
Özgürlük Ortadoğu’da bedeli en ağır olan 24 saat direniş anlamına gelen bir kavramdır. Sosyalist ve demokrat sıfatları ise kolay edinilen sıfatlar değildir. Büyük bedelleri, denenmeyi ve sınanmayı gerektirir.
Kürtlük daha fazla öyledir. Kürt bir ana babadan doğmak, Kürtçe konuşmak artık Kürt olmak için yeterli referansı oluşturmuyor. Kürtlük, artık özgürlükçü ve demokratik değerleri esas alan direngen bir yaşam biçimidir. Direngen olduğu kadar, özgürlükçü, vakur, kendine güvenli ve bilge bir duruştur. Bu uzun, acılı ve kahırlı bir direniş savaşıyla yakalanmıştır.
Kürtlük, ateşlerden geçmiş, zulmün ve vahşetin kalelerini yıkmış, sabrın ve direngenliğin örsünde dövülmüş, yalan-dolan ve sahtekarlığın her türünü tanımış, bunları aşmış ve özgürlükte karar kılmış bir halkın kimliğidir.
‘’Kürdüm!’’ diye haykırmak artık sadece bir etnik kimlik beyanı değildir. Ait olunan ulusu işaret etmenin dışında anlamlara sahiptir. Bundan daha fazla şeyler ifade etmektedir. Kendini ölümüne bir direniş içinde hem de insanlığın en kutsal kavramları temelinde yeniden yaratan bir halkı anlatır. Özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik, direngen, cinsiyetçilikten ve milliyetçilikten uzak, doğayla barışık bir kimliği ifade eder. Bu özgürlükçü kimlik sadece Türk-Arap-Fars sömürgeciliğine karşı değil, kapitalist dünya gericiliğine karşı direniş içinde şekillenmiştir. İnkarcı ve imhacı Türk rejimine karşı bir avuç gençle başlayan direniş Diyarbakır zindanında çeliklenmiş, 15 Ağustos ile dağlara taşırılmış, giderek Kürt coğrafyasının her tarafına ve her ferdine ulaşan bir toplumsal devrim haline getirilmiştir. Yeni Kürtlük işte bu sürecin ürünüdür ve Dolmabahçe açıklamasıyla yeni bir evreye girmiştir
Önder Apo ve PKK’nin temsilini yaptığı yeni Kürdün devletle yürüttüğü mücadele günümüzde muhataplığını resmen kabul ettirdiği bir aşamaya gelmiştir. 10 maddede ifadesini bulan müzakere masası kurulmuştur. Yok sayılan Kürt’ten devletle müzakere masasına oturacak ve kendisi başta olmak üzere tüm Anadolu ve Mezopotamya halklarının demokrasi ve özgürlük arayışının temsilcisi olan bir rol, misyona ulaşılmıştır. Önder Apo bir halkın iradesi olarak muhatap kılınmıştır.
Ortaya konan müzakere başlıkları AKP tarafından ne kadar çarpıtılsa da halklarımızın demokratik özgür yaşam arayışı bu on madde ile ortaya konulmuştur. Daha fazla anlaşılmaktadır ki bu müzakere süreci Kürt sorununun değil, halklarımızın demokrasi ve özgürlük sorununun ele alınacağı bir süreç olarak ilerleyecektir.
Bu maddelerin içeriğinin nasıl ele alındığı ve nasıl somutlaştırılacağı elbette ki taraflarca farklı değerlendirilmektedir. AKP’nin ele alışı klasik inkar ve imha yaklaşımından çok ileri değildir. Daha şimdiden kısa vadeli hedefler bağlamında ve son derece ciddiyetsizce yaklaşımlar kendini göstermektedir. Bülent Arınç’ın açıklamalarından da görüleceği gibi bu tür yaklaşımlar seçimlere kadar artarak sürecektir. İç Güvenlik Paketi ile tahkim edilmiş AKP saldırganlığı, hem halklarımızın demokrasi ve özgürlük taleplerini hem Kürt sorununun çözümünü istismar etmeye devam edecektir. Müzakere sürecini seçimlere endeksli yürütmeye çalışacak yine HDP’de ifadesini bulan demokrasi cephesinin barajın altına kalması için elinden gelen her şeyi kullanacaktır. Yandaş medya ve CHP, MHP gibi çağdışı ve fosil yapılanmalar daha şimdiden müzakere sürecini ve bu sürecin ruhunu oluşturan on maddeyi karalamaya giriştiler. Sağın yanında sol görünümlü, tarihin bir yerinde çakılıp kalmış kimi kişilikler ve yapılar da benzer eğilimler gösterebilir. Bunlara kimi Kürt milliyetçilerinin küfürlerini de eklediğimizde sürecin ne tür zorluklarla karşı karşıya olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Ancak tüm bunlara rağmen müzakere süreci ve ruhunu oluşturan on madde halklarımızda karşılığını bulmuştur. Sadece sol, sosyalist, demokratik güçler değil, sağduyulu tüm kesimler bariz bir destek ve sürece katılım yaklaşımı içindedir. Bu da karşı taraf gibi kendini siyasal, örgütsel ve eylemsel olarak yeniden yeniden yapılandırmak ve çok güçlü bir biçimde ortaya koymak durumundadır.
Zira müzakereye konu olan başlıkların her biri kendi içinde kısa-orta-uzun vadeli ele alınmayı gerektirmektedir. Bunun dışında seçimler süreçle bağlantılı büyük önem taşıyan bir çalışma olarak önümüzde durmaktadır. Her iki çalışmayı birbirini büyütecek ve güçlendirecek temelde yürütme zorunluluğu herkes tarafından görülmektedir.
İşte “Yeni Kürt” tüm bu süreçlerin motor gücü olarak bugüne kadar oynadığı rolü bundan sonra da daha yetkin olarak yürütecek kendi toplumsallığını özgürlük temelinde kurarken; başta Türkiye olmak üzere tüm bölgedeki halkların demokrasi ve özgürlük taleplerine güç kaynağı olmasını bilecektir.