Yeni kabine ve Kürt sorunu   

Forum Haberleri —

AKP Kabinesi

AKP Kabinesi

  • Diktatör Erdoğan yeni kabinesini ağırlıklı olarak teknokratlardan oluşturdu. Kabinenin yenilenmesi, Erdoğan’ın politikalarında köklü bir değişim anlamına gelmez. Sistemin tıkanıklarını aşmaya dönük bir yapılanma içerisine girmiştir.

Rauf KARAKOÇAN

28. dönem parlamento seçimlerinde, cumhuriyet tarihinin en gerici, milliyetçi-dinci karması faşist çoğunluğun seçildiği bir Meclis oluştu. Meclis'in şimdiki yapısına, mevcut aritmetiğine bakıldığında Türkiye’nin geleceğine ilişkin kaygılanmamak mümkün değildir. Milliyetçilerin, dincilerin hakim olduğu böyle bir Meclis’te çıkacak kararları kestirmek zor olmasa gerek. Bu yasama döneminde, yeni bir anayasa ihtiyacının Meclis'in ilk öncelikleri olduğunu belirttiler. Gericilerin, karma faşistlerin çoğunluğunu oluşturduğu Meclis’te çıkacak yeni anayasa, 12 Eylül faşist Askeri darbe anayasasından çok da farklı olacağı söylenemez. Belki de daha gerici bir anayasa olacaktır. Çünkü Erdoğan’ın 21 yıllık iktidarı döneminde yaşananlar 12 Eylül faşizmine rahmet okutacak cinstendir. Hemen her konuda 12 Eylül’ü aratır hale gelindi.

Cumhur İttifakı’nın çoğunluğundan oluşan bu Meclis aritmetiğinden yeni, demokratik, sivil bir anayasanın çıkmayacağını kestirmek zor olmasa gerek. Özelikle de Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununu çözümsüz bırakan, Kürt halkının en temel insani haklarını anayasal güvence altına almayan bir anayasa, toplumun ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Yüz yıllık cumhuriyet döneminde kanamakta olan yara cumhuriyetin ikinci yüzyılında da kanamaya devam edeceği anlamına gelecektir.  

Meclis'in hükümsüz olduğu başkanlık sisteminde işler ağırlıklı olarak kabinede hal yoluna girecektir. Meclis, hükmünü yitirmiş, iradesini kaybetmiş, boş tartışmaların yaşanacağı ve hatta it dalaşına sahne olmaktan öteye gitmeyen göstermelik bir platform olarak halkı oyalayacaktır. Kabine karar alacak, Meclis de noter görevini görecektir.

Diktatör Erdoğan yeni kabinesini ağırlıklı olarak teknokratlardan oluşturdu. Görünen o ki ağırlıklı olarak teknokratlardan oluşan bir kabinedir. Kabinenin yenilenmesi, Diktatör Erdoğan’ın politikalarında köklü bir değişim anlamına geldiği söylenemez. Sistemin tıkanıklarını aşmaya dönük bir yapılanma içerisine girmiştir. Öncelikli konu ekonomi ve dış politikada yaşanan tıkanıklığı aşma olacaktır. Ekonominin başına Mehmet Şimşek’in getirilmesi bir tercihten ziyade bir zorunluluktan kaynaklandığı görülmektedir. Zaten ilk açıklamasında ‘rasyonel zemine dönmekten başka şans yok diyerek’ ekonominin içler acısı durumunu özetlemiş oldu.  Ekonominin düzelmesinin nedenlerini şeffaflık, öngörürlük, kuralla dayalı yapılanma, fiyat istikrarı vb. konuları sıralamış olsa da Erdoğan’ın saldırgan dış politikası, Kürtlere karşı sürdürdüğü kirli savaşın ekonomiye bindirdiği yükü ıskalaması mümkün değildir. Politika değişikliğine gitmeden ekonominin düzelmesi zor olsa gerek.

Dış işlerine atanan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, tıkanan dış politikada kendisini bekleyen kör düğümler var. O da dış politikada sürdürülebilinir dış politika için rasyonel zemine ihtiyacı olacaktır. Burada da öncelikli konu: Suriye meselesi ve ayak bağı olarak gördükleri Kürt sorunuyla karşılaşmaktan kurtulamaz. Kürtlerle savaşın maliyeti Türk ekonomisini çökertti, Kürt düşmanlığı üzerine inşa edilen dış politika da haliyle çökmüş oldu. Erdoğan ‘kara kutum’ dediği Fidan ile bozulan ilişkileri onarması da bir zorunluluk haline gelmiştir.

Yazboz tahtasına dönen eğitim sistemini de bu kabinenin önceliklerine eklemek gerekir. Erdoğan’ın ‘Fikri iktidar olamadık’ dediği eğitim sisteminde bir türlü dikiş tutturulamadı. Daha gerici bir eğitim sistemi için yeni düzenlemelere gidecekleri muhakkaktır. Her okula din görevlisini atamaktan tutalım devlet okullarının kuran kursları için tahsis edilmesine kadar, müfredatın içeriğine kadar her konuda ince ayara gideceklerdir.

Gelecek yıl yapılması düşünülen belediye seçimlerine yetiştirilmesi gereken deprem konutlarını oya dönüştürme işini de öncelikli olarak ele alacaklardır. Önem sırasına göre ele alınacak konulara uygun yapılan kabine değişikliğinin asıl amacı yaşadıkları tıkanıkları aşmaya dönük olduğu anlaşılmaktadır. Politikalarda köklü bir dönüş yaşanacağı izlenimini vermekten uzaktır.

Demokrasi vaadi, ekonomik düzelmeler, dış politika değişikliği gibi temel konuların öznesi Kürt sorunudur. Eğer gücü yeterse, Kürtleri tümüyle katlederek sorunu bu temelde çözmesi diktatör Erdoğan’ın tercihi olacaktır. Bu mümkün olmayacağına göre bir şekilde müzakere yoluna girmesidir. Bu konuda da rasyonel bir zemine gelmekten başka seçenekleri yoktur. ‘PKK’nin kayıtsız-şartsız silah bırakması gerektiğini’ söyleyenler de var. Tam da bu dönemde bu tartışmaların olması manidardır. Kürtlerin cephesinde meseleye bakıldığında gündemde olmayan bir konudur. Tam tersine Kürtlerin imha süreci derinleştirilirken halkın savunmasız bırakılması intihar anlamına gelecektir. Kaldı ki Başkan Apo’nun tecridi kaldırılmadan, muhatap kılınmadan bu yorumların pek anlamı da yoktur. Başkan Apo’nun çözüm sürecinde belirlediği yol haritası ve perspektifleri biliniyor. Bunlar gerçekleşmezse görüşmenin bir anlamı yoktur diyerek nokta koymuştur. Tecridin sürmesi aynı noktada durduğunu gösterir.

Diktatör Erdoğan’ın kurduğu kabinede yardımcılığına Kürt Cevdet Yılmaz’ı Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Kürt Mehmet Şimşek’i getirmesinden birtakım çıkarsamalar yapmak aldanmaktır. Daha çok ABD’yi, AB’yi baz alan bir görünümü veren yeni kabineden, Kürtleri bekleyen eski politikalarda ısrara devamdır. Kürtlere düşen rasyonalite ise mücadeleyi her alanda büyütmektir. Silkinip yeni başlangıçlar yapmaktır.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.