ERSİN ÇAKSU / EYN ÎSA
Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre Suriye iç savaşında yarım milyonu aşkın insan yaşamını yitirdi, 13 milyon insan yerinden edildi ve 18 milyon insan ise yardıma muhtaç hale geldi. Bu krizin ‘çözüm’ü için şimdiye kadar Cenevre, Astana, Riyad, İstanbul, Kahire, Soçi, Münih, Viyana, Lozan gibi farklı yerlerde 50’yi aşkın toplantı, görüşme ve çalıştay yapıldı. Bunlar savaşın yoğunluğunu düşürmek bir yana, çatışmanın şiddetini arttırmaktan öteye gitmedi. Şunun için gidemedi:
- Bu toplantıları organize edenlerin büyük kısmı, zaten Suriye savaşının müsebbibi olan devletlerdi.
- Suriye’nin asli unsuru olan halklarına bu masalarda yer verilmedi.
- Bu toplantıların hepsi dışarıda yapıldı.
- Toplantılara çağrılan tarafların (rejim ve muhalefet adıyla hareket eden gruplar) özgürlük, adalet ve demokrasi gibi bir iddiası olmadı.
Peki 7 yılın sonunda ne oldu? Muhalefet adı altında hareket edenler, Rusya ve Türk devletinin anlaşmaları sonucu bir bir tasfiye edildi. Ortada muhalefet olarak sadece Kürtler ve ittifak geliştirdikleri Kuzey ve Doğu Suriye halkları kaldı. Rejim ise Rusya ve İran’ın desteğiyle görünürde karada birçok yeri ele geçirdi ama siyasi, diplomatik, ekonomik ve askeri olarak bu iki devlete mahkum oldu.
Kaba hatlarıyla böyle bir tablonun içerisinde MSD öncülüğünde bu çalıştay düzenlendi. Çalıştaya Suriye’nin hemen hemen tüm vilayetlerinden, Avrupa, Türkiye, Mısır ve Lübnan’dan Suriye’deki çeşitli muhalif siyasi parti, grup ve hareketten 100 delege katıldı.
Rejim, Dürzilere izin vermedi
Bu siyasi parti ve hareketler içerisinde rejime yakın olanlar da vardı. Dikkat çeken bir husus, rejimin kendisine yakın grupların katılımına izin vermesi ama Suriye’de yaklaşık bir buçuk milyon nüfusu olduğu belirtilen Dürzilerin katılımına izin vermemesiydi.
Yeni anayasa tartışması
İki gün süren çalıştayda 6 başlık üzerinde kapsamlı tartışmalar yürütüldü. Özellike anayasa için yapılan ”anayasasının dışarıdan değil, Suriye halkları tarafından tartışılarak yazılması, çoğulculuk, kadın-erkek eşitliği, tüm Suriyelilerin ‘Arap’ olarak tarif edilmesinin anayasadan çıkarılması ve herkesin kendisini kimliğiyle tarif etmesi, Suriye Arap Cumhuriyeti isminin Suriye Cumhuriyeti olarak değiştirilmesi, Suriye’deki farklı dillere resmiyet kazandırılması önerileri, katılımcıların büyük çoğunluğunun onayını aldı.
Kapsamlı kongreye doğru
Suriye’nin idari yapısı için de ademi merkeziyetçilik ve özerk yönetim gibi başlıklarda da yoğun tartışmalar yürütüldü ve bu konunun da anayasal düzleme çekilmesi gerektiğine vurguda bulunuldu. Çalıştayın sonuç bildirgesinde yer alan takip komitesinin kurulması maddesi, daha geniş kapsamlı bir kongreye doğru gidileceğinin işaretini veriyor.
Delegelerle sohbet
Çalıştayda verilen aralarda sohbet ettiğimiz delegelerin genel kanaati ”Suriye sorununun uluslararası arenada çözüm bulacağına ama kurulacak çözüm masasının bir tarafında yer alması beklenen muhalefetin kalmadığı” yönünde. Yani ”masada var olmak için sahada da var olmak gerekir” kanaati hakim. Genel tabloya bakıldığında sahada varlık gösteren tek muhalefet Kürtler ve ittifak geliştirdikleri Kuzey ve Doğu Suriye halkları.
Rejimin Kuzey ve Doğu Suriye ile geçen aylarda yaptığı görüşmeleri tek taraflı olarak kesmesine dikkat çeken kimi delegeler ise rejimin ne içeride ne dışarıda hiçbir masayı ve muhattabı kabul etmediğini belirterek, bunun Suriye’de yeni bir kanlı sürecin kapılarını aralama tehditi barındırdığını ve rejimi masaya çekebilecek bir güç birliğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
En önemli başlık sona bırakıldı
Bu çalıştayda en önemli başlık sona bırakılmıştı. O da içeride ya da dışarıda kurulacak bir çözüm masasına rejimin karşısına oturacak muhalefet blokunun oluşturulmak istenmesi. Mevcut atmosferde yaşanan muhalefet boşluğunu dolduracak ve çözüm masasında yer alacak bir bloka ihtiyaç var. Çünkü Rusya ile İran’ın desteğiyle kazandığı mevziler sonrası eski kibrine dönüş yapan rejim, şu anda en ufak muhalefeti bile tasfiye edeceğine inandırmış kendisini, bunun için de sadece öncelik sıralaması belirliyor.
TEV-DEM Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl’in ”Suriye Demokratik ve Barışçıl Çözüm Kongresi, BM gözetiminde tüm siyasi, toplumsal ve sivil güçlerin katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Bu kongreyle tüm halk ve inançların temsil edildiği geçici bir çözüm meclisi kurulmalıdır” önerisi, çalıştayın stratejik hedefini ortaya koyan bir öneriydi.