- Bu ilk değil. Bugün adına Pençe ve kartal diyorlar, geçmişte Balyoz, Çelik, Çekiç, Şafak ve Ejder dediler. 1983’lerden bugüne kadar küçük–büyük çaplı binlerce operasyonu karadan, havadan en yüksek tekniği de kullanarak Kürdistan halkına ve Kürdistan gerillasına karşı kullandılar. Neredeyse Kürdistan coğrafyasının vurulmayan toprağı kalmadı. Yıkılmayan ve yakılmayan köyü kalmadı.
İRFAN SABRİ AHMET
15 Haziran 2020’ye girilen ilk saatlerde 00–01 arası TSK’nin hava kuvvetleri tarafından Güney Kürdistan coğrafyası aynı zaman dilimi içerisinde bombalandı. Yapılan bombalamalar Êzîdîlerin tarihsel mekanı ve yaşam kaynağı Şengal, son 30 yılını mültecilikle geçirmiş fakat özgür iradesinden asla vazgeçmemiş, son 50 yılın devrimci mücadelesinde tarihe adını yazdırmış Mexmûr, Gerilla alanlarında 1990’lardan bu yana yaşam ve direniş mücadelesine yuva olmuş Avaşîn, Basya, Metina, Xakurkê, Kandil alanları hedeflenmiştir.
TC tarihinde çok rastlanan bir yöntem olarak siyasette yalancılık ve manipülasyon yöntemleri ile medya ve basın gücünü de kullanarak AKP trollerinin mahareti ile kendi dilleri ile PKK’nin bilmem ne kadar sığınak, barınak ve mevzilerini imha ettiklerin tekrarlayan nakaratlarla, ‘Özel Savaş’ın psikolojik yöntemlerini kullanarak dünya kamuoyu ve halkları kandıracaklarını zannediyorlar.
Bu ilk değil. Bugün adına Pençe ve kartal diyorlar, geçmişte Balyoz, Çelik, Çekiç, Şafak ve Ejder dediler. 1983’lerden bugüne kadar küçük–büyük çaplı binlerce operasyonu karadan, havadan en yüksek tekniği de kullanarak Kürdistan halkına ve Kürdistan gerillasına karşı kullandılar. Neredeyse Kürdistan coğrafyasının vurulmayan toprağı kalmadı. Yıkılmayan ve yakılmayan köyü kalmadı.
Yalnız ortada olan tek şey Pirus zaferleri oldu. Kendi dönemlerinin şanlı komutanları ve NATO’da dahi isim yapan Hasan Kundakçı, Altay Tokat, Çevik Bir, Necati Özgen, Osman Pamukoğlu, İsmail Hakkı Karadayı, Doğan Güreş, Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ nerede ve ne haldeler. Hele TSK ile anılan binlerce mareşal, general, subay, astsubaylara ne oldu? Yine bu general ve amirallere, subay astsubaylara yöneticilik yapan siyasetçilerin akıbetine bakmak gerekir.
TC’nin yakın tarihinde Adnan Menderes, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan gibi şahsiyetlerin sonu ne oldu?
Yenilen generaller, art arda yıkılan hükümetler ve kendi generalleri, başbakan ve devlet başkanlarını dahi fiziki imha eden bir TC gerçekliği. Ekonomik olarak çöken, PKK diplomasisi anlamında Türkiye ve Kürdistan’ın tüm maddi kaynaklarını ve coğrafyasını hegemonist güçlere peşkeş çeken ve tüketen TC yönetim gerçekliği.
Tüm bunlar ve yaşanan akıbetler ortadayken 2015 Nisan’ından bugüne kadar AKP–MHP faşist ittifakı tarihten ve yaşananlardan hiçbir sonuç çıkarmadan, ders almadan eski klasik söylemlerle “Bitirdik, bitiriyoruz” siyasetiyle tam gaz şiddet yöntemini en üst zirveye çıkarmış durumdalar.
Türkiye, kuzey Kürdistan coğrafyasında legal siyaset alanında tüm muhaliflerine karşı polis ve asker gücünü, çeteci–mafya grupları, paramiliter gruplarla kişi ve toplumu terörize ederek yürüten yöntemler, yine Kürdistan gerillasına karşı havadan, karadan ve denizden en yüksek teknoloji ve tekniği dahi kullanarak şiddet ve devlet zorunu yöntem olarak seçip imhayı önüne koyan AKP–MHP faşist iktidarının sonuç alması kesinlikle hayalidir.
AKP’nin öncülleri aynı siyasette ısrar ettiler ve direttiler, fakat tarihe gömüldüler. Tüm bu inkarcı, imhacı siyasete karşı direnen PKK ve Kürdistan gerillası ve Kürdistan halkları ilerleyen her günde dünya ve insanlık tarihine yaraşır özgürlük, direniş ve devrim kültürlerini büyük bedeller uğruna yarattılar. İnsanlığın ve halkların onurunun ve vicdanının sesi oldular.
Düşüncede, eylemde, örgütleme ve sistemde Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve dünya halklarına geleceğin nasıl yaşanılacağını gösterip sınırları aşan ve yeni enternasyonalizmin gerçek öncüsü ve kurucusu işlevinde halklara ve tarihe Demokratik Ulusun ve Demokratik Modernitenin temellerini atarak PKK ve Kürdistan gerillasının yenilmez, yıkılmaz iradi duruşu ve direnişi ile adeta bir maratoncunun temposu ve tarzı ile nefes nefese 42 yılını tamamlayarak başarılı, azimli ve cesaretli yürüyüşünü tüm kararlılığı ile yeni nesil neferlerle devrimciliğin temel ilkesi olarak devrim ve sosyalizm bayrağını yükseklerde tutmaya devam ediyorlar.
15 Haziran’da MSB görevini yapan eski Genel Kurmay Başkanı esasta R. T. Erdoğan’ın egolarına teslim olmuş Türk ordusunu da pespaye ederek cihadist ve çete–mafyacı grup CIA ajanı Gulbeddin Hikmetyar’ın öğrencisi ve yaveri durumundaki R. T. Erdoğan ve ruh ikizi Devlet Bahçeli’nin hizmetine koyarak adeta emir eri gibi Türk ordusunu da rezil û rüsva etmiştir. Erdoğan ve Bahçeli kendi iktidarları için her şeyi mubah görüyorlar.
Efrîn işgali, Girê Spî, Serêkaniyê işgali, Xakurkê, Bradost, Behdinan işgalinden sonuç çıkırmayan ve 15 Haziran’da Pençe ve Kartal dedikleri operasyonlarla Mexmûr, Şengal’in işgalini hedefleyen esasta Musul, Kerkük sınırlarından Halep’i de içine alan Türk işgal planlamasını devreye koymuş durumdalar.
PKK ve Kürdistan gerillasını gerekçe eden AKP–MHP faşist iktidarının amacı tüm Kürdistan’ı yeniden devlet zoru ve askeri güç ile işgal etmektir. Türk sömürgeciliği Kürtler adına hiçbir oluşumu, hiçbir siyaseti hazmedemiyor. Kürt ve Kürtler söz konusu olduğunda tek yöntem imha, inkar, asimilasyon ve soykırım politikaları yürütülmektedir.
Mexmûr mültecilerinin dağıtılıp bertaraf edilmesi, teslim alınması, Şengal Demokratik Özerk yönetim sisteminin dağıtılıp teslim alınması tasfiye edilmesi, Kürtler için ve devrimciler için efsane olan Kandil gerillacılığının karizmasının çizilmesi bu saldırılarda hedeflenmiştir.
PKK ve Kürdistan gerillası geriletilirse Musul, Kerkük ve Halep dahil yeni Osmanlıcı hayallerle Kürdistan tümden işgal edilecek ve Kürdistan cihadist grupların yönetimine bırakılacaktır. Osmanlı dönemindeki eyalet valiliklerinin tümü yeni Osmanlıcılık hayalleri ile AKP–MHP endeksli cihadist grupların temsilcilerinden oluşturulacağının planlandığı anlaşılmaktadır.
Bu planın başarı şansı yoktur. Ne Kürtler eski Kürt, ne siyasi dinamikler eskisi gibi bloklaşan tarzda, ne de yeni nesiller Osmanlıcı imparatorluk hayallerine açıklar. En önemlisi de Kürtler her yerde her açıdan örgütlü, donanımlı ve Ortadoğu’nun en direngen halkları durumundalar.
Kürtler, Mexmûr’da, Şengal’de ve Irak, Suriye’nin tüm bölgelerinde DAİŞ ve ön versiyonlarının vahşi vandalist yönetim sistemlerini büyük fedakarlık ruhu ve savaş tarzı ile yenilgiye uğrattılar.
Halklar ve Dünya Kamuoyun önünde Cihadist grupların tasfiyesini başarmış, öncü ve militan devrimci–enternasyonalist bir Kürt gerçekliği tarih önünde ispat edilmiş, yaşam ve pratiği ile toplumlara ve halklara örnek teşkil eden duruma gelmişlerdir.
Yeni Osmanlıcı hayaller 15 Haziran hava saldırılarında akamete uğramış ilk hamle Mexmûr, Şengal ve Kandil’de sonuçsuz kalarak Hulusi Akar, Erdoğan ve Bahçeli’nin önderliğinde birer Pirus zaferine dönüşmüştür.
H. Akar, R. T. Erdoğan ve D. Bahçeli’nin iktidar dönemleri bitmiştir. Yıkılmaları an meselesidir. Onun için vahşi ve Vandalizm’in en büyük saldırı yöntemlerine başvuruyorlar. Sonuç alamayacaklarını kendi öncelleri olan İ. Başbuğ, T.Çiller, M.Yılmaz’dan öğrenebilirler.