Türkiye’de Kürt halkıyla demokrasi güçleri birlikte mücadele vermezlerse mevcut zihniyetle Türkiye’de sorunlar çözülemez. Çünkü Kürt sorunu çözülmediği müddetçe bir otoriter zihniyet gidiyor, diğeri geliyor. Kürt halkını yeni koşullarda siyasi egemenlik ve kültürel soykırım sistemi içinde tutmak için gerici ve baskıcı politika benimseniyor. AKP’nin geldiği nokta bunu ifade ediyor.
Siyasal İslam sistem içine alınınca AKP için demokrasi sorunu bitmiştir. Devlet içine alınması Kürtlerin özgürlük mücadelesini ezme karşılığında olunca siyasal İslam’ın bundan sonraki karakteri de belirlenmiş oldu. Türkiye’de demokrasi mücadelesi Kürt halkının, sol demokratların, etnik ve dinsel toplulukların varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesi olarak aciliyetini korumaktadır. Kuşkusuz bir kısım İslamcı çevrenin de hala demokrasi ve özgürlük sorunu vardır. Ancak mevcut ana akımlar için bu sorun gündemden çıkmıştır. Onların sorunu ve kaygısı artık devlet içinde yerlerini sağlamlaştırmaktır. Bu nedenle de gelinen aşamada esas hedefleri de Kürt Özgürlük Mücadelesi ve demokrasi güçleri olmuştur. Her ne kadar klasik iktidar blokları ile belirli sorunlar yaşasalar da bunlar daha çok klasik iktidar blok artıklarıdır. Klasik iktidar blokları esasında Siyasal İslam’la uzlaşarak “yeni Türkiye’de” bunların etkin olmasına razı olmuşlardır. Çünkü onlar NATO ve ABD’den besleniyorlardı. NATO ve ABD ise eski klasik blokların ihtiyaçlarını karşılamadığını görüp siyasal İslamcıların sistem içine alındığı yeni iktidar bloklarını esas almaktadır.
ABD ve NATO’nun öngördüğü “Yeni Türkiye” de demokratik karakterde değildir. Sistemin ihtiyacı nedeniyle kimi yumuşamalar istense de, bu Türkiye’nin sorunlarını çözmekten uzaktır. Bunun en somut ifadesi Kürt sorunudur. Bireysel haklar temelinde Kürt sorununun çözümünün ele alınması kültürel soykırım sistemini yeni bir biçime kavuşturmaktan başka bir anlam taşımıyor.
Türkiye’de demokrasi sorununu mevcut sistemden zarar görenler çözebilir. Emekçiler, Kürtler, etnik ve dinsel topluluklar, özgür düşünce ortamına ihtiyaç duyar. Aydınlar, sanatçılar ancak derin demokrasi ve genişletilmiş özgürlük ortamında kendilerini ifade edip yaratıcılıklarını ortaya koyabilirler. Kadınlar, baskı ve sömürü ortamında nefes alamayan gençler, Türkiye’ye gerçek demokrasiyi getirme mücadelesi verebilirler.
1 Mayıs ruhu, tam da bu demokrasi ve özgürlük isteyenlerin ruhudur. 1 Mayıs, emekçilerin ve ezilenlerin dayanışma, mücadele ve özgür yaşam özlemlerini yükselttikleri gündür. Kuşkusuz ezilenlerin demokrasi ve özgürlük özlemi ve mücadelesi her zaman olmuştur. İnsanların toplumsallığını koruması bile bir demokrasi ve özgürlük mücadelesidir. Ancak son 125 yıldır 1 Mayıs ruhu ve bilinciyle bu mücadele hem toplumsal temeline hem de gerçek programına ulaşmıştır. Bu yönüyle 1 Mayıs hem özgürlük ve demokrasinin programı, hem de dayandığı toplumsal temelin somutlaştığı gündür. “Özgürlük ve demokrasi güçlerinin hedefi ne olmalıdır, bu hedef hangi toplumsal güçlerle yürümelidir” denilirse, 1 Mayıs tarihine, ruhuna ve bilincine bakılmalıdır.
Gerçek demokrasi de, gerçek özgürlük de, gerçek sosyalizm de, gerçek barış ve kardeşlik de, adalet ve eşitlik de 1 Mayıs ruhunda vardır. Bu ruhun, tarihin, bilincin dışındaki demokrasi de, özgürlük de, sosyalizm de, barış da, kardeşlik de, adalet de, eşitlik de eksiktir, yanlıştır. Kuşkusuz birçok düşünce, inanç ve dinde de bu değerler vardır. Ancak en kapsamlı haliyle 1 Mayıs’ta somutlaşır. Bu nedenle din-ırk farkı gözetmeksizin milyonlar, milyarlar bu ruh etrafında duygularını, taleplerini, yeni dünya özlemlerini dile getirmektedirler. İnsanlığın da, ezilenlerin de, emekçilerin de kurtuluşu ve özgürlüğü 1 Mayıs ruhunda vardır.
1 Mayıs’ı sadece emekçilerin dayanışma günü olarak görmek yanlıştır. 1 Mayıs; emekçilerin temiz, çıkarsız, adaletli duygularında tüm dünya sorunlarına çözüm getirecek ruh ve bilinç olarak görülmelidir. Bu ruhta Kürtler de, başka ezilen topluluklar da, kadınlar da, gençler de kendi sorunlarına çözüm zihniyetini ve zeminini bulabilirler.
Bu nedenle bu 1 Mayıs’ta Türkiye ve Kürdistan’da başta Kürtler, emekçiler olmak üzere tüm demokrasi ve özgürlük sorunu olanların buluşması gerekiyor. Türkiye ancak 1 Mayıs ruhuyla sorunlarını çözebilir. 1 Mayıs, çıkar çevreleri dışında, Kürtler başta olmak üzere tüm Türkiye halklarının buluşacağı ve sorunlarına çözüm bulacağı bir platformdur. Her ne kadar sistem, bürokrat sendikacılarla bu ruhu bozmaya, bu ruhu özünden koparmaya çalışsa da bu başarılmayacak bir iştir. Reel sosyalizm yıkılmış, her türlü silaha sahip olan reel sosyalist devletler kaybetmiş ama 1 Mayıs ruhu, 1 Mayıs’ın demokrasi, özgürlük ve sosyalizm anlayışı yıkılamamıştır. Çünkü demokrasiyi de özgürlük ve sosyalizmi de her zaman gerçek anlamda 1 Mayıs alanları, ruhu ve bilinci temsil etmiştir.
Kim özgürlük istiyorsa, Allah’ın ipine sarılır gibi 1 Mayıs ruhu ve bilincine sarılmalıdır. Türkiye gibi demokrasi sorununun yakıcı olduğu bir ülkede bu zamanda Kürtler, emekçiler, kadınlar, gençler, ezilenler, etnik ve dinsel topluluklar 1 Mayıs alanlarını doldurarak gerçek demokrasi, özgürlük ve sosyalizm alternatifini gözler önüne sermelidirler.
Bu duygu ve heyecanla herkese “Haydi, 1 Mayıs Alanlarına!” diyoruz.