilmesinin önlemesini, hapishane personellerinin pandemi sürecinde alınacak önlemlere dair sağlıkçılar tarafından bilgilendirmeleri gerektiğinin elzem olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.